Başbakan Erdoğan'dan Baykal'a jet yanıt

Başbakan Erdoğan 23. dönemin son grup toplantısında çok sert açıklamalarda bulundu. Erdoğan, muhalefeti topa tutarken CHP eski genel Başkanı Deniz Baykal'ı da es geçmedi. Erdoğan konuşmasının sonunda milletvekillerinden helallik istedi.

Başbakan Erdoğan'dan Baykal'a jet yanıt
Başbakan Erdoğan, CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal'ın “ Bizim Genel Başkan’a ‘Kaynağı nereden bulacaksın?’ diyorlar. Ulan senin haram yediğin paraları kesecek, onların tümünü milletin ihtiyacına ayıracak” sözlerine yanıt verdi.

Erdoğan, " Benim kalkıpta senin seviyene inmek gibi bir derdim yok, zaten bu siyasette milletin her zaman sana tokatı attı, milletinin tokatı ile kalmadı en sonunda partinde düne kadar yanında olanlarda sana tokatı attı. En yakınında olanda, ben siyasette yokum diyende ertesi gün genel başkan oldu oda sana tokat attı" diye konuştu.

CHP'nin ortaya attğı her vaatin AK Parti'nin zaten uyguladığı projeler olduğunu söyleyen Erdoğan," Hani çocuklarımız yapar ya kes, kopyala, yapıştır o hesap bunlarınkisi. Yeniden ve abartılı şekilde üretilmesinden başka birşey değildir, o ne veriyorsa ben beş veriyorum diyen siyasetçiler yokmu şlimdi onların ulaştığı seviyeler bu seviyelerdir. Millete göbeğini kaşıyan adam diyenler bu milletten ebediyen yüz bulamazlar, daha önce de söyledim siz aile sigortasını bir kenara bırakında önce kendi arkadaşlarınıza kurduğunuz komploların yıprattığınız aile kurumunun hesabını verin, siz SSK'nın hesabını verin. 8 yıldır söylüyorum böyle muhalefete can kurban" dedi.

BDP nasıl Türkiye'nin doğusuna sıkışıp oradan çıkamadıysa MHP'de kafatası ölçmekten başka bir işe yaramadı diyen Erdoğan," Yüksekova'ya gideceksin temel atacaksın oranın temel atma törenine gelenleri engelleyeceksin, yol yapacaksın yollarda ki o müteahhitlerin iş makinelerini yakacaksın. Bumudur insanını sevmek, bumudur Şırnak'ını, Hakkâri’sini sevmek bumudur? Şuanda seçim sandığının görünmesi ile birlikte projelerle ortaya çıkması gereken BDP bir kez daha tahrik siyasetini, bir kez daha istismarı propaganda olarak ortaya çıktı" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar şöyle:

Geçtiğimiz hafta Osmaniye'de şehit olan Jandarma Er Zeynel Tapucu'ya Allahtan Rahmet diliyorum, yaralı askerlerimize ise acil şifalar temenni ediyorum.

Hafta içinde 2010 yılı son çeyreği ve 2010 yılının tamamına ilişkin büyüme rakamları açıklandı. Türkiye ekonomisi 2010 yılının son çeyreğinde Çin ve Singapur'dan sonra dünyada 3. büyüme oranını yakaladı 9,2 olarak. 2010 yılının tamamında ise yüzde 8,9 olarak gerçekleşti ki buda Avrupa'da Türkiye birinci sırada. 2010 yılı sonunda milli gelirimiz tarihinde ilk kez 1 trilyon sınırını aşarak 1 trilyon 105 milyar seviyesine yükseldi. Bu rakam altı sıfırı atılmış rakamdır, dolar cinsinden ise 7 yüz 36 milyar dolar olarak kaydedilmiştir. Küresel finans krizinin halen devam ettiği ekonomiler üzerinde halen baskını hissettirdiği bir zamanda ülkemizin böyle büyümesi ülkemiz adına hem gurur hem de umut verici olmuştur. Bu vesile ile işçisinden, sanayicisine, memurundan, esnafına kadar bu büyümede alın teri olanlara teşekkür ediyor, bu büyümenin milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

