CHP'nin Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Raporuna Muhalefet Şerhi
Şerhten:'15 Temmuz darbe girişiminden engellenmesi imkansız doğal bir afet gibi bahsedip, onun faillerini mitik, kurbanlarını ise epik hikayelerle tarif etmenin, sorunun çözümüne herhangi bir katkı sağlamaması bir yana, bunun, sorumluları örtbasa da hizmet ettiği açıktır''Sorumluların da kendilerini mağdur kategorisi içinde anması, toplumu aşağılayıcı bir tavır olmaktan hiç uzak değildir''Yapılması gereken ilk iş, halk yararına olmayan ve belli kesimlere iltimas tanıyan tüm uygulamalar ve tutumlardan uzaklaşmaktır'.
CHP'nin, TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu raporuna muhalefet şerhinde, '15 Temmuz darbe girişiminden engellenmesi imkansız doğal bir afet gibi bahsedip, onun faillerini mitik, kurbanlarını ise epik hikayelerle tarif etmenin, sorunun çözümüne herhangi bir katkı sağlamaması bir yana, bunun sorumluları örtbasa da hizmet ettiği açıktır.' ifadesi kullanıldı.
CHP, FETÖ'nün darbe girişimini araştırma komisyonu taslak raporuna ilişkin muhalefet şerhini tamamlayarak, kamuoyuna duyurdu.
Komisyonun CHP'li üyeleri Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, İstanbul milletvekilleri Zeynel Emre ve Sezgin Tanrıkulu ile İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın imzasıyla hazırlanan 300 sayfalık muhalefet şerhi, 'Bu Muhalefet Şerhi 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi Sırasında Şehit Düşen Yurttaşlarımızın Aziz Hatıralarına ve Gazilerimize Adanmıştır.' cümlesiyle başlıyor.
Şerhde, 15 Temmuz darbe girişimi, 'öngörülen, önlenmeyen ve sonuçları kullanılan kontrollü bir darbe' olarak tanımlanırken, komisyon çalışmaları da darbeyi çok bilinmeyenli denklemlere dönüştüren süreçler olarak değerlendiriliyor.
Komisyon toplantılarına davet edilen bazı kişilerin verdiği bilgilerin de bulunduğu şerhte, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın komisyona bilgi vermek üzere Meclise gelmemeleri de eleştiriliyor.
Şerhin sonuç ve çözüm önerileri bölümünde, '15 yıllık iktidarı boyunca AKP hükümetlerinin en temel niteliklerinden bir tanesi olarak ortaya çıkan 'işbirliği' bakımından dönem dönem bir araya geldiği çevrelere göre değişen siyaseti de dikkat çekmektedir.' ifadesi yer aldı.
-'İktidarlar görevi suistimal etmiştir'
Devletin kişi ve kurumlara eşit mesafede durması gereğinin son dönemde hiçbir şekilde yerine getirilmediği, halkın olanın belli güç odaklarınca pay edildiği savunulan şerhte, yetki ve sorumlulukların da istismar edildiği bildirildi.
CHP'nin muhalefet şerhinde, şu değerlendirmeler yer aldı:
'Görevi halk için halktan yana durmak olan iktidarlar, bunu bir sorumluluk değil bir yetki gibi kullanıp görevlerini suistimal etmiş, ülkeyi çeşitli travmalara sürüklemişilerdir. İktidarsızlık olarak tarif edebileceğimiz bu durum karşısında, hesap verilebilir olmaktan da uzak bir yönetim anlayışıyla bugün ülke uluslararası yasalara dahi aykırı neticeler içinde bırakılmıştır. Suç örgütlerini aratmayacak uygulamalar, adaletsizliği tesis ve tahkim etmekten başka hiçbir işlev görmeyen düzenlemeler, büyük yıkımlarla sonuçlanan ulusal politikalar, telafisi zor kayıplara mal olan uluslararası politikalar, kendisi dışındakileri kriminalize etmekten başka bir yol benimsemeyen; devlet ciddiyetinden uzak söylemler netice itibarıyla ülkeyi felç etmiştir. Neredeyse tamamı yargılanan üst düzey askerler; birbirini yargılayan yargı mensupları; yargı mensuplarını yargılamalar esnasında tutuklayan emniyet mensupları; gazetecileri ve aydınları hedef göstererek yönetme görevine her daim talip olan, bu uğurda ülkeyi savaşların eşiğine sürükleyen ve bunun sorumluluğunu üstlenmeyen iktidarın eseri olmakla birlikte, muhalefet şerhimizin ilgili bölümünde de altı çizildiği gibi, failler ve sorumlular olarak ikiye ayrılabilecek bir grubun en düşük olasılıkla sorumluları içinde başta gelmektedir.
