G-20 Parlamento Başkanları‘na Hitap Etti
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, uluslararası toplumun tüm üyelerinin, ulusal çıkarlarına ne kadar yakın ya da uzak olduğuna bakmaksızın, terörün tüm boyutlarıyla mücadelede tutarlı ve kararlı olmaları gerektiğini söyledi.
Şahin, Seul‘de Parlamento binasında düzenlenen G-20 Ülkeleri Parlamento Başkanları 2. Toplantısında ‘‘Terörizmle Mücadele ve Dünya Barışı için Parlamentolararası İşbirliği Stratejileri‘‘ konulu oturumda ilk sözü aldı.
Şahin, küresel terörizmle uluslararası mücadelenin yoğun şekilde yürütüldüğü bir dönemde düzenlenen toplantının, G-20 ülkelerinin terörizmle mücadeledeki ortak kararlılığını göstermesi bakımından anlamlı olduğu söyledi.
1990‘lı yıllarda yaşanmaya başlanan hızlı küresel siyasi değişimin, dünyada kalıcı barış ve istikrar umudunu canlandırdığını ancak gelecek için belirsizlikleri ve yeni riskleri de beraberinde getirdiğini vurgulayan Şahin, ‘‘Terörizm, kitle imha silahlarının yayılması tehlikesi, sınır ötesi suç şebekelerinin faaliyetleri ve yasadışı göç gibi sorunlar, dünya barışını giderek daha fazla tehdit eder hale gelmiştir‘‘ dedi.
Çevrenin ve iklim dengelerinin bozulması, yerel ekonomik sorunların kısa sürede küresel krizlere dönüşme eğilimine girmesi ve toplumlar arasındaki kültürel çatışmaların, bazı kesimlerce körüklenmesi çabalarının ‘‘acilen ele alınması gereken diğer küresel meseleler‘‘ olarak ortaya çıktığını dile getiren Şahin, şunları söyledi:
‘‘Gelişen teknolojinin sunduğu olanakları etkin şekilde kullanmaya başlayan küresel terör örgütlerine karşı artık hiçbir yerin güvenli olmadığı bir dünya tablosuyla karşı karşıyayız. ABD‘yi hedef alan 11 Eylül saldırılarının ardından çeşitli Avrupa şehirlerinde ve 2003 yılında İstanbul‘da meydana gelen terörist eylemler, terörizmin ulaşabileceği boyutları gözler önüne sermiş ve bu konudaki mücadelede uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha teyit etmiştir.
El Kaide terör örgütü lideri Usame Bin Ladin‘in nihayet Pakistan‘da düzenlenen bir operasyonla ölü olarak ele geçirilmesi, terörizmle mücadele alanında son derece önemli bir adımı oluşturmuştur. El Kaide, İslam dini ile terörizmin haksız ve temelsiz bir şekilde ilişkilendirilmesinin müsebbibi olmuş ve bu yolla İslam dinine zarar vermek isteyen çevrelere zemin sağlamıştır.
Üzülerek söylemeliyim ki: Birçok ülkede yükselen ‘İslamofobi‘ ve ‘medeniyetler çatışması‘ eksenli yaklaşımlar da küresel terörün mevzi kazanmasına yol açmıştır. Türkiye, mesajı barış olan İslam dininin, terörizmle herhangi bir şekilde irtibatlandırılmasına ve bu çabada olanlara kuvvetle karşıdır. Uluslararası toplumun da bu ayırımı gereğince yapması son derece önemli görülmektedir.‘‘
-BÜTÜNCÜL VE KAPSAMLI YAKLAŞIM-
TBMM Başkanı Şahin, Türkiye‘nin, 30 yılı aşkın süredir PKK kaynaklı terörün doğrudan hedefi olduğunu, bu süre zarfında büyük kayıplar yaşadığını ve önemli bedeller ödediğini kaydetti.
‘‘Terörle on yıllara dayanan mücadelemiz, bize sadece güvenlik odaklı tedbirlerin sürdürülebilir çözümler getirmediğini göstermiştir‘‘ diyen Şahin, insanlığın karşı karşıya bulunduğu en büyük küresel sorunların başında gelen terörle mücadelenin ‘‘bütüncül ve kapsamlı bir yaklaşımı gerekli kıldığını‘‘ vurguladı.
