Küresel Güçler Suriye'de DAEŞ Üzerinden Hesaplaşıyor
AMMAN -LEYS CÜNEYDİ -Ürdünlü akademisyenler Suriye'de 15 Mart 2011'de barışçıl gösterilerle başlayan ancak Esed yönetiminin muhalefeti şiddet ile bastırmaya çalışması sebebiyle iç savaşa dönüşen olayların 5'inci yılında nasıl bir seyir izleyeceğine dair değerlendirmelerde bulundular.
Terör örgütü DAEŞ'in ülkedeki iktidar boşluğundan faydalanarak Suriye'nin bir bölümünü işgal etmesi ve Küresel güçlerin "DAEŞ ile mücadele" gerekçesiyle Suriye'ye doğrudan müdahil olması Ürdünlü analistler tarafından "Suriye'de ölüm kalım savaşı" şeklinde değerlendiriliyor.
AA'ya konuşan uluslararası ilişkiler uzmanı Hasan el-Mumni, ''Uluslararası koalisyon saldırıları, başlangıçta Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD), DAEŞ'in Irak'taki ilerleyişine karşı bir tepki olarak başladı. Fakat örgütün rehin aldığı Batılıları öldürüp bunu tüm dünyaya teşhir etmesi ABD ve diğer bazı diğer büyük devletlerin örgüte karşı tutumlarını değiştirerek savaşı genişletmesine sebep oldu" şeklinde konuştu.
-Rusya emperyalist politika izliyor
Mumni, ''Terör örgütü DAEŞ'in bölgede ortaya çıkan ve dünyadaki güç dengelerini etkileyen kriz durumunun bir neticesi olduğuna'' işaret etti.
Rusya'nın tutumu hakkında da bazı açıklamalar yapan Mumni, "Putin'in, Rusya Federasyonu başkanlığına geldiğinden beri Rusya'yı uluslararası siyaset arenasında eski güçlü konumuna ulaştırmak için uğraştığını ve bununda kendisini başka ülkeler üzerinde nüfuz edinmeye ittiğini'' söyledi.
Ürdünlü uzman ayrıca, ''İngiltere ve Almanya'yı savaşa girmeye iten temel saik'in Paris saldırılarından sonra Fransa'nın, terör örgütü DAEŞ'i yenilgiye uğratmayı öncelikleri arasına alarak örgüte karşı saldırı başlatması'' olduğunu belirtti.
AA'ya açıklamalarda bulunan bir başka siyasi analist Amr el-Subayle, ''Sahadaki olayların seyrinin, stratejileri belirlediğini terör örgütü DAEŞ'in uluslararası topluma herhangi bir tehdit oluşturmazken sahadaki durumun değişerek Fransa'yı hedef almasına kadar varmasının hem Fransa hem de diğer Avrupa ülkelerinin tutumunu değiştirmesine sebep olduğunu ve bu durumun başka ülkelere de etki edeceğini'' savundu.
Uluslararası koalisyonun Ortadoğu'yu yeniden bölüştürmeyi hedeflediği yönündeki yorumlara katılmadığını söyleyen Subayle, ''Ortadoğu'da zaten psikolojik bir bölünmüşlük olduğunu fakat dünyanın bu bölünmüşlüğü etnik ve dini bir bölünmüşlük olarak görmekte ısrarcı olduğunu'' ifade etti.
-Esed var oldukça DAEŞ de var olacak
Askeri Strateji Uzmanı ve aynı zamanda bir savaş pilotu olan Memun Ebu Nur'da AA'ya yaptığı açıklamada, ''Esed rejimi ve ona destek veren Rusya ve İran gibi ülkeler Suriye'de kalmaya devam ettikçe DAEŞ'te Suriye'de kalacaktır. Esed rejiminin yıkılması halinde ise bu örgüt yok olacaktır. Suriye'de olan şey ittifaklar yoluyla var olma savaşıdır'' diyerek terör örgütü DAEŞ'in, varlığını Esed rejimi ve onu destekleyen İran ve Rusya gibi ülkelere borçlu olduğunu öne sürdü.