15 Temmuz darbe girişiminden engellenmesi imkansız doğal bir afet gibi bahsedip, onun faillerini mitik, kurbanlarını ise epik hikayelerle tarif etmenin, sorunun çözümüne herhangi bir katkı sağlamaması bir yana, bunun sorumluları örtbasa da hizmet ettiği açıktır. Üstelik, sorumluların da kendilerini mağdur kategorisi içinde anması toplumu aşağılayıcı bir tavır olmaktan hiç uzak değildir.'
-'Devlet iştah kabartan bir pasta değildir'
CHP'nin muhalefet şerhinde, alınması gereken önlemlere ilişkin tespitlere de yer verildi.
Gündelik siyasi hesaplar içinde hareket edilmemesi gerektiği belirtilen şerhte, temel bir yaklaşım olarak, devleti ele geçirilecek; pay edilecek bir kazanç kapısı; bir maden gibi değerlendiren görüşten derhal uzaklaşılarak ancak ve ancak halka hizmete memur olunan bir makam olduğu gerçeği hatırlanmalıdır.' denildi.
Bu yolla güç çatışmalarının önüne geçilmesi sağlanarak, mevcut krizlerin aşılması, yenilerinin de önü kesilmesi gerektiği vurgulanarak, şu ifadelere yer verildi.
'Devletin iştah kabartan bir pasta gibi ele alındığı bir siyasi yaklaşımla halkın kazanımına dair hiçbir netice elde edilemediği gibi, kayıpların da hat safhada olduğu açıktır.Cumhuriyetin baskın karakteri olan halkçılığın bu anlamda istismarı gizlenemez boyutlara ulaşmıştır. Bu bakımdan yapılması gereken ilk iş, halk yararına olmayan ve belli kesimlere iltimas tanıyan tüm uygulamalar ve tutumlardan uzaklaşmaktır. Bu yaklaşım ile, ülkenin içinde bulunduğu durumu görmezden gelmemekle birlikte, devletin kılcallarına kadar yerleşmiş tüm örgütlü yapılar ile kararlı bir mücadele içinde olunmalı ancak mücadelenin şeffaflığı ve adaleti konusunda, ülkeyi bugünlere getiren ikircikli ve şaibeli yaklaşımlardan ders çıkartarak menfaatçilikten uzak durulmalıdır.'
Devlet suç örgütlerinden temizlenirken, hak kayıplarının önüne geçecek şeffaflıkta süreçler izlenmesinin önemine işaret edilen şerhte, uzun vadede yaşanabilecekleri öngören adımlar atması, aksi durumda kamu yönetiminin, farklı maksatlarla bir araya gelmiş grupların yönetimine benzemekten kurtarılamayacağı belirtildi.
-'Bir yanlışlığın başka bir yanlışlıkla yeniden üretilmesi'
Şerhte, devlet makamlarının bir tür ödül ve her türlü amacın uygulanabileceği sınırsız özgürlük alanları olmaktan kurtarılmasının önemi vurgulanarak, 'Bu yaklaşımın benimsenmediği bir ortam tam da ancak OHAL ile idare edilebilir bir ortamdır ve bunun bir yanlışlığın başka bir yanlışlıkla yeniden üretilmesinden başka bir açıklaması yoktur.' değerlendirilmesinde bulunuldu.