Terörle mücadelede ‘‘insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygının‘‘ başarının asli unsurları olarak ortaya çıktığını ifade eden Şahin, ‘‘Bu bağlamda terörün yayılmasına imkan veren siyasi, kültürel ve ekonomik sorunları göz ardı edemeyeceğimiz anlaşılmıştır. Diğer bir deyişle, terörizme karşı çözümü, özgürlüklerin kısıtlanmasında değil geliştirilmesinde bulmak gerektiğini düşünmekteyiz‘‘ dedi. Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘‘Terör ile uyuşturucu kaçakçılığı, yasadışı göç, insan ticareti gibi yasadışı faaliyetleri sürdüren örgütlü suç odakları arasında yakın ilişki vardır. Bu ilişki, özellikle demokratik ülkelerde mevcut olan düşünce, örgütlenme ve ekonomik faaliyet özgürlüklerinin istismarı suretiyle tehdide dönüştürülebilmektedir. Bu itibarla, uluslararası toplumun tüm üyelerinin, ulusal çıkarlarına ne kadar yakın ya da uzak olduğuna bakmaksızın, terörün tüm boyutlarıyla mücadelede tutarlı ve kararlı olmaları gerekmektedir. Terörle mücadele azmimizin, kaynak ve uzmanlık gibi kapasite arttırıcı yeteneklerle tamamlanması gerekmektedir. Türkiye, Afrika‘dan Asya‘ya uzanan geniş bir coğrafyada terör tehdidine maruz kalan ve yardıma ihtiyaç duyan ülkeler için kapsamlı eğitim programları uygulamaktadır. Bu çerçevede, 2010 yılında, Türk emniyet birimleri tarafından 30 farklı ülkeden 2500 yetkiliye eğitim verilmiştir.‘‘
-TERÖRİZMİN TANIMI-
Terörizmin küreselleşmesi ve sınır aşan niteliğinin, ülkelerin etkin bir şekilde işbirliğini ve çok boyutlu uluslararası ortak mücadele yönteminin yerleştirilmesini gerekli kıldığını belirten Şahin, küresel düzeyde terörle mücadelede asli hedefin; ‘‘terörizmin her türünün kalıcı biçimde sona erdirilmesi‘‘ olması gerektiğini kaydetti.
Ancak, tüm çabalara rağmen, terörizm konusunda uluslararası alanda ortak bir anlayışa bağlı olarak tek bir tanımın henüz gerçekleştirilememiş olmasının, önemli bir eksiklik olarak belirdiğini dile getiren Şahin, ‘‘Teorik tartışmada, ‘terörizm‘ ile ‘kendi kaderini tayin amaçlı meşru mücadele‘ arasında bir ayrıma gidilmesi hususunda halen mutabakat yoktur. Ülkelerin yaklaşımındaki farklılıklar, terörizmin tanımını zorlaştıran en önemli etkenlerin başında gelmektedir‘‘ diye konuştu.
Şahin, bir eylemin, bir ülkeye göre ‘‘terörizm sayılmasının‘‘, başka bir ülkeye göre ‘‘özgürlükler bağlamında görülmesinin‘‘ hukuki bir kargaşa yarattığını ifade ederek, ‘‘Bu itibarla, en kapsamlı bir tanım olarak ‘her türü ve biçimiyle terörizm‘ ifadesinin farklı bakış açılarına sahip devletlerce kullanılmasının, terörle mücadele başarı için gerekli olduğunu düşünüyoruz‘‘ dedi.
Bu hususlarda fikir ayrılıkları göz önünde tutularak, halkları temsil eden parlamentoların, terörle mücadele konusunda uluslararası ortak hukuki zeminin oluşturulmasına yönelik çalışmalarının önem taşıdığını kaydeden Şahin, ‘‘Terörizme karşı uluslararası mücadele faaliyetlerinin merkezinde Birleşmiş Milletlerin (BM) yer almasının yararlı görüldüğünü; Parlamentolarımızın sağlayacakları ortak desteğin ise BM‘deki çalışmaları tamamlayıcı nitelikte olacağını düşünüyorum. Bu bağlamda, ülkemiz, terörle mücadele alanında BM çerçevesinde imzalanmış olan 12 uluslararası sözleşmenin tamamına taraf olarak bu konudaki kararlılığını ortaya koymuş bulunmaktadır‘‘ diye konuştu.
