Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Canlı Yayında Açıklaması (5)

'Almanlar Türkiye'ye yönelik 'şirketlerimiz risk altında', 'vatandaşlarımız güvende değil' gibi açıklamalar yapmak yerine, öncelikle orada Türkiye karşıtı ve Türkiye'deki demokrasiyi ortadan kaldırmayı hedefleyen bu tür PKK gibi, FETÖ gibi terör örgütlerine, bir kere alan açmaktan vazgeçsinler' 'FETÖ'den temizlendikçe, Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet birimlerimiz asli görevlerini daha başarılı bir şekilde yapmaya başladılar. Bunun somut neticelerini, sonuçlarını da biz gördük, görmeye de devam ediyoruz'

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, 'Almanlar Türkiye'ye yönelik 'şirketlerimiz risk altında', 'vatandaşlarımız güvende değil' gibi açıklamalar yapmak yerine, öncelikle orada Türkiye karşıtı ve Türkiye'deki demokrasiyi ortadan kaldırmayı hedefleyen bu tür PKK gibi, FETÖ gibi terör örgütlerine, bir kere alan açmaktan vazgeçsinler.' dedi.

Kalın, Tvnet'te yayınlanan 'Karşı Karşıya' programında gazeteci Merve Şebnem Oruç'un sorularını yanıtladı.

'Bu hafta Yüksek Askeri Şura toplanıyor. 1 yılın bir hesabını yapmak gerekiyor herhalde, 15 Temmuz'un önemli belirleyenlerinden biri de yaklaşan Yüksek Askeri Şura'ydı. Yüksek Askeri Şura'yla beraber FETÖ'nün önemli isimleri buradan gönderilecek. O yüzden son hamlelerini yapmaya hazırladılar' diye bir belirleyenimiz vardı. Bu Yüksek Askeri Şura'da nasıl bir tablo oluştu, 1 yılın sonunda? Özellikle TSK içindeki FETÖ yapılanmasıyla mücadele nerede? Sivillerin sayısının arttığı, çünkü çok sayıda yeni bakan giriyor gibi görünüyor. Yeni Şura'yı bize yorumlar mısınız?' şeklindeki soru üzerine Kalın, şunları söyledi:

'FETÖ ile mücadele bu ülkenin artık beka meselelerinden birisi. Tabii ki biz PKK gibi terör örgütleriyle, DHKP/C, DEAŞ gibi terör örgütleriyle de mücadele ediyoruz. Bunların yurt dışındaki demin Almanya'yı konuştuk, Almanya'daki uzantılarını, oradaki örgütsel faaliyetlerini, kriminal faaliyetlerini de gayet iyi biliyoruz. Dolayısıyla hani Almanlar Türkiye'ye yönelik 'şirketlerimiz risk altında', 'vatandaşlarımız güvende değil' gibi açıklamalar yapmak yerine, öncelikle orada Türkiye karşıtı ve Türkiye'deki demokrasiyi ortadan kaldırmayı hedefleyen bu tür PKK gibi, FETÖ gibi terör örgütlerine, bir kere alan açmaktan vazgeçsinler. Demokrasiden, insan haklarından, hukukun üstünlüğünden bahsediyorsak, öncelikle orada onların tedbir alması gerekir.'

FETÖ ile mücadeleye değinen Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Yüksek Askeri Şura toplanıyor. Bunların gerek çalışmaları zaten yapıldı. Sayın Başbakanımızın başkanlığında toplanacak. 15 Temmuz'dan sonraki en önemli, geçen sene yapılmıştı, şimdi en önemli Yüksek Askeri Şura yapılıyor. Bu 1 yılın muhasebesi de yapıldı. Bu süre içinde darbe girişimine iştirak eden askerler çeşitli rütbelerde görevlerinden uzaklaştırıldılar, yargılamaları devam ediyor ki yarın da bildiğiniz gibi Akıncı Üssü davası var. En önemli davalardan bir tanesi o. En büyük çatı davalardan bir tanesi. Çünkü operasyonun hem planlandığı hem uygulandığı merkez üssü orasıydı. Bu arada şunu da söyleyeyim, yarın başlayacak olan bu duruşmaya milletvekillerimiz, Cumhurbaşkanlığından danışman arkadaşlarımız, hukukçular, STK temsilcileri katılacaklar. Oraya hakikaten güçlü bir şekilde katılmak önemli. İlgili arkadaşların katılması da o açıdan iyi olur. Biz de çok yakından takip ediyoruz.'

