Devlet Bahçeli'den 19 Mayıs Mesajı! "Türk Gençliği Dimdik Ayakta"
MHP lideri Devlet Bahçeli Türk Gençliği Büyük Kurultayı'nda açıklamalarda bulundu. "Karşımda gördüğüm bu muhteşem manzaradan bu salonu baştan başa kuşatan coşkudan ülkü sevdasından büyük bir kıvanç duyuyorum" diyerek sözlerine başlayan Devlet Bahçeli "19 Mayıs 1919'da Samsun ufkunda doğan hürriyet güneşinin 109 yıl sonra Türk gençliğinin gözlerinde nasıl parladığını idrak ediyoruz" dedi.

Devlet Bahçeli'nin açıklamalarında öne çıkanlar şöyle;
Karşımda gördüğüm bu muhteşem manzaradan bu salonu baştan başa kuşatan coşkudan ülkü sevdasından büyük bir kıvanç duyuyorum. Yüce milletimizin yarınlarına Türk İslam davasının genç nefeslerine şahitlik etmekten dolayı bahtiyarım. Yüreğinde Ergenekon'un kuddetini fikriyatın Malazgirt'in kararlılığını, adımlarında Samsun'un istiklal meşalesini taşıyan Türk gençliğini bu anlamlı günde burada görmek tarifsiz bir onur benim için.
TÜRK GENÇLİĞİ İŞTE KARŞIMDA, DİMDİK AYAKTA
19 Mayıs 1919'da Samsun ufkunda doğan hürriyet güneşinin 109 yıl sonra Türk gençliğinin gözlerinde nasıl parladığını idrak ediyoruz bugün. Türkiye Cumhuriyeti'ne biçim veren ülkücü hareketin nasıl dimdik ayakta kaldığını işte bu muazzam tablo eşliğinde buradan ilan ediyoruz. Ne mutlu bizlere. Hasretini çektiğimiz, dualarda dilediğimiz, sabırsızlıkla beklediğimiz, sonuna kadar güvendiğimiz o Türk gençliği işte karşımda, dimdik ayakta. Bu gençlikle ne kadar sevinsek, ne kadar övünsek, ne kadar iftihar etsek azdır. Bu salonu dolduran alnı ak, aklıselim sahibi, kalbi sağlam, azmi aşikâr, niyeti halis olan, bütün samimiyetimle kendileriyle gurur duyduğum sevgili asenalar, sevgili bozkurtlar, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen Türk Gençliği Büyük Kurultayı münasebetiyle hepinizi en kalbi duygularımla, muhabbetle ve hürmetle selamlıyorum. Her birinizi teker teker bağrıma basıyorum. Hoş geldiniz. Sefalar getirdiniz diyorum. Başta Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Sayın Ahmet Yiğit Yıldırım olmak üzere, Ülkü Ocakları'nda yetişmiş ve neslimizi burada tertemiz yetiştirmeye devam eden tüm dava ve yol arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
19 MAYIS TÜRK MİLLETİNİN TARİH SAHNESİNDE YENİDEN DOĞDUĞU KUTLU BİR BAŞLANGIÇTIR
Evlatlarım, 19 Mayıs 1919 Türk milletinin tarih sahnesinde yeniden doğrulduğu, kaderine vurulmak istenen esaret zincirini parçaladığı, emperyalizmin kurduğu vesayet oyunlarını elinin tersiyle ittiği kutlu bir başlangıçtır. Mondros'un ağır hükümleri milletimizin sırtına hançer gibi saplanmış, Anadolu'nun dört bir yanı işgal heveslilerinin kirli hesaplarıyla sarmalanmıştı. Vatan toprağı işgalcilerin postallarıyla çiğnenirken, ihanetin ağları İstanbul'dan Musul'a, Erzurum'dan Selanik'e kadar uzanmış, mandacıların himaye hevesleri, ayrılıkçı cemiyetlerin teslimiyet hesaplarıyla çepeçevre kuşatılmıştı. İstanbul'un semalarına işgalin ağır gölgesi çökmüş, ordunun imkânları mütareke şartlarıyla budanmış, vatan sevdalılarının sabrı taşmıştı. Vatan ve hürriyet şairimiz Namık Kemal milletin sızısına şöyle ses veriyordu. 'Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini. Yok mudur kurtaracak bahtı kara mâderini.' İşte Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'da attığı ilk adım, bu suale verilmiş en büyük cevaptır.
