Mhp Meclis Grup Toplantısı…(2)
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti hükümetinin, Türkiye’yi Suriye üzerine kışkırtanların, savaş ve silah baronlarının oyununa gelmemek için azami dikkat göstermesi gerektiğini belirterek, “Kandil’e bir saatte gitmeyi ağızlarına alamayan acizler, Şam’a üç saatte varılabileceğinin adeta müjdesini vermeye bile başlamışlardır.
Türk milleti Şam’a değil, Kandil’in kalbine Türk bayrağının dikilmesini istemektedir” dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında Suriye ile yaşanan uçak krizine değindi. Alınan istihbarat doğrultusunda; uçakta Suriye’ye götürülmekte olan askeri malzemelerin olduğu ve bu gerekçeyle de uçağın alıkonulduğunun hükümet tarafından açıklandığını belirten Bahçeli, Uluslararası Sivil Havacılık Anlaşması’nın 35. maddesinin, silah ve cephane taşıdığından şüphelenilen uçakların ilgili ülke tarafından indirilmesine ve ardından da aranmasına imkan sağladığını hatırlattı. Bu durumun her ülkenin bilebileceği bir husus ve riayetle yükümlü olduğu bir kural olduğunu kaydeden Bahçeli, “Uçakta silah veya silah yapımında kullanılan malzemelerin bulunup bulunmadığı, kim ya da kimlerden istihbarat alındığı ayrı bir tartışmanın konusudur. Yine de şu kadarını ifade etmek gerekir ki, uçakta silah malzemelerinden ziyade, radar aksamlarının bulunduğu bazı uzmanlar tarafından ifade edilmiştir. Şayet uçakta, silah, mühimmat ve bu kapsamdaki malzemelerin yerine radar aparatları mevcut ise, bu takdirde AKP hükümetinin birileri tarafından yanlış bilgilendirildiği gerçeği ortaya çıkacaktır. O halde, istihbarat servisini yapan her kim ise, Suriye’yle ilişkilerin daha da katılaşmasına ve kaosa sürüklenmesine hizmet etmekte ve bunu amaçlamaktadır” dedi.
Milliyetçi siyasetlerinin, dış politikada Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin beyanlarına daha fazla itibar etmeyi şart koştuğunu belirten Bahçeli, fakat bu iradelerinin, bazı kuşkuların giderilmemesine ve soru işaretlerinin cevaplanmamasına onay vermek anlamına da gelmediğini söyledi.
Bahçeli, “AKP hükümeti, ülkemizi Suriye üzerine kışkırtanların, savaş ve silah baronlarının oyununa gelmemek için azami dikkat ve özen göstermelidir. Unutmamak gerekir ki, başka ülkeler arasındaki hesaplaşmaya ve kavgaya Türk milletini figüran olarak yerleştirme densizliği hiçbir faninin üstesinden gelemeyeceği bir vebal ve izah edemeyeceği bir kötü niyetlilik olacaktır. Bütün bunların yanında, hava sahamızı kullanan bir uçakla ilgili şüphelerin gereği süratle yapılmalı ve ülkemize çevrilme ihtimali olan silahların sevkiyatına uluslararası sözleşme ve anlaşmalar doğrultusunda fırsat verilmemelidir” diye konuştu.
Dün de Ermenistan’a ait bir kargo uçağının bu tutumla Erzurum’da inişe mecbur bırakıldığını anımsatan Bahçeli, “Bu ve benzeri önleyici müdahaleler dozunda ve ayarında yapılmalıdır. Karşı tarafı tahrik ve rencide edici eğilimlerden sakınılmalı, özellikle sorunlu komşu ülkeler sayısına yenilerini eklemekten kaçınılmalıdır. Zira Suriye ile olan vahim ilişkiler, Irakla sürtüşmeler, İran’la gelgitler ve Lübnan’la itişmeler ortadadır” dedi.
AK Parti hükümetinin göz göre göre düştüğü ateş kuşağında sıfır sorundan herkesle soruna doğru tam yol ilerlediğini belirten Bahçeli, “Bu nedenle devamlı olarak gerginliğin alevine benzin dökmenin, özellikle Suriye merkezli yürüyen sancılı süreci dönülmez bir noktaya taşımanın anlamı olmayacaktır. Ne var ki, uçak krizi yeni atışmalara, kanamalara ve kararlara kapı açmıştır. Suriye kendi hava sahasını Türk uçaklarına kapatmış ve misilleme kartını kullanmıştır. Sınırlarımızda tanklar dizilmiş ve Türk Silahlı Kuvvetleri yüksek hazırlık durumuna geçmiştir” dedi.