'15 Temmuz'dan sonra bu FETÖ temizliğiyle birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri'nde, Emniyet güçlerinde zaaf oluşuyor' şeklinde bir yalanın tedavüle sokulduğunu aktaran Kalın, 'Aslında FETÖ'den temizlendikçe Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet birimlerimiz, asli görevlerini daha başarılı bir şekilde yapmaya başladılar. Bunun somut neticelerini, sonuçlarını da biz gördük, görmeye de devam ediyoruz.' diye konuştu.

İbrahim Kalın, FETÖ ile mücadelenin Türkiye içinde ve dışında devam edeceğini anlatarak, 'Zaman zaman Batılılar, Türkiye'deki hukuki süreçlerin yeteri kadar işletilmediği gibi iddialar ortaya atıyorlar. Gelsinler bu davaları izlesinler. Türkiye'de neden mesela Avrupalılar, AB temsilcileri, insan hakları örgütleri sadece belli davaları izlemeyi tercih ediyorlar. Ben bilmiyorum, şu ana kadar acaba bu AB yetkililerinden, Avrupa ülkelerinden kaç kişi gelip 15 Temmuz davalarını bizzat yerinde takip etti?' ifadelerini kullandı.

Batılıların Akıncı Üssü davasını izlemelerini istediğini kaydeden Kalın, 'Bu, Türkiye'de hukukun işlediğinin en önemli göstergelerinden bir tanesi.' değerlendirmesini yaptı.

FETÖ ile mücadelenin dikkatli ve kararlı bir şekilde sürdüğünü belirten Kalın, şöyle devam etti:

'Bu kripto yapıyı, kendini her yerde saklayan, gizleyen yapıyı bir anda ortaya çıkartmak çok kolay bir şey değil. Kendilerini gizliyorlar, takiye yapıyorlar, başka kimliklere bürünüyorlar, bu her yerde izledikleri taktik... Avrupa'ya gidiyorlar solcu, liberal oluyorlar, Amerika'ya gidiyorlar cumhuriyetçi oluyorlar, Afrika'ya gidiyorlar başka bir şey oluyorlar. Böyle garip bir yapı bu. Bunu da amaca götüren her şeyi meşru gördükleri için bu tür kendini inkar eden kimliklere de çok rahatlıkla bürünebiliyorlar, bu yapının mensupları. Dolayısıyla bunlara karşı mücadele her düzeyde, Türkiye içinde Türkiye dışında bundan sonra da devam edecek. Zaten Türkiye'de çok ciddi darbeler aldılar. Türkiye'deki insan kaynakları, para kaynakları çok büyük oranda kurudu bunların. O yüzden operasyonların çoğunu şimdi yurt dışına taşıdılar. Şimdi Avrupa ve Amerika üzerinden bu operasyonlarını Türkiye'ye karşı yürütmeye çalışıyorlar. Avrupalıların bunlara böyle alan açması, kol kanat germesi, sadece müttefiklik ilişkileri açısından değil inandıklarını iddia ettikleri değerler açısından da büyük bir çelişkidir. Bu insanların Türkiye'de demokrasi, hukukun üstünlüğü gibi çabasının olmadığını biz gördük. Darbe yapan bir yapının Türkiye'de demokrasiyi inşa etmek gibi bir niyeti olamaz. Ben daha önce de kaç vesileyle bunu söylemiştim. Bakın bu 'Türkiye'de diktatörlük var', 'Türkiye otoriterleşiyor' söyleminin arkasında yatan da aslında 15 Temmuz darbesine zemin hazırlamak gayretiydi. Şunu diyeceklerdi dünyaya, 'Tabii ki darbeler iyi bir şey değildir, darbeler kötüdür, öncelik demokrasi olmalıdır ama bakın Türkiye'de bir diktatörlük var bu darbeyi bu diktatörlükten kurtulmak için yaptık.' Bunu demek için bu 'diktatörlük, otoriterlik' söylemini ısrarla tedavüle soktular Avrupa üzerinden, Amerika üzerinden. Darbe başarılı olsaydı dünyaya da bunu pazarlayacaklardı.'

