(özel Haber) Güneşe Hasret Kaldı

Diyarbakır'da 23 Kasım 2010 tarihinde bir binanın kazan dairesinin patlaması sonucu vücudunun büyük bir bölümü yanan 24 yaşındaki Yakup Esen, yaşıtları gibi gezip tatil yapmak istiyor.

(özel Haber) Güneşe Hasret Kaldı
Fakat vücudundaki yanıklar onun güneş ışığına çıkmasını engelliyor. Esen, güneşe çıkarsa cilt kanseri olacak

Diyarbakır'da 9 ay önce meydana gelen kazan dairesi patlamasında bir şirketin ambar görevlisi olan Yakup Esen, patlamanın ardından üzerine gelen kaynar su nedeniyle vücudunun yüzde 55'lik bölümü yandı. Olayın ardından geçen 9 aylık dönemin ardından sağlığına kavuşamayan Esen, güneşe çıkıp arkadaşlarıyla gezeceği zamanı iple çekiyor. Yaşıtları gibi gezip tatil yapmak isteyen Yakup Esen, yüzmek, kısa kol t-short giyip güneşin altında dileğince gezebileceği zamanı bekliyor. Sadece gün batımında yakınlarınınyardımı ile dışarı çıkabilen Yakup Esen, tedavisi için yetkililerden yardım bekliyor. Eski fotoğraflarına bakıp hüzünlenen Esen, ev içerisindeki günlük ihtiyaçlarını da yakınlarının yardımı olmadan yapamıyor. Çalıştığı şirkette sigortasız çalışmanın bedelini ödediğini belirten Esen, akranlarına sigortasız çalışmamaları yönünde açıklamada bulunarak, işe başladıkları zaman sigortalarını da başlatmaları gerektiğini söyledi. Kendisinin işe sigortasız başladığını kaydeden Esen, patronunun 1 ay, 2 ay sonra diyipsigortasını yatırmadığını, bundan dolayı tedavi sürecinde zorluklar yaşadığını ifade etti. Kendisinin çalıştığı yerde sigortasız çalışması sonucu mağdur olduğunu aktaran Esen, bu durumun kimsenin başına gelmemesi için vatandaşların sigortasız çalışmamaları gerektiğini belirtti. Olay esnasında depodaki eşyaları paketleyip ertesi güne hazırladığını belirten Esen, kazanın patlamasının ardından yüzü dahil bütün vücudunun sıcak sudan yandığını söyledi. Patlamanın ardından hiçbir şey hatırlamadığını kaydedenEsen, "Gözümü hastanede açtım. Paketi hazırladıktan sonraki bölüm kafamdan silinmiş. Hiçbir şeyi hatırlamıyorum. Paket işlemini tamamladıktan sonra montumu alıp çıkacakken gözümü hastanede açtım. Vücudumun yüzde 55'i yanmıştı. Yüzüm dahil vücudumun yarısından fazlası yanmıştı. Allah'a şükür yüzüm düzeldi. Şu an iyiyim ama mağdurum. Güneşe çıkamıyorum. Güneş bana yasak. Normal bir insan gibi davranamıyorum. Kısa kol giyemiyorum. Normal bir hayat yaşayamıyorum ben. Sadece akşamları dışarı çıkabiliyorum.Güneşe çıkmak bana 2 sene boyunca yasak. Doktorlarım bu durumda güneş ışığına çıkarsam cilt kanseri olabileceğimi söyledi. Cilt kanseri olma korkusundan dışarı çıkamıyorum. Kollarımı rahat kullanamıyorum. İş yapacak durumda bile değilim. Bu halde kimse beni işe bile almaz. Mağdur durumdayım. Patlamada yara alan gözüm diğer gözüm gibi görmüyor. Kaşım patlamanın etkisi ile bir parça değerek yarıldı. Gözüm şu anki gibi değildi, 1 santim kadar içeri girmişti. Ama Allah'a şükür yüzüm ve gözüm düzeldi"dedi. En çok dışarı çıkıp güneş ışığında arkadaşları ile gezmeyi özlediğini belirten Esen, şöyle devam etti: "Normal insanlar gibi yaşamak isterdim. En çok dışarı çıkmayı, arkadaşlarımla gezmeyi ve yüzmeyi özledim. Normal hayatımda, kısa şort giyebiliyordum, arkadaşlarımla konuşabiliyordum. Rahat hareket edebiliyordum. Kollarımı kullanabiliyordum. Güneş ışığında rahat rahat dolaşabiliyordum, tatil yapabiliyordum. Ama şimdi güneşten dolayı hiçbir şey yapamıyorum. Çünkü cilt kanserine yol açabileceğini söylediklerinden sonra rahat davranamıyorum. Cilt kanseri olacağım diye korkuyorum." Esen, iş vereni Medeni Dilek'in bu olayla ilgili babasının yanına gelerek kendilerini yalnız bırakmayacağını söylediğini, babasının da bunun üzerine kendisinden davacı olmadığını söyledi. Dilek'in babasına ne gerekiyorsa yapacağını söylediğini iddia eden Esen, "Dilek babama oğlunu gerekirse Avrupalara götürerek tedavi ettireceğim diyor. Babam da onun lafına bakıp merhametinden dolayı şikayetçi olmuyor. Dilek bana ve babama söz verdi. Fakat sözlerinin hiçbirini yerine getirmedi. Ben bu yüzden ondanşikayetçi oldum. Ben bunu para için yapmıyorum. Sigorta için yapıyorum. Ben iş yapamayacak duruma geldim. Hastane masraflarımın bir kısmını Medeni bey karşılamış. İfadem alındıktan sonra kendisi desteği çekti. Devletime sesleniyorum. Lütfen bana el uzatın. Yardımınıza ihtiyacım var" ifadelerini kullandı. Yurt dışında sağlığında kavuşabilecek imkanın olduğunu da sözlerine ekleyen Esen, elinin oynaması ve tekrar kendi haline dönmesi için yetkililerden yardım beklediklerini ifade etti