“SURİYELİ MÜLTECİLER TÜRKİYE’NİN KALDIRAMAYACAĞI BİR SEVİYEYE ÇIKMIŞ” Türkiye’ye Suriye’den kaçarak sığınan mülteci sayısının 100 bini aştığını belirten Bahçeli, “Dışişleri Bakanının yaklaşık iki ay önce, Türkiye'deki Suriyeli sığınmacı sayısının 100 bini geçmesi durumunda, Suriye içinde bir güvenli bölge kurulabileceğine dair sözleri, önümüzdeki günlerde yeni bir durumu ortaya çıkarabilecektir. Gelen Suriyeli mülteciler Türkiye’nin kaldıramayacağı bir seviyeye çıkmış ve kapasitesini aşmıştır. Ülke sınırlarımızdaki alarm verici bu yığılmanın durması ve sınırlarımızın emniyete alınması için hükümet harekete geçmeli ve sözlerinin arkasında durmalıdır” diye konuştu.
Bunlar oluyorken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün en kötü senaryonun gerçekleşmek üzere olduğunu dile getirdiğini belirten Bahçeli, şöyle devam etti: “Üstelik Kandil’e bir saatte gitmeyi ağızlarına alamayan acizler, Şam’a üç saatte varılabileceğinin adeta müjdesini vermeye bile başlamışlardır. Türk milleti Şam’a değil, Kandil’in kalbine Türk bayrağının dikilmesini istemektedir. Artık AKP hükümeti tüm sınırları aşmış, dipsiz bir demagoji kuyusuna gömülmüştür. Laf çoktur, icraat yoktur ve hezeyan tarifsizdir. Bu zihniyetin suyu yokuşa akıtmakta, yalancı pehlivanlıkta ve yürüyen tekere çomak sokmakta üstüne rakip bulunmamaktadır. Stratejik kabus filminin ana aktörü haline dönüşen Türk dış politikası bunun ispatı ve her yönüyle de göstergesidir. Nitekim Türkiye için neyin iyi, neyin doğru; hangi ilişki ve diyalogların yerinde olduğu belirsiz olduğu kadar da şaibeli hale gelmiştir.”
Kaynak: İHA
Bahçeli, partisinin grup toplantısında Suriye ile yaşanan uçak krizine değindi. Alınan istihbarat doğrultusunda; uçakta Suriye’ye götürülmekte olan askeri malzemelerin olduğu ve bu gerekçeyle de uçağın alıkonulduğunun hükümet tarafından açıklandığını belirten Bahçeli, Uluslararası Sivil Havacılık Anlaşması’nın 35. maddesinin, silah ve cephane taşıdığından şüphelenilen uçakların ilgili ülke tarafından indirilmesine ve ardından da aranmasına imkan sağladığını hatırlattı. Bu durumun her ülkenin bilebileceği bir husus ve riayetle yükümlü olduğu bir kural olduğunu kaydeden Bahçeli, “Uçakta silah veya silah yapımında kullanılan malzemelerin bulunup bulunmadığı, kim ya da kimlerden istihbarat alındığı ayrı bir tartışmanın konusudur. Yine de şu kadarını ifade etmek gerekir ki, uçakta silah malzemelerinden ziyade, radar aksamlarının bulunduğu bazı uzmanlar tarafından ifade edilmiştir. Şayet uçakta, silah, mühimmat ve bu kapsamdaki malzemelerin yerine radar aparatları mevcut ise, bu takdirde AKP hükümetinin birileri tarafından yanlış bilgilendirildiği gerçeği ortaya çıkacaktır. O halde, istihbarat servisini yapan her kim ise, Suriye’yle ilişkilerin daha da katılaşmasına ve kaosa sürüklenmesine hizmet etmekte ve bunu amaçlamaktadır” dedi.
Milliyetçi siyasetlerinin, dış politikada Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin beyanlarına daha fazla itibar etmeyi şart koştuğunu belirten Bahçeli, fakat bu iradelerinin, bazı kuşkuların giderilmemesine ve soru işaretlerinin cevaplanmamasına onay vermek anlamına da gelmediğini söyledi.
