2024 Bütçe Görüsmeleri

MHP Grup Baskanvekili Erkan Akçay, “Terörle mücadele Türkiye’nin öncelikli meselesidir. Kahraman güvenlik güçlerimiz yurt içinde ve sinir ötesinde terör örgütlerine karsi etkin ve basarili bir mücadele yürütmektedir” dedi.

TBMM Genel Kurulu’nda bütçe görüsmeleri basladi.

MHP Grup Baskanvekili Erkan Akçay, dünyanin savaslarin, çatismalarin, salginlarin ve ekonomik buhranlarin neden oldugu küresel krizlerle bogustuguna dikkat çekerek, “Bütçe görüsmelerini gerçeklestirdigimiz bugünlerde ülkemizin gündemi de yogun ve çetindir. Israil’in Filistin’deki katliamlari, Rusya-Ukrayna savasi, 6 Subat’ta yasadigimiz büyük deprem felaketi, terörle mücadele, ekonomik istikrarin saglanmasi, bekamizi hedef alan tehditler gündemin öne çikan basliklaridir. Tüm bu olumsuzluklara ragmen Türkiye istikrar içinde Türk ve Türkiye Yüzyili hedeflerine emin adimlarla ilerlemektedir. Muhterem milletvekilleri, siyasi ve demokrasi tarihimiz çok sayida darbelerle, muhtiralarla, vesayet girisimleriyle, hükümet krizleriyle sik sik kesintiye ugramistir. Sistemden kaynaklanan sorunlar nedeniyle siyasi istikrar bir türlü saglanamamisti. Çok partili seçimlerin ilk kez yapildigi 21 Temmuz 1946’dan Cumhurbaskanligi hükümet sisteminin fiilen yürürlüge girdigi 24 Haziran 2018 seçimlerine kadar 51 hükümet görev yapmistir. Hükümetlerin ortalama görev süresi bir yil üç aydir yani ortalama on bes aydir. Diyebiliriz ki cumhuriyet tarihimizin yetmis iki yili adeta siyasi istikrarsizlik içinde geçmistir. 15 Temmuz hain darbe girisimi sonrasinda Türkiye’nin maruz kaldigi tehdit ve tehlikelere karsi ülkemizin istiklali ve istikbali için Cumhur Ittifaki kurulmustur” ifadelerini kullandi.

Akçay söyle konustu:

“Terörle mücadele Türkiye’nin öncelikli meselesidir. Kahraman güvenlik güçlerimiz yurt içinde ve sinir ötesinde terör örgütlerine karsi etkin ve basarili bir mücadele yürütmektedir. Bir zamanlar terörle anilan il, ilçe ve köylerimiz huzur beldeleri hâline gelmistir. Firat Kalkani, Zeytin Dali, Baris Pinari, Bahar Kalkani, Pençe-Kaplan Harekâtlariyla sinir güvenligimiz teminat altina alinmis, olusturulmak istenen terör koridoru bertaraf edilmistir. Batili devletlerin, 15 Temmuz hain darbe girisimiyle ilgili ikiyüzlü tavirlari tehdit ve tehlikenin geçmediginin en somut delilidir.”

MHP Grup Baskanvekili Muhammet Levent Bülbül de Türkiye ekonomisinin 2021 yilinda yüzde 11,4; 2022’de ise yüzde 5,5 oraninda büyüdügünü hatirlatarak, “Türkiye Istatistik Kurumu tarafindan açiklanan son büyüme verilerine göre, bir önceki yilin üçüncü çeyrek büyüme verilerine göre 2023 yili üçüncü çeyreginde büyüme orani 5,9 olarak gerçeklesmistir. Bu büyüme oraniyla ülkemiz G20 ve OECD ülkeleri arasinda en hizli büyüyen ülke olmustur. 13 çeyrektir kesintisiz büyüme gösteren ekonomimizde, büyüme göstergesinin yani sira son gelen dis ticaret verilerine göre, ihracat 2023 yili Ekim ayinda bir önceki yilin ayni ayina göre yüzde 7,4 artmistir. Ihracat gelirlerimiz 2023 yili ikinci yarisinda, yillik bazda 253 milyar dolari simdiden asmis durumdadir. Yilin ilk yarisinda toplam sabit sermaye yatirimlari yüzde 4,7 oraninda yükselirken makine ve teçhizat yatirimlarindaki artis yüzde 6,9 olarak kaydedilmistir” ifadelerini kullandi.