Yakup Esen'in ablası İkram ise, kardeşinin olaydan sonra bütün gençlik hayatından sönük kaldığını ve vücuduna baktığı zaman üzüldüğünü söyledi. Psikolojik olarak kardeşinin durumunun kötü olduğunu ifade eden abla İkram, "Kardeşim dışarı çıkamamanın acısını çekiyor. Arkadaşlarıyla görüşmemenin üzüntüsünü yaşıyor. Ve biz onu gelip görüyoruz o gelemiyor dışarı çıkamadığı için. Kardeşim eğer vücudu iyileşmiş olsaydı onu alıp İstanbul'a götürecektim. Ama maalesef gelemiyor. Bende yalnız bırakmamak için onunyanında kalıyorum" dedi. Öte yandan, konu ile ilgili görüştüğümüz işveren Medeni Dilek, Yakup Esen'in kendisinin yanında çalışmadığını, olay günü oğlunun arkadaşı sıfatında orada bulunduğunu söyledi. Kendisinin 8.5 dakika ile olaydan kurtulduğunu belirten Dilek, kendi oğlunun onu yaralı halde olay yerinden kurtardığını iddia etti. Kendisinin olayda oğlunun arkadaşı olduğu için Yakup Esen'e yardım ettiğini kaydeden Dilek, "Ali, Ahmet veya herhangi biri benim için fark etmez. Ben ona yardımda bulundum. Toplam 18 bin 560 lira paraharcadım onlara hastane ve yol masrafları için. Onlar da benden daha fazla para almanın yollarını aradılar. Kendileri yeşil kart sahibi. Yangın elbisesi istediler aldık devletin vermesine rağmen. Yakup Esen'in kendisi birkaç kez buraya kadar geldi. 'Ben iş bulana kadar benim sigortamı yapacaksınız' dedi. Birkaç kez de başkalarını araya koyarak bizden ev istediler. Benim vicdanım rahat" diye konuştu

Kaynak: İHA