Ebu Nur, açıklamasında, ''Rusya'nın, Türkiye sınırında etkili olan PYD'yi destekleyerek savaşı tamamen Türkiye topraklarına taşımayı hedeflediğini'' vurgulayarak ''Türkiye'nin ABD ile ortaklaşa hayata geçirmeye çalıştığı güvenli bölge projesinin çok önemli olduğunu bunun hem Batı'ya mülteci akımını durduracağını hemde Suriye Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu'na çekirdek bir faaliyet alanı sağlayacağını'' ifade etti.
-DAEŞ müdahale bahanesi haline geldi
Terör örgütü DAEŞ'in, Dünya barışı ve güvenliği için tehlike arzetmeye devam ettiğinden şüphe duymadığını ifade eden askeri uzman Fayiz ed-Duveyri ise AA'ya yaptığı açıklamada, ''Terör örgütü DAEŞ, artık Batılı ülkelerin bölgedeki emellerini gerçekleştirmeleri için bir bahane haline geldi. Bu ülkeler eğer gerçekten isteseydi DAEŞ'i, Musul'u işgal ettiği günden bu yana geçen 6 aylık süreçte rahatlıkla çökertebilirlerdi'' şeklinde konuştu.
Öte yandan Ürdünlü eski bakanlardan Memduh el-Abbadi'de, Dünyayı Bölgedeki krize karşılıklı anlayış içinde bir çözüm üretmeye davet ederek ''Durumun bu şekilde devam etmesi halinde bölgedeki tehlikenin tüm Dünya'ya ulaşacağı'' uyarısında bulundu.
Suriye'de 2011 Mart ayı ortasında rejimin değişip yerine demokratik bir rejim kurulması talebiyle başlayan Esed rejimine muhalif gösterilere rejimin ağır silahlarla cevap vermesi ve devamında iç savaşa dönüşen süreçte yaşanan ve halen devam eden çatışmalar ve rejimin sivil alanlara yaptığı bombardımanlarda binlerce insan hayatını kaybetti binlerce insan ise yaralandı.
Rusya ise, Suriye'ye yönelik geçtiğimiz ekim ayında başlattığı askeri müdahalesinin, terör örgütü DAEŞ'e karşı olduğunu ileri sürmesine rağmen Washington yönetimi Rusya'nın Suriye'de gerçekleştirdiği hava bombardımanlarının yüzde 90'ının DAEŞ mevzilerini değil Muhalifleri ve sivil alanları hedef aldığını açıklamıştı.
Kaynak: AA
AA'ya konuşan uluslararası ilişkiler uzmanı Hasan el-Mumni, ''Uluslararası koalisyon saldırıları, başlangıçta Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD), DAEŞ'in Irak'taki ilerleyişine karşı bir tepki olarak başladı. Fakat örgütün rehin aldığı Batılıları öldürüp bunu tüm dünyaya teşhir etmesi ABD ve diğer bazı diğer büyük devletlerin örgüte karşı tutumlarını değiştirerek savaşı genişletmesine sebep oldu" şeklinde konuştu.
-Rusya emperyalist politika izliyor
Mumni, ''Terör örgütü DAEŞ'in bölgede ortaya çıkan ve dünyadaki güç dengelerini etkileyen kriz durumunun bir neticesi olduğuna'' işaret etti.
Rusya'nın tutumu hakkında da bazı açıklamalar yapan Mumni, "Putin'in, Rusya Federasyonu başkanlığına geldiğinden beri Rusya'yı uluslararası siyaset arenasında eski güçlü konumuna ulaştırmak için uğraştığını ve bununda kendisini başka ülkeler üzerinde nüfuz edinmeye ittiğini'' söyledi.
Ürdünlü uzman ayrıca, ''İngiltere ve Almanya'yı savaşa girmeye iten temel saik'in Paris saldırılarından sonra Fransa'nın, terör örgütü DAEŞ'i yenilgiye uğratmayı öncelikleri arasına alarak örgüte karşı saldırı başlatması'' olduğunu belirtti.
