'İletişim Çağında Seçmeni Aldatmak Çok Zor'

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iletişim çağında seçmeni aldatmanın çok zor olduğunu belirterek, "Beklenti seviyesi yüksek, sorgulayan bir toplum var. İnsanlar birkaç vaade ve reklama hemen kanacak durumda değil" dedi.

'İletişim Çağında Seçmeni Aldatmak Çok Zor'
Psikolog Tarhan, yaklaşan genel seçimler öncesi, seçim kampanyaları ve Türkiye'deki seçmenlerin oy verme tercihlerindeki psikolojik yaklaşımlarına ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Bilimsel olarak üç tip seçmen davranışı olduğunu vurgulayan Tarhan, bunları; duygu temelli karar veren seçmen, düşünme ve analiz odaklı oy veren seçmen ve anlık çıkar ve vaatlere odaklı oy veren seçmen olarak sıraladı.

Tarhan, "Duygu odaklı seçmen, liderle kurduğu duygusal bağa göre, akıl odaklı karar veren seçmenler geleceğini güvende hissetmeye göre kararını verir. Bu seçmen grubu geleceğini düşünür ve kendisini yöneteceğine emin olduğu lideri seçmeyi hedefler. Çıkar odaklı düşünerek oy veren seçmen tipi ise vaatlere göre oy verebilecek seçmen tipidir" diye konuştu.

İdeal bir seçmenin oy verme davranışını tanımlayan Tarhan, "Kişi oy verirken sanki işine bir ortak alıyormuş gibi düşünüyor. Böyle bir kişide de güven vermesini, kendisini aldatmamasını ve ehil olmasını arıyor. Bu değerleri en iyi kim temsil ediyorsa onu seçiyor" dedi.

- "Seçmeni vaat ve reklamla kandırmak mümkün değil"

Kısa vadeli ve anlık konforunu düşünen bir seçmen kitlesinin her zaman bulunduğuna işaret eden Tarhan, "Bu seçmen grubu bazı vaatlerden kolay etkilenebilir ama şu an bir iletişim çağında yaşıyoruz. Yöneticisini çoban gibi gören bir toplum yok. Beklenti seviyesi yüksek, sorgulayan bir toplum var. İnsanlar birkaç vaade ve reklama kanacak durumda değil. Kendisinde güven uyandıracak, huzur verecek bir lider arayışında" ifadelerini kullandı.

Tarhan, Türkiye seçmeninin büyük bir çoğunluğunun vaatlere inanarak oy vermediğini dile getirerek, "Toplum, vaat konusunu çok ciddiye almıyor. Hem toplumu bu kadar saf ve zekası düşük bir toplum olarak görmek de haksızlıktır. Bu toplumun bir menfaat dağılımıyla oy davranışına gireceğini tahmin etmiyorum. Gündem oluşturmak adına vaatte bulunmak kolay ama bu vaatlerin hesaplanabilen, ölçülebilen ve kaynak gösterilebilen vaatler olması lazım" diye konuştu.

Gerçekleşmeyecek kadar güzel vaatlere inanacak insanların hep var olduğuna dikkati çeken Tarhan, "İnternette bile 'şu siteye gir, 1 milyon dolar kazanacaksın' dendiğinde tıklayıp hacklenen insanlar var. Siyasette de yüzde 7 ile 10 arası gerçek olmayacak kadar güzel şeylere inanan sınırlı bir kitle mevcut. Ama toplumun çoğunluğu böyle değil. Seçim stratejisini böyle bir yere oturtmak toplumu tanımamaktır" dedi.

Tarhan, şans oyunları oynayan kişilerin beklentilerinin yüksekliğine paralel olarak tuzaklara kapılma riskinin de yüksek olduğuna vurgu yaparak, "Böyle bir tehlike seçmenler için de geçerli. Toplumun beklenti seviyesi yükseldiği için bu vaatlerin etki etme olasılığı da var. Bazı seçmenler refah seviyesinin bu vaatlerle artabileceğini düşünebilir" şeklinde konuştu.

- "Sandık başındaki psikoloji çok başka"

Oy verme kabinine girdiği zaman seçmenin psikolojisinin çoğu zaman kestirilemediğini söyleyen Tarhan, "Oy vermeye giden insanın ruh hali tıpkı askere giden bir kişi gibi. Vatani bir hizmeti yerine getiriyormuş duygusu seçmene hakim oluyor. Toplum 'Bizi bir arada kim tutar?' sorusunu çok soruyor. Seçmen, 'Nasıl bir siyasi kombinasyon olursa Türkiye'de daha huzurlu bir ortam olur?' diye düşünerek oy veriyor" değerlendirmesinde bulundu.

Tarhan, dürüstlük kavramının seçmen davranışını en çok etkileyen unsur olduğunu kaydederek, "Duygusal ve mantıklı karar veren seçmenler bu unsura dikkat eder ancak çıkar odaklı düşünen seçmen avlanmaya müsaittir. Onun dürüstlük gibi bir kaygısı yoktur. O an kendisine vadedilen tuzağa düşen, avlanmış seçmendir" dedi.

Muhalefet partilerinin çekici vaatlerde bulunduğunu belirten Tarhan, "Ayağı yere basan, kaynağını açıklayabilecekleri vaatlerse toplum ikna olabilir. Ama toplumun beklenti seviyesi yükseldi. Ekonomik refah seviyesinin artmasıyla temel ihtiyaçların ötesinde insanların daha iyi yaşama talepleri arttı. Ancak vaatlerden dolayı bireylerin de ikna edilmesi lazım" diye konuştu.

- "Seçmen tercihleri kolay değişmez"

Tarhan, oy verme tercihlerini belirleyen yerleşik algıların kolay kolay değişmediğini vurgulayarak, algıları en hızlı değiştiren şeyin toplumsal travmalar olduğunu bildirdi.

Nevzat Tarhan, "2002'de böyle oldu. Yaşanan ekonomik kriz oy verme davranışını değiştirdi. Şu an toplumda böyle oy verme davranışını değiştirecek bir durum var mı? Eğer kişiler oy verdiği partiden ve liderden memnunsa oy verme davranışını değiştirmez" dedi.

Seçimlere sayılı günler kala toplumda bir heyecan göremediğini dile getiren Tarhan, "İnsanlar sonucu belli bir seçim gibi düşünüyor olabilir ya da ezber bozucu bir sonuç da çıkabilir. Fırtına öncesi kararlılık hali gibi" şeklinde konuştu.

Tarhan, karşı tarafın hatalarıyla yapılan negatif siyasetin kısa vadede sonuç alabileceğini ancak uzun vadede toplumda gerilime ve krize sebep olacağını kaydederek, "Kendi doğrularını ve icraatlarını anlatarak yapılan pozitif siyaset esas olmalı. Karşı tarafın hatalarını söyleme ve onu eleştirme istisna olmalı. 'Senin hatalarını biliyorum ama ben toplumun refahına odaklanıyorum' tarzı bir siyaset kutuplaşmayı azaltır" tespitinde bulundu.

Kaynak: AA