Bahçeli, “AKP hükümeti, ülkemizi Suriye üzerine kışkırtanların, savaş ve silah baronlarının oyununa gelmemek için azami dikkat ve özen göstermelidir. Unutmamak gerekir ki, başka ülkeler arasındaki hesaplaşmaya ve kavgaya Türk milletini figüran olarak yerleştirme densizliği hiçbir faninin üstesinden gelemeyeceği bir vebal ve izah edemeyeceği bir kötü niyetlilik olacaktır. Bütün bunların yanında, hava sahamızı kullanan bir uçakla ilgili şüphelerin gereği süratle yapılmalı ve ülkemize çevrilme ihtimali olan silahların sevkiyatına uluslararası sözleşme ve anlaşmalar doğrultusunda fırsat verilmemelidir” diye konuştu.
Dün de Ermenistan’a ait bir kargo uçağının bu tutumla Erzurum’da inişe mecbur bırakıldığını anımsatan Bahçeli, “Bu ve benzeri önleyici müdahaleler dozunda ve ayarında yapılmalıdır. Karşı tarafı tahrik ve rencide edici eğilimlerden sakınılmalı, özellikle sorunlu komşu ülkeler sayısına yenilerini eklemekten kaçınılmalıdır. Zira Suriye ile olan vahim ilişkiler, Irakla sürtüşmeler, İran’la gelgitler ve Lübnan’la itişmeler ortadadır” dedi.
AK Parti hükümetinin göz göre göre düştüğü ateş kuşağında sıfır sorundan herkesle soruna doğru tam yol ilerlediğini belirten Bahçeli, “Bu nedenle devamlı olarak gerginliğin alevine benzin dökmenin, özellikle Suriye merkezli yürüyen sancılı süreci dönülmez bir noktaya taşımanın anlamı olmayacaktır. Ne var ki, uçak krizi yeni atışmalara, kanamalara ve kararlara kapı açmıştır. Suriye kendi hava sahasını Türk uçaklarına kapatmış ve misilleme kartını kullanmıştır. Sınırlarımızda tanklar dizilmiş ve Türk Silahlı Kuvvetleri yüksek hazırlık durumuna geçmiştir” dedi.
“SURİYELİ MÜLTECİLER TÜRKİYE’NİN KALDIRAMAYACAĞI BİR SEVİYEYE ÇIKMIŞ” Türkiye’ye Suriye’den kaçarak sığınan mülteci sayısının 100 bini aştığını belirten Bahçeli, “Dışişleri Bakanının yaklaşık iki ay önce, Türkiye'deki Suriyeli sığınmacı sayısının 100 bini geçmesi durumunda, Suriye içinde bir güvenli bölge kurulabileceğine dair sözleri, önümüzdeki günlerde yeni bir durumu ortaya çıkarabilecektir. Gelen Suriyeli mülteciler Türkiye’nin kaldıramayacağı bir seviyeye çıkmış ve kapasitesini aşmıştır. Ülke sınırlarımızdaki alarm verici bu yığılmanın durması ve sınırlarımızın emniyete alınması için hükümet harekete geçmeli ve sözlerinin arkasında durmalıdır” diye konuştu.
Bunlar oluyorken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün en kötü senaryonun gerçekleşmek üzere olduğunu dile getirdiğini belirten Bahçeli, şöyle devam etti: “Üstelik Kandil’e bir saatte gitmeyi ağızlarına alamayan acizler, Şam’a üç saatte varılabileceğinin adeta müjdesini vermeye bile başlamışlardır. Türk milleti Şam’a değil, Kandil’in kalbine Türk bayrağının dikilmesini istemektedir. Artık AKP hükümeti tüm sınırları aşmış, dipsiz bir demagoji kuyusuna gömülmüştür. Laf çoktur, icraat yoktur ve hezeyan tarifsizdir. Bu zihniyetin suyu yokuşa akıtmakta, yalancı pehlivanlıkta ve yürüyen tekere çomak sokmakta üstüne rakip bulunmamaktadır. Stratejik kabus filminin ana aktörü haline dönüşen Türk dış politikası bunun ispatı ve her yönüyle de göstergesidir. Nitekim Türkiye için neyin iyi, neyin doğru; hangi ilişki ve diyalogların yerinde olduğu belirsiz olduğu kadar da şaibeli hale gelmiştir.”
