Clinton‘dan "Dini Özgürlük" Vurgusu
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Türkiye‘nin önündeki yeni anayasa reformu sürecinde, dini özgürlüklere dair yeni koruma tedbirlerini görmekten memnuniyet duyacaklarını belirtti.
Clinton, İslam İşbirliği Teşkilatının (İİT) düzenlediği ‘‘Dini Temelli Hoşgorüsüzlükle Mücadele Toplantısı‘‘nda yaptığı konuşmada, 15 yıl önce İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu IRCICA‘nın başındayken geldiği İstanbul‘da çok sayıdaki topluluğun temsilcileriyle bir diyalog toplantısına katıldığını anımsattı.
Bu toplantının, Dayton Anlaşmaları‘nın sadece birkaç ay ardından gerçekleştirildiğini ve o dönemde herkesin sürmekte olan mezhep gerginlikleri ve Balkanlar‘da olanlardan dolayı derin kaygı duyduğunu ifade eden Clinton, sözlerine şöyle devam etti:
‘‘Saraybosna‘dan gelmiştim. Orada Boşnak, Hırvat ve Sırplarla görüşmüştüm. Bir kadının anlattığını hiç unutmuyorum. Etnik ve dini farklılıklardan dolayı komşular birbirine sırtını dönmüştü. Başka bir inanca sahip arkadaşına ‘Birbirimizi çok uzun zamandır tanıyoruz. Birbirimizin düğünlerini kutladık. Birbirimizin ailelerinin cenaze töreninde bulunduk. Bunlar niye oluyor?‘ diye sormuş. Arkadaşı, ‘Bunu size yapmazsak, sizin bize yapacağınızı söylediler‘ diye yanıtlamış. Bu, şiddete ve nefrete nelerin yol açabileceğini anlatıyor.‘‘
Clinton, 15 yıl önceki görüşmede İhsanoğlu‘nun, üç semavi dinin, komşularını sevme, barış ve anlayış gibi ortak noktalarından bahsettiğini ifade ederek, bugün bu bilgeliğin her zamankinden önemli olduğunu söyledi.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika‘da demokrasiye geçişlerin ilham verici olduğunu ancak azınlıkları da tehlikeye maruz bıraktığını belirten Clinton, mevcut demokrasilerde hala dini çeşitliliğe saygı göstermeye, ayrımcılığı önlemeye ve ifade özgürlüğünü korumaya yönelik çalışıldığını dile getirdi.
BM İnsan Hakları Konseyinin 16/18 sayılı Kararı‘na da değinen Clinton, bu karar kapsamında uluslararası toplumun ifade ve ibadet özgürlüğünden yana çok güçlü bir duruş sergilediğini, bunların demokrasinin olmazsa olmaz koşulları olduğunu söyledi.
Clinton, ‘‘Şimdi uygulamaya geçmemiz gerekiyor. Bu karar, devletlere dini özgürlükleri koruma ve ayrımcılığı ve nefret suçlarını yasaklama çağrısında bulunuyor. Bütün ülkelerin kendilerini sorumlu tutmalarını bekleyeceğiz ve BM İnsan Hakları Konseyine bu konudaki ilerleme konusunda bilgi vermelerini bekleyeceğiz‘‘ diye konuştu.
BM İnsan Hakları Konseyinin dini özgürlükleri koruma, ayrımcılığı ve nefret suçlarını önleme konularını uluslararası seviyede ele almak için kapsamlı bir çerçeve sağladığını ancak aynı zamanda her ülkenin kendi içinde dini farklılıklara saygı geliştirmek için yapacakları olduğunu ifade eden Clinton, ‘‘ABD‘de itiraf ederim ki dini inançlarından dolayı hala kendilerini savunmasız ve önemsizleştirilmiş hissedenler var. Neredeyse 300 milyon nüfuslu bir ülkede bir avuç kışkırtmacının fesatça eylemlerinin nasıl hoşgörüsüzlük dalgaları yarattığını da gördük‘‘ değerlendirmesinde bulundu.
-İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ-
Kaynak: AA
Bu toplantının, Dayton Anlaşmaları‘nın sadece birkaç ay ardından gerçekleştirildiğini ve o dönemde herkesin sürmekte olan mezhep gerginlikleri ve Balkanlar‘da olanlardan dolayı derin kaygı duyduğunu ifade eden Clinton, sözlerine şöyle devam etti:
‘‘Saraybosna‘dan gelmiştim. Orada Boşnak, Hırvat ve Sırplarla görüşmüştüm. Bir kadının anlattığını hiç unutmuyorum. Etnik ve dini farklılıklardan dolayı komşular birbirine sırtını dönmüştü. Başka bir inanca sahip arkadaşına ‘Birbirimizi çok uzun zamandır tanıyoruz. Birbirimizin düğünlerini kutladık. Birbirimizin ailelerinin cenaze töreninde bulunduk. Bunlar niye oluyor?‘ diye sormuş. Arkadaşı, ‘Bunu size yapmazsak, sizin bize yapacağınızı söylediler‘ diye yanıtlamış. Bu, şiddete ve nefrete nelerin yol açabileceğini anlatıyor.‘‘
Clinton, 15 yıl önceki görüşmede İhsanoğlu‘nun, üç semavi dinin, komşularını sevme, barış ve anlayış gibi ortak noktalarından bahsettiğini ifade ederek, bugün bu bilgeliğin her zamankinden önemli olduğunu söyledi.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika‘da demokrasiye geçişlerin ilham verici olduğunu ancak azınlıkları da tehlikeye maruz bıraktığını belirten Clinton, mevcut demokrasilerde hala dini çeşitliliğe saygı göstermeye, ayrımcılığı önlemeye ve ifade özgürlüğünü korumaya yönelik çalışıldığını dile getirdi.
BM İnsan Hakları Konseyinin 16/18 sayılı Kararı‘na da değinen Clinton, bu karar kapsamında uluslararası toplumun ifade ve ibadet özgürlüğünden yana çok güçlü bir duruş sergilediğini, bunların demokrasinin olmazsa olmaz koşulları olduğunu söyledi.
Clinton, ‘‘Şimdi uygulamaya geçmemiz gerekiyor. Bu karar, devletlere dini özgürlükleri koruma ve ayrımcılığı ve nefret suçlarını yasaklama çağrısında bulunuyor. Bütün ülkelerin kendilerini sorumlu tutmalarını bekleyeceğiz ve BM İnsan Hakları Konseyine bu konudaki ilerleme konusunda bilgi vermelerini bekleyeceğiz‘‘ diye konuştu.
BM İnsan Hakları Konseyinin dini özgürlükleri koruma, ayrımcılığı ve nefret suçlarını önleme konularını uluslararası seviyede ele almak için kapsamlı bir çerçeve sağladığını ancak aynı zamanda her ülkenin kendi içinde dini farklılıklara saygı geliştirmek için yapacakları olduğunu ifade eden Clinton, ‘‘ABD‘de itiraf ederim ki dini inançlarından dolayı hala kendilerini savunmasız ve önemsizleştirilmiş hissedenler var. Neredeyse 300 milyon nüfuslu bir ülkede bir avuç kışkırtmacının fesatça eylemlerinin nasıl hoşgörüsüzlük dalgaları yarattığını da gördük‘‘ değerlendirmesinde bulundu.
-İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ-
