Bahçeli: Başbuğ'un açıklamaları tatmin etmiyor

Partisinin Grup Toplantısı'nda konuşan Devlet Bahçeli, Orgeneral Başbuğ'un yaptığı açıklamaları tatmin edici bulmadığını söyledi.

İşte Bahçeli'nin açıklamaları:

"Türkiye'de siyaset dışı zorlama arayışlarına dönük haberler toplumdaki endişe ve kuşkuların artmasına yol açmıştır. Doğru ile yanlışın, gerçek ile yalanın, haber ile uydurmanın birbirine karıştığı bu kargaşada partimiz yaşanan olaylara temkinli ve itidalle yaklaşmıştır. Bu konuda adalete intikal etmiş süreçlere müdahale etmeden gelişmelere karşı demokrasi anlayışı ve duruşunu tekrarlamayı yeterli görmüştür.

Demokrasiye dışarıdan müdahalelere sonuna kadar karşı olduğumuzu bir kere daha ilan ediyoruz... Siyasi partilerin terörle ilişkileri olmadığı müddetçe mahkemeler tarafından kapatılmasına karşı olduğumuzu da bir kez daha tekrarlıyoruz...

Ne Türk milletinin demokrasiden başka arayışı ve seçeneği vardır ne de partimizin demokratik rejimle bir sorunu ve sıkıntısı bulunmaktadır. MHP parlamenter demokrasilerde egemenliğin yegane sahibi millet olduğuna, demokrasinin milli iradeye dayandığına milli iradenin tecelli ettiği yerin de TBMM olduğuna inanmaktadır. MHP demokratik rejime ve parlamentonun anayasal yetkililerine dışarıdan her türlü müdahaleyi gayrimeşru bulmakta ve bunu şiddetle reddetmektedir.

Üzerinde tartışılan ıslak imzalı bir belgenin akıbeti hala netleşmemiştir. Başbakan Yardımcısına suikast gibi bir iddia hala aydınlanmamıştır. TSK'da görev yapan personeli zan altında bırakacak sistematik kampanyanın yeni dalgalar halinde sürdüğü ve devamının da geleceği anlaşılmaktadır.

Bizim bu konuda siyasal bir polemik başlatma amacımız yoktur. Bu konuda en küçük bir ihtimalin bile üzerine sonuna kadar gidilmesi gerektiğine inanıyor ve bu girişimleri destekliyoruz. Her bir kurumun yeri ve önemi bizim için ayrıdır. 2 bin yıllık tarihe sahip Türk ordusu polemik konusu yapılarak içeride ve dışarıda malzeme yapılmamalıdır. TSK'ya ve komuta kademelerine kendisini aklamak ve demokrasiye bağlılık konusundaki kuşkuları kaldırmak için iç denetim ihtiyacı daha da artmıştır. Türk ordusu polemik konusu yapılamaz.

Biz TSK'nın açıklamalarına güvenmek durumdayız. Ancak son olarak kamuoyuna yansıyan Genelkurmay Başkanı'nın açıklamasını tatminkar bulmak mümkün değildir. TSK'ya yönelik bir karalama kampanyası olması açıktır. Ancak bu karalamaya karşı suçların ortaya çıkarılması kaçınılmaz bir zorunluluk hale gelmiştir.

Adına ne denilirse denilsin, ister plan, ister tatbikat...bunları hoşgörmemiz mümkün değildir. Dileriz ki bu zırvalar gerçek değildir. TSK bu ağır ithamdan ve vebalden derhal kurtulmalıdır. Bütün bu gelişmeler karşısında Başbakan Erdoğan ve zihniyeti demokrasiyle kumar oynamak milli iradeyi istismar etmek gibi tehlikeli bir tercihte bulunmuştur. Nasıl Menderes'e aynı oyunu oynadılarsa nasıl Özal'ı suçladılarsa diyerek yeniden mağdur rolünü oynamak, şahsını ve partisini tek demokratik yapı olarak ilan etmiştir.

MHP ucu kime dokunursa dokunsun gerçeğin bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasında üzerine düşen her türlü desteği vermeye hazır ve kararlıdır. Siyaset geleneğini dayatmalara teslim etmemiz mümkün değildir. Türkiye bu arayışlardan mutlaka kurtulmalıdır. Kurtuluş yollarının ancak siyasetin içinde olduğu kabullenmelidir. Bu gerçeğe yanaşmayanlar varsa onların hakkında verilecek kararlara boyun eğmek zorunda kalacaklardır. Demokrasi dışında bir iradenin kabul edilmesi mümkün değildir.

Bu açıdan Cumhurbaşkanı'na hükümete ve kamuoyuna önerimiz şudur..

Konu Cumhuriyet'in temel kurumlarını yıpratacak kadar ağır bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bu sorunun adı devlet krizidir. Özellikle TSK'ya yönelik ithamlar ve gerçeklerin ortaya çıkarılmasında hükümetin laftan başka bir şey yapamayacağı anlaşılmıştır. Bu yüzden devlet organlarının zarar göreceği bir yönetim anlayışı görülmeye başlamıştır. TSK'nın üzerlerinde uygulandığı öngörüldüğü psikolojik harekat karşısında hükümetin tedbir almakta aciz kaldığı anlaşılmıştır. Demokrasiye müdahale arayışları devlette sancıya yol açacaktır. Ordu, emniyet, istihbarat, adalet ve bürokrasi üzerinde tahribi yüksetir. Cumhurbaşkanlığı makamına devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetmeyi ve MGK'yı toplantıya çağırma yetkisini vermektedir.

MHP Sayın Cumhurbaşkanı'nın MGK'yı acilen toplamasını önermektedir. TBMM Başkanı, yüksek yargı organlarının başkanları, emniyet ve istihbarat teşkilatının yöneticileri katılmalıdır.
Toplantı veya devam edecek toplantılar sonunda oluşacak tavsiye kararları hükümete bildirilmeli, kamuoyuyla tartışılmalı, ve bu TBMM zemininde takip edilmelidir."

Dengesi bozulan ve ayarı kaçan Türkiye ekonomisinin sarsıntıları devam etmektedir. Başbakan’dan beklentimiz bize laf yetiştirmenin yerine ekonomiye müdahale etmesidir. MHP iktidara koşmaktadır, milletimizin bize yönelik artan ilgisi bunu göstermektedir ve partimi tek başına iktidar olmaya taliptir.

Ekonominin yakalandığı ağır hastalık istihdamı felç etmiş, iç ve dış talebe büyük bir darbe vurmuştur. İç kredilerin durması, ihracatta gerileme diğer problemler arasında yer almıştır. Koma halinde bulunan ve can çekişen sektörlerin sorunları giderilememiştir bu nedenle esnafımız, sanayicimiz, çiftçimiz perişan bir durumdadır.