Kalın, FETÖ ile mücadelenin çok farklı düzeylerde devam etmek zorunda olduğunu dile getirerek, 'Bizim toplum olarak da bir muhasebe yapmamız lazım. Böyle bir sapık yapı, sapkın yapı nasıl çıkıyor, bu kadar insanı nasıl kandırıyor, bu örgütlü yapıya nasıl kavuşuyor, bu kadar parayı, gücü network'ü nasıl kullanabiliyor, bunlar üzerinde hakikaten bizim kafa yormamız lazım ki bir daha Türkiye'nin başına böyle bir badire gelmesin.' değerlendirmesinde bulundu.

- '15 Temmuz başarılı olsaydı...'

Türkiye'de son 15 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde verilen mücadelenin merkezinde 'vesayet odaklarıyla mücadelenin' olduğunu vurgulayan Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Nedir o vesayet? Milletin iradesinin yerine bir başkasının iradesini getirip hakikatmiş gibi koymak. Bazen bu sermaye grubu olur, sermaye grubunun çıkarları için iş yapılır, o bir vesayet ilişkisidir. Bazen Silahlı Kuvvetler olur, birilerinin müdahalesine zemin hazırlar, bazen dış gruptur, şu cemaattir ama devlet ile millet arasına perde koyan bu tür yapıların hepsi, son tahlilde bir vesayet ilişkisi üretir. Bence bizim milletimiz, bunu son 15 yılda çok net gördü ama 27 Nisan muhtırası, e-muhtıralar, parti kapatma davası, bir sürü şey yaşandı, öyle sütliman da değildi yani AK Parti'nin 14 yılı, 15 Temmuz'a kadar da bir sürü şey yaşandı. Hukuk mücadelesi verildi, siyaset mücadelesi verildi, vesayet odaklarıyla çok ciddi mücadeleler verildi. 15 Temmuz'da yepyeni bir sayfa açıldı. Millet 7'den 70'e, doğusundan batısına, kentlisinden köylüsüne, bu tabloyu çok net bir şekilde gördü. Yani öyle bir oyun oynanmak istendi ki ve bir an için şunu düşünsek, 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı bugün nasıl bir Türkiye olurdu? Yani, bugün Filistin'den Somali'ye, Myanmar'dan Balkanlar'a kadar dünyanın bütün garip gurebasının derdine deva olan gücü ve imkanı ölçüsünde oraya elini uzatmaya çalışan bir Türkiye yerine bambaşka bir Türkiye olurdu. 'Dünya 5'ten büyüktür' diyen bir Türkiye yerine 'Tabii efendim, ne demek efendim', diyen bir Türkiye olurdu. Dünyadaki vesayet ilişkilerini sorgulayan, bu Avrupa merkezciliği, dünya sisteminin adaletsizliğini sorgulayan bir Türkiye yerine kimin emrinde olan bir Türkiye... Kurmak istedikleri Türkiye, böyle bir Türkiye'ydi.'

'Sorunlar var ve biz bunlarla mücadele edeceğiz' azmiyle hareket edilmesi gerektiğinin altını çizen Kalın, 'Aklımızı, irademizi doğru kullanırsak, kalbimizi doğru yere raptedersek, yani insan ilişkileri anlamında söylüyorum, vicdani insani değerlerimiz anlamında söylüyorum bunu, bu sorunları inşallah aşarız. Yani, Türkiye 15 Temmuz'dan bir yıl sonra, çok daha iyi bir noktadadır bugün. Bunun bütün bölge için olmasını sağlayacak adımları atmak durumundayız. Bütün çabamız, gayretimiz zaten bu yönde. İnşallah bu sıkıntılı dönemler, bölgede, Suriye'de, Irak'ta, Filistin'de eninde sonunda aşılacak.' diye konuştu.

Kalın, sözlerini, trafik kazasında kızını kaybeden Ersin Çelik'e başsağlığı dileyerek tamamladı.

(Bitti)
Kaynak: AA