'PKK'yı Terör Örgütü Kabul Ettikten Sonra Suriye Koluna Destek Vermek Terör Örgütüne Destek Vermektir'

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “PKK’yı bir terör örgütü olarak kabul ettikten sonra bunun Suriye kolunu desteklemek, finansa etmek, silahlandırmak bu terör örgütüne destek vermek demektir. FETÖ terör örgütü ile ilgili olarak hiçbir cümlenin zikredilmemesi, başka raporlarda da kovuşturmalara uğramış mağdur dini bir grup gibi taktim edilmesi de bu terör örgütünün kimlerin maşası olduğuna dair bize açık seçik fikir vermektedir” dedi.

'PKK'yı Terör Örgütü Kabul Ettikten Sonra Suriye Koluna Destek Vermek Terör Örgütüne Destek Vermektir'
Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sonrasında gazetecilere açıklama yapan Sözcü İbrahim Kalın, önemli açıklamalarda bulundu. 17. Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısının açılışında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Barış Pınarı Harekatı başta olmak üzere bölgesel gelişmeleri ele aldığını söyleyen Sözcü İbrahim Kalın, Suriye dosyasının karmaşık ve büyük bir dosya olduğunu belirterek, bu zamana kadar teröristlerden temizlenen bölgenin genişliği düşünüldüğünde bunun hem Türkiye’nin sınır güvenliği hem de Suriye tarafında yaşayan insanların güvenliği açısından büyük önem taşıdığının altını çizdi. Terörle mücadelenin sadece noktasal bir süreç olmadığının altını çizen Kalın, Barış Pınarı Harekatı’nın terör devleti kurmayı hedefleyen amaçları büyük ölçüde ortadan kaldırdığını belirtti, buna rağmen teyakkuz halinin devam ettiğini söyledi.



Kalın, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının çalışmalarına ilişkin birer sunum yapıldığını açıkladı.

YPG terör örgütünün çıkmayı reddettiği yerlerde zaman zaman saldırıların olduğunu ifade eden Kalın, “Bugün de bir şehidimiz var. El yapımı bir patlayıcının patlatılması sonucunda bir uzman çavuşumuz şehit oldu. Allah’tan rahmet diliyorum, ailesine başsağlığı diliyorum. Bu tür tuzaklara karşı biz teyakkuz halinde olmaya devam ediyoruz” diye konuştu.



“BELKİ DE CÜMLEYİ TERSİNDEN KURMAK LAZIM, BELKİ DE HAYRET ETMEMEK LAZIM”

Batılı ülkelerin terör örgütünün kara propagandasına inandıklarını belirten Kalın, “Belki de cümleyi tersinden kurmak lazım, belki de hayret etmemek lazım. Kendi besledikleri terör unsurları sahada alan kaybettikçe, kendisinin öfkesinin, paniğinin arttığını da görüyoruz. Barış Pınarı Harekatına verilen tepkilerin dozunun da doğrudan duyulan bu rahatsızlıkla olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz” diye konuştu.

PYD-YPG terör örgütünün yaptığı taciz saldırılarının amacının karşı mukabeleyi harekete geçirmek olduğunu belirten Kalın, “Bunun neticesinde de bütün dünyaya ‘Türkler ve onların desteklediği Suriye Milli Ordusu Hristiyan azınlığı hedef alıyor’ diye bir propaganda oyunu oynamaya çalışıyorlar. Biz bu oyunu gördüğümüz için ilgili muhataplara bütün detayları ile anlattık. Kiliseleri dahi kullanarak bu atışların yapıldığını, bir tahrik unsuru olarak kullanıldığını ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.

Mülteci meselesinin sadece Türkiye’nin meselesi olmadığını, DEAŞ ve diğer terör örgütleri ile mücadelenin sadece Türkiye’nin meselesi olmadığını söyleyen Kalın, “Türkiye’ye yönelik bu tür eleştirileri dile getiren ülkelerin öncelikle külfet paylaşımı konusunda ne yapacaklarına dair kafalarındaki fikirleri paylaşmaları isabetli olacaktır” dedi.

Kalın, “Suriye’de demokratik meşruiyeti olan, kuşatıcı, şeffaf bir yönetimin iş başına gelmesi için mutlak suretle Suriye halkının özgür bir şekilde sandığa yansıtması büyük önem taşıyor” diye konuştu.