IYI Parti Ankara Milletvekili Koray Aydin ise kur korumali mevduata deginerek, “Iktidarin ekonomide uyguladigi bir baska vahim hata, kur korumali mevduat meselesidir. ’Kur korumali mevduat hesabi’ demek kisaca, devletin dövizle borçlanmasi demektir. Bana sorarsaniz bu ortamda hiç kimse dövizle borçlanmak istemez çünkü risk büyüktür ve bu riski bertaraf edecek bir çözümleri de yoktur. Ama söz konusu devlet olunca, AK Parti iktidari da devleti sirket gibi yönetme hevesine kapilinca devlet döviz cinsinden borçlanabiliyor. Allah askina, bir söyleyin, surada içimizden kim gider de dövizle borçlanir? Devleti dövizle borçlandirmak bu millete yapilacak en büyük kötülüklerden biridir; bunun sonuçlarini da hep birlikte su anda görüyor ve yasiyoruz. Kur korumali mevduat sisteminden dolayi rantiyecilere, faizcilere aktarilan kaynagin 700 milyar lira civarinda oldugu hesaplanmaktadir. Ondan sonra da diyorlar ki ’Devletin borcu artti.’ Arkadaslar, bu borcu AK Parti iktidari artirdi, siz artirdiniz. Kendisini yakindan tanidigim rahmetli Erbakan Hoca hayatta olsaydi ’Sizi gidi faizciler, sizi gidi rantiyeciler’ der, vallahi hepinizin kulagini çekerdi degerli arkadaslar” dedi.

IYI Parti Izmir Milletvekili Ümit Özlale de AR-GE harcamalarina atif yaparak, “Her firsatta ’AR-GE’ye daha fazla kaynak ayiriyoruz’ dediniz; yalan. Baktiginiz zaman on sene önceye göre kamu harcamalari içerisinde AR-GE’nin payi yari yariya düsüyor; 0,86’dan 0,45’e düsmüs. Millî gelir içerisinde AR-GE’nin payi 1,09; Brezilya’nin altinda, Misir’in biraz üstündeyiz. O yüzden, kimse bize bugün ’AR-GE harcamalarini artirarak biz Sanayi 4.0’a hazirlaniyoruz’ demesin, bütçe ve kalkinma plani bunun tam tersini söylüyor. Sene olmus 2023, hâlâ bu ülkede bilim insanlari, hâlâ bu ülkede AR-GE yapmak isteyen insanlar teknokentlere kart basarak giriyorlar, üniversitelere kart basarak giriyorlar. Arkadaslar, bugün bilim üretmek istiyorsaniz artik ögretim üyelerinin üniversitelere kart basarak girmesini mecbur hâle getirmemeniz gerekiyor, bugün hem devlet üniversitelerindeki hem vakif üniversitelerindeki ögretim üyelerinin haklarini iyilestirmeniz gerekiyor; Bogaziçi Üniversitesinden, ODTÜ’den elinizi çekmeniz gerekiyor” seklinde konustu.