Eğitim ve yargı alanında belirli grupların çıkarlarının öncelendiği düzenlemeler yaparak amaçlananın, bir çözüm olmadığı vurgulanan şerhte, devlet kademelerinde alan hakimiyeti stratejileri ile tasarlanan her adımın, devleti yıkmak üzere atılan herhangi bir adımdan farklı olmadığı savunuldu.
Kaynak: AA
CHP, FETÖ'nün darbe girişimini araştırma komisyonu taslak raporuna ilişkin muhalefet şerhini tamamlayarak, kamuoyuna duyurdu.
Komisyonun CHP'li üyeleri Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, İstanbul milletvekilleri Zeynel Emre ve Sezgin Tanrıkulu ile İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın imzasıyla hazırlanan 300 sayfalık muhalefet şerhi, 'Bu Muhalefet Şerhi 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi Sırasında Şehit Düşen Yurttaşlarımızın Aziz Hatıralarına ve Gazilerimize Adanmıştır.' cümlesiyle başlıyor.
Şerhde, 15 Temmuz darbe girişimi, 'öngörülen, önlenmeyen ve sonuçları kullanılan kontrollü bir darbe' olarak tanımlanırken, komisyon çalışmaları da darbeyi çok bilinmeyenli denklemlere dönüştüren süreçler olarak değerlendiriliyor.
Komisyon toplantılarına davet edilen bazı kişilerin verdiği bilgilerin de bulunduğu şerhte, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın komisyona bilgi vermek üzere Meclise gelmemeleri de eleştiriliyor.
Şerhin sonuç ve çözüm önerileri bölümünde, '15 yıllık iktidarı boyunca AKP hükümetlerinin en temel niteliklerinden bir tanesi olarak ortaya çıkan 'işbirliği' bakımından dönem dönem bir araya geldiği çevrelere göre değişen siyaseti de dikkat çekmektedir.' ifadesi yer aldı.
-'İktidarlar görevi suistimal etmiştir'
Devletin kişi ve kurumlara eşit mesafede durması gereğinin son dönemde hiçbir şekilde yerine getirilmediği, halkın olanın belli güç odaklarınca pay edildiği savunulan şerhte, yetki ve sorumlulukların da istismar edildiği bildirildi.
CHP'nin muhalefet şerhinde, şu değerlendirmeler yer aldı:
'Görevi halk için halktan yana durmak olan iktidarlar, bunu bir sorumluluk değil bir yetki gibi kullanıp görevlerini suistimal etmiş, ülkeyi çeşitli travmalara sürüklemişilerdir. İktidarsızlık olarak tarif edebileceğimiz bu durum karşısında, hesap verilebilir olmaktan da uzak bir yönetim anlayışıyla bugün ülke uluslararası yasalara dahi aykırı neticeler içinde bırakılmıştır. Suç örgütlerini aratmayacak uygulamalar, adaletsizliği tesis ve tahkim etmekten başka hiçbir işlev görmeyen düzenlemeler, büyük yıkımlarla sonuçlanan ulusal politikalar, telafisi zor kayıplara mal olan uluslararası politikalar, kendisi dışındakileri kriminalize etmekten başka bir yol benimsemeyen; devlet ciddiyetinden uzak söylemler netice itibarıyla ülkeyi felç etmiştir. Neredeyse tamamı yargılanan üst düzey askerler; birbirini yargılayan yargı mensupları; yargı mensuplarını yargılamalar esnasında tutuklayan emniyet mensupları; gazetecileri ve aydınları hedef göstererek yönetme görevine her daim talip olan, bu uğurda ülkeyi savaşların eşiğine sürükleyen ve bunun sorumluluğunu üstlenmeyen iktidarın eseri olmakla birlikte, muhalefet şerhimizin ilgili bölümünde de altı çizildiği gibi, failler ve sorumlular olarak ikiye ayrılabilecek bir grubun en düşük olasılıkla sorumluları içinde başta gelmektedir.