-TERÖRÜ DOĞURAN SEBEPLER-
Kaynak: AA
Şahin, küresel terörizmle uluslararası mücadelenin yoğun şekilde yürütüldüğü bir dönemde düzenlenen toplantının, G-20 ülkelerinin terörizmle mücadeledeki ortak kararlılığını göstermesi bakımından anlamlı olduğu söyledi.
1990‘lı yıllarda yaşanmaya başlanan hızlı küresel siyasi değişimin, dünyada kalıcı barış ve istikrar umudunu canlandırdığını ancak gelecek için belirsizlikleri ve yeni riskleri de beraberinde getirdiğini vurgulayan Şahin, ‘‘Terörizm, kitle imha silahlarının yayılması tehlikesi, sınır ötesi suç şebekelerinin faaliyetleri ve yasadışı göç gibi sorunlar, dünya barışını giderek daha fazla tehdit eder hale gelmiştir‘‘ dedi.
Çevrenin ve iklim dengelerinin bozulması, yerel ekonomik sorunların kısa sürede küresel krizlere dönüşme eğilimine girmesi ve toplumlar arasındaki kültürel çatışmaların, bazı kesimlerce körüklenmesi çabalarının ‘‘acilen ele alınması gereken diğer küresel meseleler‘‘ olarak ortaya çıktığını dile getiren Şahin, şunları söyledi:
‘‘Gelişen teknolojinin sunduğu olanakları etkin şekilde kullanmaya başlayan küresel terör örgütlerine karşı artık hiçbir yerin güvenli olmadığı bir dünya tablosuyla karşı karşıyayız. ABD‘yi hedef alan 11 Eylül saldırılarının ardından çeşitli Avrupa şehirlerinde ve 2003 yılında İstanbul‘da meydana gelen terörist eylemler, terörizmin ulaşabileceği boyutları gözler önüne sermiş ve bu konudaki mücadelede uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha teyit etmiştir.
El Kaide terör örgütü lideri Usame Bin Ladin‘in nihayet Pakistan‘da düzenlenen bir operasyonla ölü olarak ele geçirilmesi, terörizmle mücadele alanında son derece önemli bir adımı oluşturmuştur. El Kaide, İslam dini ile terörizmin haksız ve temelsiz bir şekilde ilişkilendirilmesinin müsebbibi olmuş ve bu yolla İslam dinine zarar vermek isteyen çevrelere zemin sağlamıştır.
Üzülerek söylemeliyim ki: Birçok ülkede yükselen ‘İslamofobi‘ ve ‘medeniyetler çatışması‘ eksenli yaklaşımlar da küresel terörün mevzi kazanmasına yol açmıştır. Türkiye, mesajı barış olan İslam dininin, terörizmle herhangi bir şekilde irtibatlandırılmasına ve bu çabada olanlara kuvvetle karşıdır. Uluslararası toplumun da bu ayırımı gereğince yapması son derece önemli görülmektedir.‘‘
-BÜTÜNCÜL VE KAPSAMLI YAKLAŞIM-
TBMM Başkanı Şahin, Türkiye‘nin, 30 yılı aşkın süredir PKK kaynaklı terörün doğrudan hedefi olduğunu, bu süre zarfında büyük kayıplar yaşadığını ve önemli bedeller ödediğini kaydetti.
‘‘Terörle on yıllara dayanan mücadelemiz, bize sadece güvenlik odaklı tedbirlerin sürdürülebilir çözümler getirmediğini göstermiştir‘‘ diyen Şahin, insanlığın karşı karşıya bulunduğu en büyük küresel sorunların başında gelen terörle mücadelenin ‘‘bütüncül ve kapsamlı bir yaklaşımı gerekli kıldığını‘‘ vurguladı.