Saadet Partisi Grup Baskanvekili Bülent Kaya da bütçenin basarisinin hükümetin verdigi güvenle dogru orantili oldugunu söyleyerek, “Birbirine zit politikalari çok kisa araliklarla uygulamaya koymus, milletin huzurunda ’bu can bu tende oldugu müddetçe’ diye baslayan yemin ve sözlerle söz vermis bir kisinin sözünden caymasindan sonra getirmis oldugu bu bütçeye kim, hangi sektör, hangi kesimler güvenecektir? Nas söyleminden cayarak ortaya koymus oldugu politikalardan sonra faizlerin yükseldigi bir ülkede hep beraber maalesef bedellerini ödemeye devam ediyoruz. Sayin Cumhurbaskani daha çok degil, 2021 yilinda bir kisim arkadaslarini bir gece yarisi kararnamesiyle görevden aldi. Sayin Adalet Bakani ve Sayin Hazine ve Maliye Bakani is çevrelerini, is örgütlerini ziyaret ederek hem demokraside hem hukukta reform yapacaklarini dolayisiyla Türkiye’ye güvenerek yatirim yapmalarini istemisti. Ayni Sayin Bakanlar bir gece yarisi kararnamesiyle aflarini diledikleri için Sayin Cumhurbaskani tarafindan görevden alinmislardi. Yerlerine bambaska politika izleyen, daha dogrusu Sayin Cumhurbaskani artik eski politikalarindan çark ettigi için Sayin Cumhurbaskaninin yeni politikalarini uygulayan bir ekonomi yönetimi is basina geldi. Sayet sizin is örgütlerine göndermis oldugunuz Adalet Bakaninizin ve Hazine ve Maliye Bakaninizin ömrü bir gece yarisi kararnamesiyle sinirliysa, o bakanlarinizin ortaya koymus oldugu icraatlara kim güvenecek” ifadelerini kullandi.

Saadet Partisi Istanbul Milletvekili Selim Temurci ise söyle konustu:

“2022 yilinda degerli milletvekillerimiz, bütçe açigimiz 142,7 milyar TL, 142,7 milyar TL; bu yil sonu 1 trilyon 633 milyar TL; bir sonraki yil bunun üzerine 1 trilyon daha geliyor ve 2 trilyon 652 milyar TL oluyor. Inanilmasi zor ancak iki yilda bir ülkenin bütçesi 19 kat açik veriyor. Peki, sorarsaniz ’Dünyada esimiz benzerimiz var mi, OECD’de var mi, ilk 20’de var mi, o meshur kirilgan ekonomiler içerisinde bize benzer var mi?’ Yok. Türkiye ekonomisi sadece kirilgan degil, maalesef paramparça olmus bir ekonomi hâline gelmis; bunu düzeltmek de bence Meclisten basliyor. Söyle bir soru akla gelebilir: 2017 yilinda bu devlet ne kadar bütçe açigi veriyordu? Abdullah Güler kardesim, 2017 yilinda bütçe açigimiz 48 milyar TL. 2024 yilinda 2017’yle karsilastirildiginda 55 kat daha fazla bütçe açigi veriyoruz, 55 kat. Buradan hareketle birçok sey söyleyebiliriz. Ama bu bütçe açiklari nasil kapanacak? Bu bütçe açiklarini kapatmanin en kolay yolu, bas parayi, para basacagiz. Parayi bastigimizda ne oluyor? Nominal olarak devletin harcamalari da artiyor yani para basmak enflasyonu, bütçe açigini artiriyor; bütçe açigi olunca para basiyorsunuz, iki tane devasa, büyük canavar yaratmis oluyorsunuz ve Türkiye’de maalesef bu olmustur. Isin ilginci sudur: 2016 ve 2017’den sonra enflasyon bu ülkede hiçbir zaman tek hane olmadi ve sag olsun, orada da ’TÜIK’ diye bir kurumumuz var, inan inanabilirsen. Özetle sunu söylemek istiyorum: Para basmayla bu is olmadi fakat bizim bütçe açigimiz neden bu kadar artti, asil buna bizim bir cevap aramamiz gerekiyor, o cevabi da surada vermek gerekiyor. Bakin, 2017 yili sonunda Türkiye’de dolar kuru 3,80-3,85 civarindaydi; arkadaslar, bugün 30 TL’ye dayandi. Bana bir tane ülke gösterin, alti yilda parasinin degeri 8 kat deger kaybetmis olsun; böyle bir tabloyla maalesef karsi karsiyayiz. Alti yil belki uzun oldu, söyle yapalim, su seçimlere bir gidelim, mayis seçimlerinde dolar neydi? 20 TL’ydi, su an 30’larda. Türkiye’nin dis borcu ne? 475 milyar dolar, 475 milyar dolar. Iste, ekonomist arkadaslar bilir, dolardaki artisin enflasyona olan etkisi yani kur geçiskenligi -arkadaslar, en son veriler, Merkez Bankasi Baskanimiz da bunu ifade ettiler- dolar yüzde 10 artarsa enflasyonumuz yüzde 2,5 artar.”
Kaynak: İHA