KİMSE BUNA İNANAMAZDI


AB tanımlı genel yönetim borç stokumuzu 2002'de yüzde 73,2 iken bu oran 2010 sonunda yüzde 41,6'ya çekmeyi başardık. Borç oranlarında AB içinde ki bir çok ülkeden daha iyi olduğumuzu görüyoruz. Dün ekonomiye ilişkin bir başka sevindirici haber daha aldık. Ekranları başında bizleri izleyen milletime sesleniyorum biz iktidara geldiğimizde yüzde 30'du enflasyon 8 yıl önce biri çıkıpta enflasyon yüzde 4'lere 3'lere kadar gerileyecek dese kimse buna inanmazdı. Bu tam bir hayal olarak görülüyordu hamd olsun bunu başardık, azim ettik, sabrettik ülkemize inandık ve bunu başardık. Bu seviyeleri muhafaza edecek milletçe bu seviyelerin daha altına ineceğiz.

Hem yurtiçinde hem yurtdışında temaslarımız oldu. Kahramanmaraş'ta Türk-Avusturya işbirliği Hidro ElektrikSA'nın açılışını gerçekleştirdik. Adana'ya geçerek bir açılış törenini 75 farklı eserin açılışını yaptık. Hem yurtiçinde hem yurtdışında temaslarımız oldu. Kahramanmaraş'ta Türk-Avusturya işbirliği Hidro ElektrikSA'nın açılışını gerçekleştirdik. Adana'ya geçerek bir açılış törenini 75 farklı eserin açılışını yaptık.

Ankara'da Çevre ve Orman Bakanlığımızın hibe ettiği 103 katı atık toplama aracının 7 ve 15 ton olmak üzere sıkıştırmalı araçlarını belediyelerimize teslim ettik. Pazar akşamı İstanbul Sinan Erdem Spor Salonu'nu dolduran Sinop'lu kardeşlerimizle buluştuk. Dış temaslarımızda Londra'da Kraliçe 2. Elizabeth ve Sayın Cameron ile görüşerek hem bölgesel meseleler hem de ilişkilerimizi görüşme fırsatı bulduk. Ziyaretimiz sırasında Türk ve İngiliz işadamları ile bir araya geldik. Bu çerçevede yine Irak'a bir ziyaret gerçekleştirdik. Bağdat'da Maliki tarafından karşılandık, yol üzerinde havaalanının hemen çıkışında ellerinde Türk ve Irak bayrakları olan binlerce Bağdatlı kardeşimizin sevgi gösterilerine nail olduk. Bunları daha önce gittiğimizde görmek mümkün değildi, bu çok duygu verici bir tabloydu. Türkmen temsilciler ve milletvekilleri ile akşam yemeğinde bir araya geldik, ertesi gün türbeleri ziyaret ettik ve Şiilerin yoğunlukta olduğu Necef kentine geçtik orada Hz. Ali'nin kabrini ziyaret ettik. Oradan Irak Kürt Bölgesel yönetiminin merkezi Erbil'e hareket ettik. Burada Barzani ile görüştük Erbil'de inşa edilen dünyanın en uzun pistlerinden birine sahip olan modern havaalanını işleme açtık. Akşam saatlerinde Sayın Barzani ile bir araya geldik ve gündemde ki konuları ikili olarak görüşme imkanımız oldu.

