Çin'de Kaybolan Uygur Türkü Arkadaşını Arıyor
Ankaralı Zehra Altın, Malezya’da birlikte üniversite okuduğu Uygur Türkü arkadaşının ve ailesinin Çin’de kaybolduğunu iddia etti. Altın, arkadaşının bulunması için yardım isteyerek, “Arkadaşım ‘annem babamdan haber almadan yaşayamam’ diyerek kendini adeta kara kuyuya attı. Annesinin profil fotoğrafını değiştiriyor ve bu şifre ‘Artık yardıma ihtiyacımız var abla bir şeyler yap’ anlamına geliyor. Biran önce sapasağlam ortaya çıkmasını temenni ediyorum” dedi.

Sosyal medya üzerinden profil resmi değiştirerek irtibat kurdular
Çin’e dönmeden önce ablası ile Gulgina’nın şifreli bir konuşma yöntemi geliştirdiğini belirten Altın, "Instagram ve Facebook kullanmak yasak. Oranın kendi sosyal medya uygulaması üzerinden şifreli bir haberleşme yöntemi kuruyorlar. İşte şifre olarak ablası ‘vardığı an profil resmini değiştirirsen ben oraya vardığını anlayacağım’ demiş. O da oraya varınca profil resmini değiştiriyor. Ablası biraz rahatlıyor. Eve varınca bir kez daha değiştirince ablası eve sağ salim vardığını anlıyor. Fakat belli bir süre sonra annesinin de fotoğrafını değiştiriyor. Bu ise ‘Artık yardıma ihtiyacımız var. Abla bir şeyler yap’ anlamına geliyor. Bu olay aralık ayının sonuna doğru oluyor. Profil fotoğrafı değiştiği andan itibaren hiçbir şekilde aileden ve arkadaşımdan haber alamıyoruz" şeklinde konuştu.
"Çin’in uyguladığı eğitim kampından bir kişi Türkiye sayesinde kurtulmuş"
Bir kişinin Çin’de uygulanan kamptan (Political Re-education Champ) çıktığını kaydeden Altın, "Çıkabilmesinin sebebi de Türk üniversitelerinde okumuş. Ben ve arkadaşım ise Malezya Üniversitesinde okuduk. Çin’in uyguladığı kamptan çıkan bu kişinin erkek mi kız mı o bile saklanıyor. Kişiye ulaşmak imkansız, oranın sosyal medya hesabından ulaştığınız an sizi engelliyorlar. Çin darbe niteliğinde Uygur’da Sincan özerk bölgesinde sürekli bu tarz kamplar açıyor. İnsanları oraya topluyor" diye konuştu.
"Biran önce sapasağlam ortaya çıkmasını temenni ediyorum"
Kime söylese ‘Çin’de bir yerlerdeyse’ cevabını aldığını kaydeden Zehra Altın konuşmasının devamında şunları kaydetti:
"Fakat ablasıyla ‘eğer başıma bir şey gelirse’ diyerek bu planları yapıyorlar. Hepsi de sırasıyla oluyor. Biz kardeşimizi arıyoruz ve ulaşamıyoruz. Biran önce sapasağlam ortaya çıkmasını temenni ediyorum. Ablasıyla bu sabah konuştum. Bu eğitim kamplarında 90 kişinin bir arada tutulduğu, lavabonun olduğu ama banyo yapma imkanlarının olmadığı bir ortam olduğunu öğrendim. Resmen o halkın hayvan muamelesi görmesi için onları oraya götürmüşler. Eğitim kampıymış sözde, öyle bir şey yok ve Çin’in tek derdi Uygur kardeşlerimin yüreğinde taşıdıkları İslam. Arkadaşımın saçı kapalıydı Malezya’ya geldiğinde ama Çin’e giderken korkudan açtı. Uygur milleti orada asimile edilmeye çalışılıyor. Biz onların din kardeşiyiz. Bizim onlarla atalarımız bir. Milliyetçi damarımızı önde tutarsak Uygur kardeşlerimiz için bir şeyler yapabiliriz."
