Kılıçdaroğlu Soruları Yanıtladıankara
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hükümetin Irak sınırındaki olayda istihbaratı kimin verdiğini kamuoyuna açıklaması gerektiğini belirterek, ``Hükümete düşen bir tek şey var, bu istihbaratın hangi kaynaktan geldiğini çıkıp kamuoyuyla paylaşması lazım.
Bizim de görmemiz lazım ama hükümet bunu açıklayamaz . Neden açıklayamaz? Çünkü kendi güvenliğini yabancı istihbarat örgütlerinin emrine veren bir hükümet böyle bir açıklamayı yapamaz . Vahim olan asıl nokta budur`` dedi .
Kılıçdaroğlu , partisinin Eryaman irtibat bürosunun açılışının ardından parti otobüsünde beraberindeki bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı . Deniz Feneri e . V . bağlantılı soruşturmadan alınan 3 cumhuriyet savcısı hakkında Sincan Cumhuriyet Savcılığı`nca hapis istemiyle hazırlanan iddianamenin hatırlatılması ve değerlendirmesinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu , savcıların kendilerine göre hukukun gerektirdiği kurallar içinde soruşturma yaptığını , ancak bir süre sonra görevlerinden alındıklarını söyledi . Kılıçdaroğlu , şöyle konuştu : ``Önümüze haklı hiçbir gerekçe konmadı bu konuda . `Efendim işte bir mahkeme kararında oynanmış , belli yerler kapatılmış` . İyi de bu öteden beri yargıda süregelen bir uygulama . Kaldı ki kapatan bir kişi . Niye üçünü görevden alıyorsun? Bunun da yanıtı verilmedi? Şimdi geldiğimiz bu noktada da hapis cezalarıyla yargılanmak üzere haklarında iddianame hazırlanıyor . Hukuk adına bu kadar büyük bir ayıp yapılmaz . Yasadışı telefon dinlemeler hükümetin koruması altında , yasa dışı belge düzenleyenler hükümetin koruması altında . Bütün bunlara hiç ses çıkarılmıyor da üç tane savcı `niye bu soruşturmayı bu noktaya getirdiniz , delilleri topladınız?` diye . . . Onlar şimdi hapisle yargılanıyorlar . Bunun hukukta yeri yoktur . Bu ancak diktatörlüklerde rastlanan bir olaydır . Zaten biz de bugünkü yönetime `postmodern diktatörlük` diyoruz . ``Kılıçdaroğlu , Irak sınırındaki olayda istihbaratı kimin verdiğine ilişkin herhangi bir yeni bilginin olup olmadığına ilişkin soruyu da yanıtladı . İstihbaratın yabancı bir ülke tarafından verildiğinin açık olduğunu belirten Kılıçdaroğlu , şunları kaydetti : ``Bütün mesele şu ; alınan istihbarat yabancı kaynaklı olduğu artık yüzde 100 kesin . Bu konuda hiçbir tereddüt yok . Niçin bir değerlendirmeye tabi tutulmadı , bu istihbarat yüzde 100 niçin doğru kabul edildi? Genelkurmay `bana istihbarat geldi` diyor . MİT `Ben vermedim` diyor . O zaman hükümete düşen bir tek şey var , bu istihbaratın hangi kaynaktan geldiğini çıkıp kamuoyuyla paylaşması lazım . Bizim de görmemiz lazım ama hükümet bunu açıklayamaz . Neden açıklayamaz? Çünkü kendi güvenliğini yabancı istihbarat örgütlerinin emrine veren bir hükümet , böyle bir açıklamayı yapamaz . Vahim olan asıl nokta budur . ``Kılıçdaroğlu , bir gazetecinin ``Siz bu noktada mı operasyon emrinin Başbakan ya da hükümet tarafından verildiğini düşünüyorsunuz?`` sorusuna da ``Hayır . Sınır ötesi operasyon hükümetin yetkisinde . Parlamento bu yetkiyi hükümete verdi . Dolayısıyla sınır ötesi operasyonu yapan , talimatı veren siyasi iktidardır . Yetkiyi veren parlamentodur . Geldiler , parlamento yetkiyi verdi . O yetki çerçevesinde hükümet yeri zamanı geldiğinde kullanıyor bu yetkiyi . Burada da istihbarat geldi , yabancı kaynaklı bir istihbarat bu , bunun gereği için talimat verildi . Ordu da gitti yaptı . O nedenle Hükümet orduya bir şey diyemiyor . MİT`in de böyle bir istihbarat vermediğini önce Başbakan açıkladı . `MİT bu konuda istihbarat vermemiştir . Bu konuda açıklama yapacak` diye . Genelkurmay , operasyonun hemen sonrasında bir açıklama yaptı . `Bize istihbarat geldi , biz de gereğini yaptık` diye`` şeklinde konuştu .