ÇIKAR KAYGISI İÇİNDE DEĞİLİZ


Türkiye hiç bir kompleksi olmadan, çekincesi ve tereddütü olmadan tarihine, büyüklüğüne yakışır biçimde tüm bu coğrafyada herkesle görüşen yeğane ülkedir. Her mezheple, her inanç grubuyla görüşüyor müzakerelerimizi yapıyor, tamamen dostluk içinde, birlik mesajları içinde uyarılarımızı muhataplarımıza iletiyoruz. Irak ortak tarihi, ortak medeniyeti paylaştığımız bir ülkedir. Dicle ile Fırat birbirine ne kadar kardeşse Türkiye ile Irak'ta birbirine o kadar yakındır ve kardeştir. Ben bu ifadeleri Irak Milli Meclisi'nde konuşan ilk yabancı ülke Başbakanı olarak orada ki katılımcılara da söyledim. Biz Irak'ta olanları tekrar yaşamak istemiyoruz. Aynı Kıbleye yönelen Irak halkının birlik içinde geleceği hep birlikte inşa etmesi lazım. Bizim en büyük arzumuz bizim bu ziyaretimizi yurtiçinde ya da yurtdışında kimse farklı yerlere çekmeye kalkmasın. Biz rol kapma çabası içinde değiliz, çıkar kaygısı içinde değiliz, biz mezhepler üzerinden nüfus mücadelesi içinde değiliz. Biz Irak'a baktığında petrol kuyularını görenlerden hiç değiliz, yerin altında ki zenginlikleri değil. Biz yerin üstündekileri, gönüllerdekini görenlerdeniz.

Ortadoğu'da ki tüm gelişmelere tamamen ilkelerimiz doğrultusunda baktık. Bu bölge insanlık tarihi ile yaşıt geçişi olarak yeniden bir barış coğrafyası olsun, yeniden hak ve hukukun coğrafyası olsun istiyoruz. Hiç çekinmeden biz bu çağrılarımızı cesaretle dile getiriyoruz. Tunus, Mısır için söylediğimizi Suriye, Bahreyn, Libya içinde söylüyoruz. Bu coğrafyanın sakinleri aynı zamanda bu coğrafyanın sahipleridir. Kimsenin içişlerine karışmadık, dostça ve kardeşçe uyarılarımızı yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Daha fazla acı yaşanmadan arzu ve talep gelecek reformların acilen yapılmasını dile getirdik ve getiriyoruz, yaptığımız budur. Üslubumuz farklı olabilir, sesimizin tonuna değil mühtevasına baksınlar orada zaten hiç değişmeyen ilkelerimizi görecekler. Dün NATO Genel Sekreteri Rasmussen'e bu tavrımızı zaten ilettim, burada Libya'da başarılı bir sınav vermek zorundadır NATO dedim. Afganistan'da NATO 8 yılı aşkındır var, orada ki gelişmeler beklediğimiz gibi olmadı. Orada ki NATO güçlerinde ciddi bir yorgunluk görüyoruz, Irak'ın hali ortada orada da yine beklenen olmadı ve Irak şuanda yeraltı ve yer üstü yapılanmaları ile kim bilir kaç yıl alacak. Bunu yeniden inşa etmek sadece Irak halkının değil bu operasyona katılanlarında görevi olsa gerek.

USTALIK DÖNEMİNİ DE SİZİNLE İNŞAA EDELİM


Görüşlerimizi farklı şekillerde dile getiriyoruz, Libya'dan vatandaşlarını tahliye etmek isteyenler Türkiye'den yardım istiyor. Türkiye Bingazi ve Misrata'dan 321 yaralıyı tedavi için İzmir'e getiriyor. 321 yaralı 158 yolcu ve refakatçıyı getiren gemi bugün Çeşme'ye geliyor. Bu yaralıların tedavileri kendileri için tahsis ettiğimiz hastanede yapılacaktır. Şuan Libya'da da Türkiye var Bingazi'de de Türkiye var yine aynı zamanda Bahreyn'de de Türkiye var. Arzumuz nedir? Arzumuz şu bölgenin barışına Türkiye olarak nasıl katkı sağlayabiliriz. Türkiye bir kasaba devleti değil, Türkiye; Tarihi ile medeniyeti ile hangi toprakların üzerinde hangi medeniyet anlayışı ile gittiğimizi biliyoruz. Çözüm üreten barış üreten bir ülke olarak devam edeceğiz.

