Ocak Ayı Enflasyon Rakamları
Antalya Ticaret Borsası ve Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) Başkanı Ali Çandır, bir taraftan talep yetersizliği, diğer taraftan faiz ve maliyet artışı baskılarının tüm üreticiler için önümüzdeki dönemin en önemli açmazları olarak gözüktüğünü bildirdi.
Yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan ocak ayı enflasyon verilerini değerlendiren Çandır, tüketici enflasyonunun (TÜFE), ocak ayında yüzde 1,61'lik beklentinin üzerinde yüzde 1,72 olarak gerçekleştiğini, yıllık olarak ise yüzde 7,48 olarak ilan edildiğini hatırlattı.
Antalya bölgesinde aylık TÜFE'nin yüzde 1,46 ile Türkiye'nin en düşük fiyat artışı olarak ilan edildiğini anlatan Çandır, ocak ayında gıda kaleminin hem Türkiye hem de bölge için en yüksek fiyat artışının yaşandığı kalem olduğunu kaydetti.
Türkiye'de ve Antalya bölgesinde aynı kalemlerin, aynı yönlü fiyat değişimleri göstermesinin diğer göstergeler de dikkate alındığında bölge ekonomisinin nispi olarak daha ciddi bir durgunluğa girdiğine işaret ettiğini anlatan Çandır, "Üstelik, yüzde 30'u aşan döviz ve yüzde 150'yi aşan faiz artışlarının henüz maliyetlere ve fiyatlara yansıtılamamış olduğu gerçeği dikkate alınırsa, önümüzdeki aylarda gecikmeli ve birikimli fiyat artışları yaşanması kaçınılmaz gözükmektedir. Bir taraftan talep yetersizliği, diğer taraftan faiz ve maliyet artışı baskıları tüm üreticiler için önümüzdeki dönemin en önemli açmazları olarak gözükmektedir" ifadesini kullandı.
- Yeni ÜFE'ye eleştiri
Çandır, TÜİK'in Ocak 2014 tarihinden itibaren ÜFE'yi iptal ettiğini, bunun yerine Yurtiçi Üretici Fiyatları (Yİ-ÜFE), Yurtdışı Üretici Fiyatları (YD-ÜFE) ve Tarımsal Üretici Fiyatları isimleriyle yeni üretici enflasyonları ilan etmeye başladığını açıkladığını anımsattı.
Ayrı ayrı tanımlarla üretici enflasyonu ilan edilecek olmasını eleştiren Çandır, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Rakamlarla ekonomiyi ve toplumu incelemeye, somut verilere dayalı analizler yaparak geleceğe dair anlamlı tahminler yapmaya çalışanlar için veri yokluğundan daha kötü durum, birbirinden koparılmış, ilişkisizleştirilmiş ve nihayet karşılaştırma olanağı bırakılmamış verilerle baş başa kalmaktır. Daha önce reel kur endeksi, işsizlik verileri, kır-kent verileri, kentsel ve bölgesel büyüme verileri gibi alanlarda benzer işlemler yapılmışken şimdi de üretici enflasyonu verileri, zaman serisi ve eğilim analizleri gibi çalışmaların sağlıklı yapılmasının önünü kesmiş bulunmaktadır."
Kaynak: AA
Antalya bölgesinde aylık TÜFE'nin yüzde 1,46 ile Türkiye'nin en düşük fiyat artışı olarak ilan edildiğini anlatan Çandır, ocak ayında gıda kaleminin hem Türkiye hem de bölge için en yüksek fiyat artışının yaşandığı kalem olduğunu kaydetti.
Türkiye'de ve Antalya bölgesinde aynı kalemlerin, aynı yönlü fiyat değişimleri göstermesinin diğer göstergeler de dikkate alındığında bölge ekonomisinin nispi olarak daha ciddi bir durgunluğa girdiğine işaret ettiğini anlatan Çandır, "Üstelik, yüzde 30'u aşan döviz ve yüzde 150'yi aşan faiz artışlarının henüz maliyetlere ve fiyatlara yansıtılamamış olduğu gerçeği dikkate alınırsa, önümüzdeki aylarda gecikmeli ve birikimli fiyat artışları yaşanması kaçınılmaz gözükmektedir. Bir taraftan talep yetersizliği, diğer taraftan faiz ve maliyet artışı baskıları tüm üreticiler için önümüzdeki dönemin en önemli açmazları olarak gözükmektedir" ifadesini kullandı.
- Yeni ÜFE'ye eleştiri
Çandır, TÜİK'in Ocak 2014 tarihinden itibaren ÜFE'yi iptal ettiğini, bunun yerine Yurtiçi Üretici Fiyatları (Yİ-ÜFE), Yurtdışı Üretici Fiyatları (YD-ÜFE) ve Tarımsal Üretici Fiyatları isimleriyle yeni üretici enflasyonları ilan etmeye başladığını açıkladığını anımsattı.
Ayrı ayrı tanımlarla üretici enflasyonu ilan edilecek olmasını eleştiren Çandır, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Rakamlarla ekonomiyi ve toplumu incelemeye, somut verilere dayalı analizler yaparak geleceğe dair anlamlı tahminler yapmaya çalışanlar için veri yokluğundan daha kötü durum, birbirinden koparılmış, ilişkisizleştirilmiş ve nihayet karşılaştırma olanağı bırakılmamış verilerle baş başa kalmaktır. Daha önce reel kur endeksi, işsizlik verileri, kır-kent verileri, kentsel ve bölgesel büyüme verileri gibi alanlarda benzer işlemler yapılmışken şimdi de üretici enflasyonu verileri, zaman serisi ve eğilim analizleri gibi çalışmaların sağlıklı yapılmasının önünü kesmiş bulunmaktadır."