YA İSTİKLAL YA ÖLÜM...
O ilk adım Havza'da ulusal şuura, Amasya'da kurtuluş fermanına, Erzurum'da millî birliğe, Sivas'ta 'Ya istiklal ya ölüm.' diyen kararla Ankara'da devletleşen ve devleşen millî iradeye dönüşmüştür. Böylece Namık Kemal'in feryadı cevabını bulmuş, Mustafa Kemal Atatürk da bu cevabı tarihe şu mısralarla mühürlemiştir. 'Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini. Bulunur kurtaracak bahtı kara mâderini.' İşte bu mısralar, Samsun'a çıkan kıvılcımın Anadolu'da nasıl bir ihtilal yangınına dönüşeceğinin habercisi olmuştur.
Değerli dava arkadaşlarım, sevgili evlatlarım, Gazi Mustafa Kemal Paşa Samsun'da millî mücadelenin fitilini ateşlerken, önünde belirsizlik, karşısında işgale soyunan düşman, arkasında hıyanetin muhbirleri, boynunda idam fermanı vardı. Fakat onun ruhunda korkuya yer yoktu. Bandırma Vapuru Karadeniz'in hırçın dalgalarıyla nasıl bilendiyse, millî mücadelenin iradesi de yokluklar içinden, ihanetlerin arasından, istilanın gölgesinden sıyrılarak kuvveden fiile çıkmıştır. O iradenin mimarı olan Gazi Mustafa Kemal Paşa da imkânsızlığı mazeret saymamış, Anadolu'nun sessizliğinde yaklaşan kıyamın ayak seslerini sinesinde duymuştur. Sükûtu sedaya, acizliği azamete, dağınıklığı dirliğe, kederi kıyama çeviren ise Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Türk milletine duyduğu sevgi ve inanç olmuştur. Resmî bir vazifenin sağladığı imkânı millî bir dirilişin kilometre taşına çeviren bu büyük irade, Samsun'da Türk milletinin talihini ve tarihini sil baştan inşa etmiştir.
19 MAYIS MAHZUN KALMIŞ MİLLETİMİZİN MİRACIDIR
Bugün bu inşa üzerine yürüdüğümüzü çok iyi bilmenizi isterim. Bu yürüyüşte yorgunluğa yer yoktur. Bu yürüyüşte yılgınlığa yer yoktur. Bu yürüyüşte tereddütlere, teslimiyete, tükenişe ve tefrikaya yer yoktur. 19 Mayıs, mahzun kalmış milletimizin miracıdır. 19 Mayıs, esarete terk edilmek istenen mukadderatın Türk eliyle yeniden yazılmasıdır. 19 Mayıs, karanlığa terk edilmek istenen bir coğrafyada fecrin ilk ışıklarıdır. Çünkü 19 Mayıs, Samsun'da Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın attığı o ilk adımla 107 yıl önce başlayan ve ilelebet sürecek istikbal seferinin adıdır. Bugün sizlere düşen vazife de bu seferin en ön saflarında birer nefer olmaktır. Fikir ve dava adamı Galip Erdem, 'Hürriyet savaşını kazanmak ne kadar mühimse, hürriyete layık olmak da en az o kadar mühimdir.' diyordu. Kendi çağınızın diliyle, ilmek ilmek işlediğiniz emeğinizle, helali gözettiğiniz kazancınızla, imanla beslediğiniz aklınızla, alın terinizle suladığınız başarılarınızla bu büyük mücadeleyi sürdüreceksiniz. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk, 'Şayet bir gün çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. Kurtarıcı kendiniz olun.' öğüdüyle seslenmiştir.
Terörsüz Türkiye için sorumluluk aldık.