Bugün bu dönemin son grup toplantısını gerçekleştiriyoruz. AK Parti 3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde bu ülkenin nasıl yegana bir umuduysa Türkiye'nin yegane umudu. Biz, 14 Ağustos 2001'de partimizi kurarken 3 Kasım seçimlerine girerken ne demiştik? ' Her şey Türkiye İçin' demiştik. Bugün birileri bu heyecan dolu sloganımızı kapmaya çalışıyor. Bunlar taklitçidir bunlardan hiç bir şey olmaz. Bugünlere engelleri aşarak geldik, bugünlere sorunları tek tek çözerek geldik. Milletle gönül bağımız çoğaltarak bugünlere ulaştık, halkımıza ben şuan buradan seslenmek istiyorum; Bize çıraklık döneminde nasıl desteğinizi verdiyseniz, kalfalık döneminde nasıl desteğinizi verdiyseniz ve bu dönemlerde bizlerden memnun kaldıysanız diyorum ki gelin ustalık dönemini de sizinle birlikte inşa edelim. Bize yüklenen emaneti kutsal bildik, o emanete uzanan ellere en sert şekilde cevap verdik o emaneti hakkı ile taşıdık ve taşımaya devam ediyoruz. Neler yaptığımızı sadece önemli başlıkları ile sıralamaya kalksak uzun mu uzun bir liste ortaya çıkıyor. Adalette, sağlıkta, emniyette Türkiye bizimle ilkleri yaşadı. Yüz yılın en büyük finans krizinde yüzde 9 büyüyen bir Türkiye var, ay yıldızlı bayrağın tüm dünya için ifadesinin önemli olduğunu gösteren bir Türkiye var. İleri demokrasilere kavuşan, kardeşliğini pekiştiren, emin adımlarla geleceğe yürüyen bir Türkiye var. Bu millet AK Parti'nin ayak sesleri ile aydınlık yarınlara yelken açmıştır. Bugün 10 bin doları aşan milli gelir ile göreve başladığımızda neredeydik şimdi nereye geldik. 1'e 3 bu oranı büyüten bir Türkiye var.

SENİN SEVİYENE İNMEM


74 milyona aynı şekilde hitap ederken, muhalefet partileri tıpkı 3 Kasım'da olduğu gibi bugünde küçük olsun benim olsun mantığı ile davranıyorlar. Biz Afyonkarahisar'dan çıkarken ne dedik bizde etnik milliyetçilik yok, dinsel milliyetçilik yok dedik bunları yaptık yapmaya devam ediyoruz. Bizim dışımızda ki siyasi partilerin hiç birtanesi bunları telaffuz dahi edemediler. Hepsi belli bir yerlere kısılıp kaldılar ya bir etnik parti oldular yada kumsalların partisi oldular. Ama biz dağın taşın heryerin partisi olduk biz heryerde varız çünkü biz 74 milyonun hepsini kucakladık. Büyümek için büyük düşünmek lazım biz bunu yaptık, bunlarda kapasite, potansiye varmı ki bunları yapsınlar.