“ABD’NİN NASIL BİR ÇİFTE STANDART İÇİNDE OLDUĞUNU GÖSTERMEKTEDİR”

ABD Dışişleri Bakanlığının 2018 yılına ait terörizmle mücadele raporuna tepki gösteren Kalın, “Bu raporda PKK terör örgütü zikredilirken, Suriye kolu olan PYD-YPG’nin zikredilmemesi, FETÖ terör örgütüne hiçbir atıf yapılmaması terörle mücadele konusunda ABD’nin nasıl bir çifte standart içinde olduğunu göstermektedir. ‘Bana dokunursa terör kötüdür, küresel bir acil sorundur’ yaklaşımı, ‘bana dokunmuyorsa başka ülkelerin sorunudur’ bakış açısı kabul edilemez. PKK’yı bir terör örgütü olarak kabul ettikten sonra bunun Suriye kolunu desteklemek, finansa etmek, silahlandırmak bu terör örgütüne destek vermek demektir. Terör örgütünün mensubu olan bir kişiyi bir savaş kahramanı gibi, demokratik meşruiyeti olan bir aktör gibi taktim etmek, Washington’a davet edileceğini ifade etmek, terörle mücadele katkı verdiğini ileri sürmek teröre destek vermekten başka bir şey değildir. FETÖ terör örgütü ile ilgili olarak hiçbir cümlenin zikredilmemesi, başka raporlarda da kovuşturmalara uğramış mağdur dini bir grup gibi taktim edilmesi de bu terör örgütünün kimlerin maşası olduğuna dair bize açık seçik fikir vermektedir” şeklinde konuştu.



“BİZ BU TERÖR ÖRGÜTÜNÜN HER KOLUNA, HER RENGİNE KARŞI MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

PKK’yı kağıt üzerinde terör örgütü olarak tanımlamanın tek başına yetmediğini, pratikte ne yapıldığının önemli olduğunu kaydeden Kalın, “Pratikte somut adımlar görmek istiyoruz. Onlar bu adımları atsalar da atmasalar da biz bu terör örgütünün her koluna, her rengine karşı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Barış Pınarı Harekatı çerçevesinde terör örgütünün sınırlarımızdan uzaklaşması bu mücadelenin bittiği veya durakladığımız anlamına gelmez ” ifadelerini kullandı.

Kalın, “Türk askeri PKK-YPG’ye karşı barış Pınarı Harekatını başlattığında ortalığı birbirine katanlar bilmelidir ki, o Türk askeri sayesinde bugün İdlib’de nispi bir barış ve güven ortamı vardır. Bizim 12 tane askeri gözlem noktamız orada olmasaydı bugün belki yepyeni bir insani kriz ile karşı karşıya bulunacaktık. İdlib’de askerimizi alkışlayanların Barış Pınarı Harekatı bölgesinde teröristlere vurduğu darbeyi bir insani kriz veya DEAŞ’la mücadelede zaaf olarak taktim etmelerinin lafügüzaftan ibaret olduğunu ifade etmek isterim” açıklamasında bulundu.

“ORTAK DEVRİYENİN BAŞARILI BİR ŞEKİLDE GERÇEKLEŞTİĞİNİ İFADE EDEBİLİRİM”

Rusya ile yapılan ilk devriyenin sonuçlarının sorulması üzerine Kalın, “22 Ekim tarihli Soçi anlaşması çerçevesinde Telabyat’ın doğusunda ilk devriye gerçekleşti. Uzunluk olarak 87,5 kilometre, derinlik olarak 9,5 kilometre, genişlik olarak 32,5 kilometrelik bir alanda 4 kirpi, 26 personel ile bir ortak devreye gelişti. Bu süreçte herhangi bir PYD-YPG paçavrasına rastlanmadı. Üç noktada tünel çalışması yapıldığı tespit edildi. Ortak devriyenin başarılı bir şekilde gerçekleştiğini ifade edebilirim. İkincisinin ise yarın yapılması planlanmakta” dedi.

MHP’nin af teklifi ile emeklilikte yaşa takılanlar konusunun gündeme gelip gelmediğine ilişkin soruya cevap veren Kalın, “Af konusu gündeme gelmedi. Bugün daha ziyade hukuk davalarının hızlandırılması ile ilgili atılabilecek adımlar öncelikle gündemdeydi. Emeklilikte yaşa takılanlar meselesi de bugün gündeme gelmedi” diye konuştu.



“BÜLENT BEY’İN AÇIKLAMALARI KENDİ ŞAHSİ GÖRÜŞLERİDİR”

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç’ın KHK ile görevden alınanlarla ilgili yaptığı açıklamaların sorulması üzerine Kalın, “Bülent Bey’in açıklamaları kendi şahsi görüşleridir, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu adına yapılmış bir açıklama değildir. KHK’lar 15 Temmuz darbe girişiminden sonra bir tercih değil bir zorunluluk haline gelmiş uygulamadır. Siz böyle bir terör örgütünün böyle bir saldırısı ile karşı karşıya kaldığınızda, binlerce militanı ile devletin her yerine sızmış bir örgüte karşı mücadele etmek zorunda kaldığınızda sizde olağanüstü tedbirler almak zorundasınız. KHK’lar durup dururken gündeme alınmış bir şey değildir. Süreç içinde KHK’nın aldığı kararlar çerçevesinde mağdur olanlar varsa bununla ilgili mekanizmalar kurulmuştur. Böyle bir genelleme yaptığınızda, ‘bir faciadır’ dediğinizde 15 Temmuz darbe girişimi faciasını adeta gölgeleyen bir tutum sergiler gibi algılanırsınız. Bunu külli hüküm ile zemmetmeye çalışmak doğru bir yaklaşım değildir, kendi şahsi görüşleridir” şeklinde konuştu.

Kaynak: İHA