Terörle mücadelede ‘‘insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygının‘‘ başarının asli unsurları olarak ortaya çıktığını ifade eden Şahin, ‘‘Bu bağlamda terörün yayılmasına imkan veren siyasi, kültürel ve ekonomik sorunları göz ardı edemeyeceğimiz anlaşılmıştır. Diğer bir deyişle, terörizme karşı çözümü, özgürlüklerin kısıtlanmasında değil geliştirilmesinde bulmak gerektiğini düşünmekteyiz‘‘ dedi. Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘‘Terör ile uyuşturucu kaçakçılığı, yasadışı göç, insan ticareti gibi yasadışı faaliyetleri sürdüren örgütlü suç odakları arasında yakın ilişki vardır. Bu ilişki, özellikle demokratik ülkelerde mevcut olan düşünce, örgütlenme ve ekonomik faaliyet özgürlüklerinin istismarı suretiyle tehdide dönüştürülebilmektedir. Bu itibarla, uluslararası toplumun tüm üyelerinin, ulusal çıkarlarına ne kadar yakın ya da uzak olduğuna bakmaksızın, terörün tüm boyutlarıyla mücadelede tutarlı ve kararlı olmaları gerekmektedir. Terörle mücadele azmimizin, kaynak ve uzmanlık gibi kapasite arttırıcı yeteneklerle tamamlanması gerekmektedir. Türkiye, Afrika‘dan Asya‘ya uzanan geniş bir coğrafyada terör tehdidine maruz kalan ve yardıma ihtiyaç duyan ülkeler için kapsamlı eğitim programları uygulamaktadır. Bu çerçevede, 2010 yılında, Türk emniyet birimleri tarafından 30 farklı ülkeden 2500 yetkiliye eğitim verilmiştir.‘‘
-TERÖRİZMİN TANIMI-
Terörizmin küreselleşmesi ve sınır aşan niteliğinin, ülkelerin etkin bir şekilde işbirliğini ve çok boyutlu uluslararası ortak mücadele yönteminin yerleştirilmesini gerekli kıldığını belirten Şahin, küresel düzeyde terörle mücadelede asli hedefin; ‘‘terörizmin her türünün kalıcı biçimde sona erdirilmesi‘‘ olması gerektiğini kaydetti.
Ancak, tüm çabalara rağmen, terörizm konusunda uluslararası alanda ortak bir anlayışa bağlı olarak tek bir tanımın henüz gerçekleştirilememiş olmasının, önemli bir eksiklik olarak belirdiğini dile getiren Şahin, ‘‘Teorik tartışmada, ‘terörizm‘ ile ‘kendi kaderini tayin amaçlı meşru mücadele‘ arasında bir ayrıma gidilmesi hususunda halen mutabakat yoktur. Ülkelerin yaklaşımındaki farklılıklar, terörizmin tanımını zorlaştıran en önemli etkenlerin başında gelmektedir‘‘ diye konuştu.
Şahin, bir eylemin, bir ülkeye göre ‘‘terörizm sayılmasının‘‘, başka bir ülkeye göre ‘‘özgürlükler bağlamında görülmesinin‘‘ hukuki bir kargaşa yarattığını ifade ederek, ‘‘Bu itibarla, en kapsamlı bir tanım olarak ‘her türü ve biçimiyle terörizm‘ ifadesinin farklı bakış açılarına sahip devletlerce kullanılmasının, terörle mücadele başarı için gerekli olduğunu düşünüyoruz‘‘ dedi.
Bu hususlarda fikir ayrılıkları göz önünde tutularak, halkları temsil eden parlamentoların, terörle mücadele konusunda uluslararası ortak hukuki zeminin oluşturulmasına yönelik çalışmalarının önem taşıdığını kaydeden Şahin, ‘‘Terörizme karşı uluslararası mücadele faaliyetlerinin merkezinde Birleşmiş Milletlerin (BM) yer almasının yararlı görüldüğünü; Parlamentolarımızın sağlayacakları ortak desteğin ise BM‘deki çalışmaları tamamlayıcı nitelikte olacağını düşünüyorum. Bu bağlamda, ülkemiz, terörle mücadele alanında BM çerçevesinde imzalanmış olan 12 uluslararası sözleşmenin tamamına taraf olarak bu konudaki kararlılığını ortaya koymuş bulunmaktadır‘‘ diye konuştu.
-TERÖRÜ DOĞURAN SEBEPLER-
