Bakan Çelik Aa'ya Konuştu

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, "İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi yapma zorunluluğu bulunan 680 bin 'tehlikeli' ve 'çok tehlikeli' işyerlerinden 180 bini sözleşme yapmış, 500 bini henüz sözleşme yapmamış. Nereler bunlar; 'tehlikeli' ve 'çok tehlikeli' işyerleri" dedi.

Bakan Çelik, AA muhabirinin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Çelik, son dönemde yaşanan iş kazalarının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yönelik eleştirilere tepki göstererek, şunları kaydetti:
"İş kazası söz konusu olunca ilk akla gelen bakanlık Çalışma Bakanlığı ama sorumluluk açısından bakıldığında durumun farklı olduğunu göreceksiniz. İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası çıkarttık ve bu yasaya göre, Türkiye'de 680 bin 'tehlikeli' ve 'çok tehlikeli' işler var. 1 Ocak 2014'ten itibaren bu 'tehlikeli' ve 'çok tehlikeli' işyerlerinde iş sağlığı ve iş güvenliği bulundurma zorunluluğu getirdik. 9 ay geçmiş, sistemi yerine oturtmuşuz. 2012'den önce hiç yokken bugün 83 bin iş güvenliği uzmanımız, 23 bin işyeri hekimimiz var. 2 yıl içerisinde alt yapı oluşturduk ve tümden yasa yürürlüğe girdi. Şimdi bakıyoruz İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi yapma zorunluluğu bulunan 680 bin 'tehlikeli' ve 'çok tehlikeli' işyerlerinde 180 bini sözleşme yapmış, 500 bini sözleşme henüz yapmamış. Nereler bunlar; 'tehlikeli' ve 'çok tehlikeli' işyerleri. Bunun müeyyidesi ne, 11 bin lira ceza vereceksiniz. Bu sözleşmeleri yapmayanlara bu cezaları uygulayacaksınız. Ceza çözüm müdür? İşte uyguluyoruz. Tekrar tekrar ikaz mektupları yazıyoruz. Şimdi bu 500 bin işyerinde kaza yaşanırsa yasal olarak ikazları yapıyoruz. Siz bu bilince sahip değilseniz, canı değil malı önemsiyorsanız bu bilinç yetersizliği olduğu sürece bu işin üstesinde nasıl geleceksiniz?"
-"Topyekun farkındalığın oluşması konusunda gayret göstermemiz gerekiyor"
Problemin sorumluluğunu bir yerlere yıkarak kurtulma meselesi olmadığını, problemin farkındalık problemi olduğunu ifade eden Çelik, "İşvereniyle, işçisiyle, sorumlularıyla, siyasetçisiyle, medyasıyla topyekun farkındalığın oluşması konusunda gayret göstermemiz gerekiyor. Aksi takdirde her acı olaydan sonra başsağlığı dileklerimiz devam edecek ki, buna ne milletin ne de bizim tahammülümüz yok" dedi.

Bakan Çelik, iş sağlığı ve güvenliği alanında yasal olarak hiçbir boşluk görmediğini belirterek, şöyle konuştu:
"Bazı işverenler günü kurtaracak tedbirler alıyor. Bu aynen şunun gibi; araç muayene istasyonuna aracınızı muayeneye götüreceksiniz. Sizden yangın tüpü, ilk yardım çantası istiyorlar. Bakıyorsunuz aracınızda bunlar yok. Tüpü ve çantayı arkadaşınızın aracınızdan alıyorsunuz, gidiyorsunuz aracınızı muayene ettiriyorsunuz ve döner dönmez de arkadaşınıza yangın tüpünü ve il yardım çantasını geri veriyorsunuz. Bu bize has bir durum. Bu anlayışla iş sağlığı ve güvenliğini sağlayabilir misiniz? Yolda aracınızda bir yangın çıksa yangını söndürmek için uğraşacaksın. Biz iş sağlığı, iş güvenliği ve insana değeri başa bir şey geldiğinde ancak 'ne kadar önemliymiş' diyoruz. Bu anlayıştan başta işverenler olmak üzere herkes vazgeçmeli. İşyerinde teftiş yapılıyor, müfettiş geliyor. O halde bu işleri düzeltelim. Müfettiş geldi ve gördü, çok güzel, eksik yok. O gittikten sonra 'eski tas eski hamam' deniyorsa ve işverenin zihniyeti buysa bu kazalar bitmez. Müfettiş gelse de müfettiş gelmese de, müfettiş şikayet üzerine gelse de şikayetsiz gelse de siz eğer o bilinci işyerlerinizde o iyi halin devamını esas almışsanız o zaman sorunsuz ve kazasız bir işyerini sürdürmenize imkan vardır. Onun için bu bilinç son derece önemli."
-"Bakanlığımızca yapılan teftişlerde sorun yaşanmıyor"
Bütün uluslararası mevzuat ve Türkiye'deki yasaların işyerlerindeki sorumluluğun tümünü işverene yüklediğine dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:
"Türkiye'de 1 milyon 630 bin işyeri var. 2 milyon kişiyi işe alalım, her iş yerinin başına bir adam otursun, bunları izlesin gibi bir yaklaşım olmayacağından, proje bazlı olan bu işyerlerinde sorumlular 24 saat işlerin başında olmalıdırlar. Yanlışlığın yapılmasına izin vermemeliler. Müfettişler anlık denetim yaparlar, geldim, baktım, bir şey var mı yok mu? Müfettiş 'bir eksiklik görülmemiştir' veya 'şu iki eksiklik var' diyebilir. Mesela 160 madeni kapatmışız, birçok inşaatı mühürlemişiz. Neden? Tehlike arz ettiği için. Hayat devam ediyor, işyerlerinde çalışmalar devam ediyor. 2 saat sonra ne ile karşılaşacağınızı bilemezseniz. Biz 4 ayda teftiş yapmış, 21 eksik bulmuşuz, onları gidertmişiz ama 5 aydan 9 aya kadar bina 10-15 kat yükselmiş. Oraya 'her gün müfettiş gelecek' diye bir şey yok. Müfettişin görevi farkındalık oluşturmak. Karıştırılıyor, Türkiye'deki sıkıntı bu. Türkiye'de yapılan bu teftişler zannediliyor ki bir bekçi gibi iş kazalarını tümden ortadan kaldırtmak için... Öyle değil, farkındalığı oluşturmak için teftiş yapılıyor. Asıl olan iç teftiştir, iç denetimdir. Madem işin sahibi iş sağlığı ve güvenliğinde sorumlu, orada 24 saat bulunan teknik adamlarla her gün iç denetim yapmalı. Yoksa bakanlığımızca yapılan teftişlerde sorun yaşanmıyor."
(Sürecek)
Kaynak: AA