'Iklim Davalari Açilabilir'
Yasar Üniversitesi Akdeniz Uygulama ve Arastirma Merkezi, “Iklim Degisikligi, COP26 ve Türkiye: Hukuksal Perspektif” adi altinda çevrim içi bir seminer düzenledi. Seminerde, iklim degisikligi hukuksal baglamda ele alindi. Türkiye’nin iklim planlarinin tarihi sürecinin yani sira, Piri Reis Üniversitesi Medeni Hukuk Anabilim Dali Baskani Doç. Dr. Basak Basoglu Kapanci, kisilerin veya derneklerin iklim degisikligine sebep olacak sekilde dogaya zarar veren sirketlere iklim davalari açabilecegini söyledi.

“Karbon salinimi yapan sirketlere iklim davasi açilabilir"
Herhangi bir kisinin veya dernegin dogaya zarar vererek iklim degisikligine sebep olan sirketlere dava açabilecegini aktaran Piri Reis Üniversitesi Medeni Hukuk Anabilim Dali Baskani Doç. Dr. Basak Basoglu Kapanci, “Dünyanin farkli yerlerinde iklim davasi diyebilecegimiz davalar açiliyor. Sirketlere açilan davalar bizler için ayri bir önem tasiyor. Iklim degisikligi kapsaminda, zarar temelli ve tespit davasi açilabilir. Bu davalar özel hukuk kapsaminda, hukuk mahkemelerinde açilacak davalardir. Öncelikle tespit davasi açilarak hukuka aykirilik tespit edilmeli. Zarara bagli davalar daha sonra gündeme gelebilir. Ciddi bir karbon emisyonuna sebep olan sirketin iklim degisikligine sebep oldugu tespit edilmeli. Bununla beraber ileriki süreçler için önleyici bir talepte de bulunabiliriz. Burada hakimlere is düsüyor. Kusuru ispat etmenize ve zarara gerek yok. Paris Anlasmasi’na ve çevreye iliskin pek çok anlasamaya tarafiz. Çevre hakki insan hakkidir ve bu kurallar geregince iklim degisikligi olmazsa olmaz bir unsurdur. Yargiçlarimiz, ‘Buna riayet edilmesini engelleyecek emisyonlar varsa bunlar hukuka aykiridir’ diyebilir. Bu tespit yapildiktan sonra zarar davasi açilir. Orman yangini, sel gibi felaketler nedeniyle evi kaybetmek ve bu felaketlerin iklim kaynakli oldugunu ispat etmek gerekir. Herhangi bir birey bu davayi açabilir. Ayni zamanda önleme ve tespit davalarini topluluk olarak açabiliyoruz. Herhangi bir çevre derneginin bu davayi bireyleri temsilen topluluk davasi seklinde açmasi da mümkündür” diye konustu.
2009-2016 yillari arasinda Türkiye’nin iklim degisikligi müzakere heyetinde olan Birlesmis Milletler Uluslararasi Hukuk Komisyonu Üyesi ve Singapur Ulusal Üniversitesi Uluslararasi Hukuk Merkezi Baskani Prof. Dr. Nilüfer Oral, Türkiye’nin Birlesmis Milletler Iklim Degisikligi Çerçeve Sözlesmesi, Kyoto Protokolü ve Paris Iklim Anlasmasini kabul edisinin tarihi sürecini anlatti. Prof. Dr. Oral, “Karbon emisyonunun azaltiminin saglanacagi ticarette Türkiye, Avrupa Birligi için önemli bir konumda. Iklimden bahsederken yüz milyonlardan bahsediyoruz. Bütün altyapi degisecek” dedi.
Türkiye’nin Kyoto Protokolü ve Paris Iklim Anlasmasinda en az 5-6 yillik süreçlerden sonra onay asamasina geçtiginden bahseden Selçuk Üniversitesi Iktisadi ve Idari Bilimler Fakültesi Ögretim Üyesi Doç. Dr. Zerrin Savasan ise, “Müzakere dönemleri acili ve sancili geçmis olmali. Bu kadar uzun yillar konusulmus olmasi bunu gösteriyor. Kyoto Protokolü daha kesinken ve Paris Iklim Anlasmasi daha esnek bir sistem sunuyor. Türkiye’nin Paris Iklim Anlasmasi’ndaki ilk katki beyani 2015’te sunuldu. Su anki beyanlarda Türkiye 2030’da en çok sera gazi salinimi yapan 11’inci ülke olacagi görülüyor; fakat Türkiye hedeflerle uyumlu, adil yeterli ve iddiali bulunmuyor. Diger ülkelerde çok uzun zaman önce bu konuyla ilgili çalismalar basladi.
Iklim planlari 2000’lerde Türkiye’nin politikalarina yansidi. Bu ciddi bir gelisme. Subat 2021’de iklim degisikligi sonuç bildirgesi yayinlandi, hemen yakin zamanda Paris Iklim Anlasmasi onaylandi” dedi.
Türkiye’de iklim degisikligi ile ilgili çalismalarin artmasina katki saglamak için iklim hukuku konusunda çalisacak hukukçularin yetismesi gerektigini aktaran Doç. Dr. Savasan, “Sadece bir kanun taslagi yapmak olmamali mesele. Daha genis perspektiften ele alinmasi gerekiyor. Bu konuda çalisacak hukukçular yetistirilmeli. Iklim hukukunun bir de iklim adaleti ayagi ve sorumluluk ayagi var. Ama en önemlisi, merkezde egitim var. Hukuk egitiminin iyi olmasi gerekiyor. Su an hukuk fakültelerinde, çevre hukuku seçmeli ders, ana bilim dali yok. Iklim hukuku dali da gelistirilebilir” seklinde konustu.