AA'ya açıklamalarda bulunan bir başka siyasi analist Amr el-Subayle, ''Sahadaki olayların seyrinin, stratejileri belirlediğini terör örgütü DAEŞ'in uluslararası topluma herhangi bir tehdit oluşturmazken sahadaki durumun değişerek Fransa'yı hedef almasına kadar varmasının hem Fransa hem de diğer Avrupa ülkelerinin tutumunu değiştirmesine sebep olduğunu ve bu durumun başka ülkelere de etki edeceğini'' savundu.
Uluslararası koalisyonun Ortadoğu'yu yeniden bölüştürmeyi hedeflediği yönündeki yorumlara katılmadığını söyleyen Subayle, ''Ortadoğu'da zaten psikolojik bir bölünmüşlük olduğunu fakat dünyanın bu bölünmüşlüğü etnik ve dini bir bölünmüşlük olarak görmekte ısrarcı olduğunu'' ifade etti.
-Esed var oldukça DAEŞ de var olacak
Askeri Strateji Uzmanı ve aynı zamanda bir savaş pilotu olan Memun Ebu Nur'da AA'ya yaptığı açıklamada, ''Esed rejimi ve ona destek veren Rusya ve İran gibi ülkeler Suriye'de kalmaya devam ettikçe DAEŞ'te Suriye'de kalacaktır. Esed rejiminin yıkılması halinde ise bu örgüt yok olacaktır. Suriye'de olan şey ittifaklar yoluyla var olma savaşıdır'' diyerek terör örgütü DAEŞ'in, varlığını Esed rejimi ve onu destekleyen İran ve Rusya gibi ülkelere borçlu olduğunu öne sürdü.
Ebu Nur, açıklamasında, ''Rusya'nın, Türkiye sınırında etkili olan PYD'yi destekleyerek savaşı tamamen Türkiye topraklarına taşımayı hedeflediğini'' vurgulayarak ''Türkiye'nin ABD ile ortaklaşa hayata geçirmeye çalıştığı güvenli bölge projesinin çok önemli olduğunu bunun hem Batı'ya mülteci akımını durduracağını hemde Suriye Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu'na çekirdek bir faaliyet alanı sağlayacağını'' ifade etti.
-DAEŞ müdahale bahanesi haline geldi
Terör örgütü DAEŞ'in, Dünya barışı ve güvenliği için tehlike arzetmeye devam ettiğinden şüphe duymadığını ifade eden askeri uzman Fayiz ed-Duveyri ise AA'ya yaptığı açıklamada, ''Terör örgütü DAEŞ, artık Batılı ülkelerin bölgedeki emellerini gerçekleştirmeleri için bir bahane haline geldi. Bu ülkeler eğer gerçekten isteseydi DAEŞ'i, Musul'u işgal ettiği günden bu yana geçen 6 aylık süreçte rahatlıkla çökertebilirlerdi'' şeklinde konuştu.
Öte yandan Ürdünlü eski bakanlardan Memduh el-Abbadi'de, Dünyayı Bölgedeki krize karşılıklı anlayış içinde bir çözüm üretmeye davet ederek ''Durumun bu şekilde devam etmesi halinde bölgedeki tehlikenin tüm Dünya'ya ulaşacağı'' uyarısında bulundu.
Suriye'de 2011 Mart ayı ortasında rejimin değişip yerine demokratik bir rejim kurulması talebiyle başlayan Esed rejimine muhalif gösterilere rejimin ağır silahlarla cevap vermesi ve devamında iç savaşa dönüşen süreçte yaşanan ve halen devam eden çatışmalar ve rejimin sivil alanlara yaptığı bombardımanlarda binlerce insan hayatını kaybetti binlerce insan ise yaralandı.
Rusya ise, Suriye'ye yönelik geçtiğimiz ekim ayında başlattığı askeri müdahalesinin, terör örgütü DAEŞ'e karşı olduğunu ileri sürmesine rağmen Washington yönetimi Rusya'nın Suriye'de gerçekleştirdiği hava bombardımanlarının yüzde 90'ının DAEŞ mevzilerini değil Muhalifleri ve sivil alanları hedef aldığını açıklamıştı.