15 Temmuz darbe girişiminden engellenmesi imkansız doğal bir afet gibi bahsedip, onun faillerini mitik, kurbanlarını ise epik hikayelerle tarif etmenin, sorunun çözümüne herhangi bir katkı sağlamaması bir yana, bunun sorumluları örtbasa da hizmet ettiği açıktır. Üstelik, sorumluların da kendilerini mağdur kategorisi içinde anması toplumu aşağılayıcı bir tavır olmaktan hiç uzak değildir.'
-'Devlet iştah kabartan bir pasta değildir'
CHP'nin muhalefet şerhinde, alınması gereken önlemlere ilişkin tespitlere de yer verildi.
Gündelik siyasi hesaplar içinde hareket edilmemesi gerektiği belirtilen şerhte, temel bir yaklaşım olarak, devleti ele geçirilecek; pay edilecek bir kazanç kapısı; bir maden gibi değerlendiren görüşten derhal uzaklaşılarak ancak ve ancak halka hizmete memur olunan bir makam olduğu gerçeği hatırlanmalıdır.' denildi.
Bu yolla güç çatışmalarının önüne geçilmesi sağlanarak, mevcut krizlerin aşılması, yenilerinin de önü kesilmesi gerektiği vurgulanarak, şu ifadelere yer verildi.
'Devletin iştah kabartan bir pasta gibi ele alındığı bir siyasi yaklaşımla halkın kazanımına dair hiçbir netice elde edilemediği gibi, kayıpların da hat safhada olduğu açıktır.Cumhuriyetin baskın karakteri olan halkçılığın bu anlamda istismarı gizlenemez boyutlara ulaşmıştır. Bu bakımdan yapılması gereken ilk iş, halk yararına olmayan ve belli kesimlere iltimas tanıyan tüm uygulamalar ve tutumlardan uzaklaşmaktır. Bu yaklaşım ile, ülkenin içinde bulunduğu durumu görmezden gelmemekle birlikte, devletin kılcallarına kadar yerleşmiş tüm örgütlü yapılar ile kararlı bir mücadele içinde olunmalı ancak mücadelenin şeffaflığı ve adaleti konusunda, ülkeyi bugünlere getiren ikircikli ve şaibeli yaklaşımlardan ders çıkartarak menfaatçilikten uzak durulmalıdır.'
Devlet suç örgütlerinden temizlenirken, hak kayıplarının önüne geçecek şeffaflıkta süreçler izlenmesinin önemine işaret edilen şerhte, uzun vadede yaşanabilecekleri öngören adımlar atması, aksi durumda kamu yönetiminin, farklı maksatlarla bir araya gelmiş grupların yönetimine benzemekten kurtarılamayacağı belirtildi.
-'Bir yanlışlığın başka bir yanlışlıkla yeniden üretilmesi'
Şerhte, devlet makamlarının bir tür ödül ve her türlü amacın uygulanabileceği sınırsız özgürlük alanları olmaktan kurtarılmasının önemi vurgulanarak, 'Bu yaklaşımın benimsenmediği bir ortam tam da ancak OHAL ile idare edilebilir bir ortamdır ve bunun bir yanlışlığın başka bir yanlışlıkla yeniden üretilmesinden başka bir açıklaması yoktur.' değerlendirilmesinde bulunuldu.
Eğitim ve yargı alanında belirli grupların çıkarlarının öncelendiği düzenlemeler yaparak amaçlananın, bir çözüm olmadığı vurgulanan şerhte, devlet kademelerinde alan hakimiyeti stratejileri ile tasarlanan her adımın, devleti yıkmak üzere atılan herhangi bir adımdan farklı olmadığı savunuldu.