Kılıçdaroğlu , gazetecilerin CHP`nin 26 Şubat`ta yapılacak olağanüstü tüzük kurultayına ilişkin sorularını da yanıtladı .
Kurultayın bir şölen havasında gerçekleşeceğini , partinin daha demokratik bir tüzüğe kavuşturulacağını belirten Kılıçdaroğlu , demokrasi isteyen ve demokrasiye bu kadar vurgu yapan bir siyasi partinin tüzüğünün de demokratik olması gerektiğini kaydetti .
Genel merkez yönetiminin , tüzüğün tamamına ilişkin çalışma yürütüğünü kaydeden Kılıçdaroğlu , sağlıklı bir değişim için il ve ilçe örgütlerinin yeni tüzüğe katkı vermesini sağladıklarını , çalışmaların bu kapsamda yürütüldüğünü anlattı .
Kılıçdaroğlu , ``Muhalif kanadın talepleri doğrultusunda mı 26 Şubat olarak karar aldınız yoksa siz , kendi gündeminizle mi ilgili aldınız`` sorusunu yanıtlarken de ``Bu kendi gündemimizle ilgili bir talep . Genel Başkan olarak tüzük bana kurultayı özel gündemle olağanüstü çağrı yapma yetkisi veriyor . Ben de bu yetkimi kullanarak 26 Şubat`ta çağrı yaptım`` dedi .
Kaynak: AA
Kılıçdaroğlu , partisinin Eryaman irtibat bürosunun açılışının ardından parti otobüsünde beraberindeki bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı . Deniz Feneri e . V . bağlantılı soruşturmadan alınan 3 cumhuriyet savcısı hakkında Sincan Cumhuriyet Savcılığı`nca hapis istemiyle hazırlanan iddianamenin hatırlatılması ve değerlendirmesinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu , savcıların kendilerine göre hukukun gerektirdiği kurallar içinde soruşturma yaptığını , ancak bir süre sonra görevlerinden alındıklarını söyledi . Kılıçdaroğlu , şöyle konuştu : ``Önümüze haklı hiçbir gerekçe konmadı bu konuda . `Efendim işte bir mahkeme kararında oynanmış , belli yerler kapatılmış` . İyi de bu öteden beri yargıda süregelen bir uygulama . Kaldı ki kapatan bir kişi . Niye üçünü görevden alıyorsun? Bunun da yanıtı verilmedi? Şimdi geldiğimiz bu noktada da hapis cezalarıyla yargılanmak üzere haklarında iddianame hazırlanıyor . Hukuk adına bu kadar büyük bir ayıp yapılmaz . Yasadışı telefon dinlemeler hükümetin koruması altında , yasa dışı belge düzenleyenler hükümetin koruması altında . Bütün bunlara hiç ses çıkarılmıyor da üç tane savcı `niye bu soruşturmayı bu noktaya getirdiniz , delilleri topladınız?