Karadeniz'de Müsilaj Tehlikesi
Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Ögretim Üyesi Prof. Dr. Özgür Baytut, Karadeniz’de müsilaj (deniz salyasi) teshis ettiklerini söyledi.

Prof. Dr. Özgür Baytut: “Karadeniz’de müsilaj teshis ettik”
Söyleside Karadeniz’de de müsilaj teshis ettiklerine dikkat çeken Prof. Dr. Baytut, “Tabii ki önlemler alinip bu yönde çalismalarin yapilmasi gerekiyor ve bu kirlilik mutlaka izlenmeli. Yüzeyden müsilajin temizlenmesi öncelikli yapilacaklar arasinda fakat yeterli degil, çünkü pek çok canliya zarar verebilecek ve oksijen tüketimini arttiracak müsilaj çökeltileri, önümüzdeki günlerde istenmeyen kosullara neden olabilir. Müsilaj, okyanus ve deniz kiyilarinda görülen birikintilere deniyor. Akdeniz’de 18. yüzyildan itibaren süregelen bu durum ‘mare sporco’ (kirli deniz) olarak da bilinmekte. Müsilaj kümeleri genellikle sularin isindigi, su sütununun tabakalastigi ve meteorolojik durumlarin nispeten sabit oldugu ilkbahar sonlarinda görülmekte” dedi.
“Müsilaj tüm canlilari tehdit ediyor”
Müsilajin olusmasindaki nedenler hakkinda detaylar aktaran Prof. Dr. Özgür Baytut, “Müsilaj üretimi tekat dinoflagellatlardan ‘gonyaulax fragilis (schütt) kofoid’in asiri üremesi ile iliskilendirilmistir. Gonyaulax fragilis, Marmara Denizi’nde bilimsel olarak ilk defa 2004 yilinda rapor ediliyor. Bununla birlikte müsilajin, Marmara Denizi’nde 1990’li yillardan itibaren çesitli deniz insanlari tarafindan görüldügü belirtilmistir. Müsilaj, gonyaulax fragilis tarafindan salgilanir fakat tipki yapi harcina katilan çakil tasinin; harcin miktarini, yogunlugunu ve dayanikliligini arttirmasi gibi müsilajin içinde bulunan ve zincir olusturan diyatomeler de müsilajin hacmini artirir. Belli bir süre sonra bu çürüme basladiginda, su yüzeyinde, su sütununda ve bentik bölgede oksijen azligi (hipoksia) ve yoklugu (anoksia) gözlenebilir. Nihayetinde de bu durum; bentik omurgasizlar ve kabuklular ile baliklarin solungaçlarini tikar ve bu canlilarin solunum yapmasini engeller. Müsilajla birlikte diger toksik algler ayni anda bulunabilir ve diger canlilar için zehirlenme tehlikesi ortaya çikabilir” diye konustu.
ÇEVSAM Müdürü Prof. Dr. Yüksel Ardali ise deniz salyasi probleminin bütün yönleriyle gündemde oldugunu fakat Türkiye’de son günlerde meydana gelen ve can kayiplarina mal olan sellerin ve orman yanginlarinin Türkiye’yi derinden etkiledigini söyledi.
Prof. Dr. Ardali, krize yol açan bu olaylarin uzmanlarca öngörüldügüne isaret ederek, “Dünyada ve ülkemizde bilim insanlarinin yillar önce öngördükleri afetler nedeniyle zor günler yasanmakta. Iklim degisikliginin etkileri, canli yasamlarini olumsuz etkiliyor ve dogayi tehdit ediyor. Global Footprint Network Ceo’su (üst düzey yönetici) Laurel Hanscom ‘Insanlik, su anda gezegen üzerindeki ekosistemlerin yenileyebileceginden yüzde 74 daha fazla kaynak kullaniyor, bir baska deyisle 1.7 dünyamiz varmis gibi tüketiyoruz’ uyarisinda bulunuyor. Dolayisiyla kaynaklarimizi dogru kullanmiyoruz ve bunun sonucunda karbondioksit emisyonlari artiyor, orman alanlari azaliyor, hâlâ fosil yakit ve kullanimi devam ediyor. Dahasi, atik ve kiyi yönetim sistemimizi degistirmezsek su anki durumdan daha kötü günler yasayabiliriz. Hem çevresel yükün azaltilmasi hem de acilen iklim uyum programlari çerçevesinde uyari sistemlerinin kurulmasi ve önlemlerin alinmasi hayati önem arz ediyor” seklinde konustu.
Program sonunda Prof. Dr. Ardali ve Dr. Baytut çalismalara devam edeceklerini vurgularken, yanginlarda mücadele eden fedakar çalisanlar ile vatandaslara minnettar olduklarini belirterek hayatini kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralilara sifa dilediler.
