Görmez, AA Editör Masası'na Konuk Oldu

ANKARA - Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, yapılan bir araştırmaya göre, İslam dünyasından hac ibadeti için yıllık talebin 25 milyon olduğunu, Suudi Arabistan'ın bu talebe karşılık vermeye çalıştığını ifade ederek, "Yani dağları eriterek, dağların yerine dağlar misali gökdelenler dikerek bu talebe karşılık vermeye çalıştı ama bunun ne derece doğru olduğu, bu stratejinin ne kadar doğru olduğu konuşulmalıdır" dedi.

Görmez, AA Editör Masası'na Konuk Oldu
AA Editör Masası'nda soruları yanıtlayan Görmez, çok sayıda Müslüman'ın hayatını kaybettiği bu yılki hac organizasyonunu değerlendirmesinin istenmesi üzerine, hac ibadetinin Müslümanlar için Hazreti İbrahim'den bu yana çok önemli ve çok büyük bir ibadet olduğunu vurgulayarak, "Aslında çok muhteşem bir birlik şöleni" değerlendirmesini yaptı.

Görmez, hac ibadetinin İslam toplumlarının aynası olduğunu vurgulayarak, oraya giden her insanın sevinçlerini de hüzünlerini de o bölgeye taşıdığını ve sahip olmadığı pek çok imkana bu ibadet sayesinde kavuştuğunu söyledi.

Semboller haritası olan hac ibadetlerinin her birisinin arkasında anlamlar dünyasını zenginleştiren sembollerin bulunduğunu anlatan Görmez, öbür tarafta ise bu ibadetin bireysel, toplumsal ve evrensel boyutlarının olduğunu aktardı.

İbadetin, hem kişinin kendi iç dünyasına hem Hazreti İbrahim ile devam eden büyük tarihe bir yolculuk hem de ebedi hayata, ahirete bir yolculuk yapma imkanı sağladığını dile getiren Görmez, "Hem Kabe'ye yolculuk hem Kabe'nin Rabbine yolculuk. Böyle muhteşem bir ibadet" değerlendirmesini yaptı.

Modern zamanlarda çok şeyin değişmesi gibi hac ibadetinin de pek çok boyutunun değişmeye başladığını ifade eden Görmez, tarihte dünyanın muhtelif yerlerinde aylarca çok meşakkatli yolculuklar marifetiyle kutsal topraklara ulaşılabildiğini anlattı.

"Yapılan bir araştırmaya göre, İslam dünyasından hac ibadeti için yıllık talep 25 milyondur" bilgisini paylaşan Görmez, şöyle devam etti:

"Öbür taraftan mekanın sınırlı oluşu, aynı zamanda aynı mekanlarda olmanın dinen zorunluluğu, bu ibadeti bir açıdan kolaylaştırdı araçlar ama bir taraftan da birtakım zorluklar meydana geldi.

Suudi Arabistan, 1970'li yıllardan itibaren Mekke ve Medine'yi birer şantiyeye dönüştürerek bu talebe karşılık vermeye çalışıyor. Bunun planlaması kolay değil. Yani dağları eriterek, dağların yerine dağlar misali gökdelenler dikerek bu talebe karşılık vermeye çalıştı ama bunun ne derece doğru olduğu bu stratejinin ne kadar doğru olduğu konuşulmalıdır."

- "Dağlar yok oluyor"

Hazreti Muhammed'in insanlığa mesajlarını ilk ilan ettiği dağ olan Ebu Kubeys Dağı'nın yok olduğunu belirten Görmez, aynı şekilde Ecyad Kalesi ve Ecyad Dağı'nın bugün bulunmadığını, buranın da Hazreti Muhammed'in koyunlar otlattığı bir mekan olduğunu anlattı. Görmez, "Sonra da Osmanlı dönemi boyunca muhkem bir kale olarak Kabe'nin güvenliğini sağlamak için ecdadımızın ikamet ettiği bir mekandı" değerlendirmesini yaptı.

Hz. Ömer'in ismiyle şöhret bulan Ömer Dağı'nın hala eritildiğini aktaran Görmez, "Bütün bu dağlar eritiliyor. Ama bu dağların yerine dağlar misali gökdelenler inşa ediliyor. Bu pek çok zorluğu da beraberinde getirdi" diye konuştu.

Aynı anda bulunmak mecburiyeti olan mekanlarda aynı anda hareket etmenin getirdiği birtakım zorluklar bulunduğuna işaret eden Görmez, daha önce bir tünel faciası ile şeytan taşlamada izdiham yaşandığını hatırlattı.

- "Mina'daki sayı maalesef 759 değil, daha fazladır"

Sonra, 2 yıl gibi kısa bir süre içerisinde şeytan taşlama mekanlarının 3-4 kata çıkararak çok büyük bir genişletme çalışmasının yapıldığını aktaran Görmez, şunları kaydetti:

"Daha sonra yangın faciası geçirdi hacılar. Bu sene de bizim için çok hüzünlü bir hac oldu. Yani benim şahsen hayatımda çok zorlandığım bir hac oldu. Önce bir vinç kazası ve burada 100'ü aşkın kardeşimizin hayatını kaybetmiş olması... Cenab-ı Hak onları inşallah Harem şehidi, Kabe şehidi olarak huzuruna kabul eder diye onlar hakkında niyazımızı iletiyoruz ama biz Müslümanlar açısından düşündüğümüzde üzücü olmuştur.

Doğrusu Suudi Arabistan bu kazanın sebeplerini izah ederken son derece rasyonel bir yönteme başvurarak, daha önce olduğu gibi 'Bu Allah'ın kazası ve kaderidir, yapılacak bir şey yoktur' demedi. Çok önemli adımlar attı. Uluslararası Uzmanlar Kurulu oluşturdu. Sebeplerini çok güzel araştırdı ve daha sonra verilmesi gereken bütün cezaları verdi. Söz konusu inşaat firmasına her türlü yasağı getirdi. Vefat edenlerin özellikle tazminatlarını ödemek için önemli adımlar attı. Söz konusu insanların aileleriyle görüştü, onların gönüllerini aldı. Bu, bizi son derece sevindirdi. Bizim bunda katkımız da oldu bizzat Hac Bakanlığı ile görüşerek.

Daha sonra Mina'daki sayı maalesef 759 değil, daha fazladır, 1000'i aşkın en azından kardeşimizin o hem de geniş bir yol güzergahında şeytan taşlamaya giderken vefat etmiş olmasının ben bütün açıklamalarımda da ifade ettiğim gibi makul bir izahı yoktur. Bunun üzerinden çokça durulması ve çalışılması gerekmektedir. Bir sivrisineğe dahi dokunmanın caiz olmadığı bir ibadeti ifa ederken Müslümanların bini aşkın kardeşini ezerek öldürmüş olmasının hem bugünün genç kuşaklarına hem başka dünyalara doğrusu izah edilebilir herhangi bir tarafı olmadığını düşünüyorum."

(Sürecek)

Kaynak: AA