` diye . . . Onlar şimdi hapisle yargılanıyorlar . Bunun hukukta yeri yoktur . Bu ancak diktatörlüklerde rastlanan bir olaydır . Zaten biz de bugünkü yönetime `postmodern diktatörlük` diyoruz . ``Kılıçdaroğlu , Irak sınırındaki olayda istihbaratı kimin verdiğine ilişkin herhangi bir yeni bilginin olup olmadığına ilişkin soruyu da yanıtladı . İstihbaratın yabancı bir ülke tarafından verildiğinin açık olduğunu belirten Kılıçdaroğlu , şunları kaydetti : ``Bütün mesele şu ; alınan istihbarat yabancı kaynaklı olduğu artık yüzde 100 kesin . Bu konuda hiçbir tereddüt yok . Niçin bir değerlendirmeye tabi tutulmadı , bu istihbarat yüzde 100 niçin doğru kabul edildi? Genelkurmay `bana istihbarat geldi` diyor . MİT `Ben vermedim` diyor . O zaman hükümete düşen bir tek şey var , bu istihbaratın hangi kaynaktan geldiğini çıkıp kamuoyuyla paylaşması lazım . Bizim de görmemiz lazım ama hükümet bunu açıklayamaz . Neden açıklayamaz? Çünkü kendi güvenliğini yabancı istihbarat örgütlerinin emrine veren bir hükümet , böyle bir açıklamayı yapamaz . Vahim olan asıl nokta budur . ``Kılıçdaroğlu , bir gazetecinin ``Siz bu noktada mı operasyon emrinin Başbakan ya da hükümet tarafından verildiğini düşünüyorsunuz?`` sorusuna da ``Hayır . Sınır ötesi operasyon hükümetin yetkisinde . Parlamento bu yetkiyi hükümete verdi . Dolayısıyla sınır ötesi operasyonu yapan , talimatı veren siyasi iktidardır . Yetkiyi veren parlamentodur . Geldiler , parlamento yetkiyi verdi . O yetki çerçevesinde hükümet yeri zamanı geldiğinde kullanıyor bu yetkiyi . Burada da istihbarat geldi , yabancı kaynaklı bir istihbarat bu , bunun gereği için talimat verildi . Ordu da gitti yaptı . O nedenle Hükümet orduya bir şey diyemiyor . MİT`in de böyle bir istihbarat vermediğini önce Başbakan açıkladı . `MİT bu konuda istihbarat vermemiştir . Bu konuda açıklama yapacak` diye . Genelkurmay , operasyonun hemen sonrasında bir açıklama yaptı . `Bize istihbarat geldi , biz de gereğini yaptık` diye`` şeklinde konuştu .
Kılıçdaroğlu , gazetecilerin CHP`nin 26 Şubat`ta yapılacak olağanüstü tüzük kurultayına ilişkin sorularını da yanıtladı .
Kurultayın bir şölen havasında gerçekleşeceğini , partinin daha demokratik bir tüzüğe kavuşturulacağını belirten Kılıçdaroğlu , demokrasi isteyen ve demokrasiye bu kadar vurgu yapan bir siyasi partinin tüzüğünün de demokratik olması gerektiğini kaydetti .
Genel merkez yönetiminin , tüzüğün tamamına ilişkin çalışma yürütüğünü kaydeden Kılıçdaroğlu , sağlıklı bir değişim için il ve ilçe örgütlerinin yeni tüzüğe katkı vermesini sağladıklarını , çalışmaların bu kapsamda yürütüldüğünü anlattı .
Kılıçdaroğlu , ``Muhalif kanadın talepleri doğrultusunda mı 26 Şubat olarak karar aldınız yoksa siz , kendi gündeminizle mi ilgili aldınız`` sorusunu yanıtlarken de ``Bu kendi gündemimizle ilgili bir talep . Genel Başkan olarak tüzük bana kurultayı özel gündemle olağanüstü çağrı yapma yetkisi veriyor . Ben de bu yetkimi kullanarak 26 Şubat`ta çağrı yaptım`` dedi .