Kendi iç çekişmelerinden milletin sorunlarına kulak vermeye fırsat bulamadı halende bulamıyorlar, yaptıkları tek şey var hakaret. Bunun bedelini de yine 12 Haziran'da ödeyecekler, eski genel başkanı hepinizin malumudur, milletin de malumudur. Biliyorsunuz, malum genel başkana neden niçin böyle bir görevi devretmek zorunda kaldığı ortada ona kalsa devretmeyecekti de işte durum oldu. Kendisine bir güç devşirebilmek için şahsıma ulan, mulan ifadeler gibi hakaretler ediyor. Benim kalkıpta senin seviyene inmek gibi bir derdim yok, zaten bu siyasette milletin her zaman sana tokatı attı, milletinin tokatı ile kalmadı en sonunda partinde düne kadar yanında olanlarda sana tokatı attı. En yakınında olanda, ben siyasette yokum diyende ertesi gün genel başkan oldu oda sana tokat attı. Bu CHP il başkanlarının illerde valilik yaptığı bir partidir. Bunların demokrasi anlayışı budur, il başkanı o ilin valisi böyle demokrasi mi olur? Şimdi kalkmışlar bunlar demokrasi dersi vermeye kalkıyor bu CHP böyle bir partidir. Bunlar demokrasiyi böyle tanımladılar, bunlar Atatürk'ün hani dediği ' Egemenlik kayıtsız şartsız, milletindir' ilkesine hiç bir zaman tahammül edemediler.

KES KOPYALA YAPIŞTIR


Ortaya attıkları her vaat AK Parti'nin zaten uyguladığı taktik. Hani çocuklarımız yapar ya kes, kopyala, yapıştır o hesap bunlarınkisi. Yeniden ve abartılı şekilde üretilmesinden başka birşey değildir, o ne veriyorsa ben beş veriyorum diyen siyasetçiler yokmu şlimdi onların ulaştığı seviyeler bu seviyelerdir. Millete göbeğini kaşıyan adam diyenler bu milletten ebediyen yüz bulamazlar, daha önce de söyledim siz aile sigortasını bir kenara bırakında önce kendi arkadaşlarınıza kurduğunuz komploların yıprattığınız aile kurumunun hesabını verin, siz SSK'nın hesabını verin. 8 yıldır söylüyorum böyle muhalefete can kurban. 12 Haziran seçimlerine çok bildik bir rakiple sürekli çark eden bir CHP ile giriyoruz diğer yandan MHP 22 Temmuz'da parlementoya girmiş bulunmuşken 4 yıldır muhalefet görevini bile yapamadı. Bunların borçlandığı Türkiye'nin borcunu IMF'ye ödedik 5,2 milyar dolara getirdik. MB, bunlar milliyetçi değil mi? Öyle geçinmiyorlar mı? Madem milliyetçisiniz MB'nin döviz rezervi neydi bunlardan aldığımız zaman neydi şimdi ne biliyor musunuz 86 milyar dolara ulaştı. Şimdi utanmadan çıkıp konuşuyorlar, bu iktidar yolsuzlukların iktidarıdır diyorlar sizin kirlettiğiniz Türkiye'yi biz temizliyoruz biz. Borçlandınız biz ödüyoruz, 79 senede 6 bin 300 kilometre yolun yapıldığı Türkiye'de biz 8 sene de 13 bin 600 kilometre duble yol yapıyoruz. Bu hale gelen bir Türkiye, yolsuzlukların olduğu bir Türkiye'de bunu nasıl yapacaksınız? Bu borçları nasıl ödeyeceksiniz, tüyü bitmemiş yetimin hakkı korunduğu için bütün bunlar oldu yoksa bunların hiç biri yapılmazdı.

MHP KAFATASI ÖLÇMEKTEN BAŞKA BİR İŞE YARAMADI

Türkiye artık ayakları üzerinde duruyor, milletin derdine deva olacak başka bir yönetim görülmedi. Öfke ve nefretten başka ortaya başka hiç bir şey koyamadılar. Birleştirici, bütünleştirici bir süreçte bile öfke ve nefret dilini seçtiler. BDP nasıl Türkiye'nin doğusuna sıkışıp oradan çıkamadıysa MHP'de kafatası ölçmekten başka bir işe yaramadı. Bunlar gibi de var BDP, Yüksekova'ya gideceksin temel atacaksın oranın temel atma törenine gelenleri engelleyeceksin, yol yapacaksın yollarda ki o müteahhitlerin iş makinelerini yakacaksın. Bumudur insanını sevmek, bumudur Şırnak'ını, Hakkâri’sini sevmek bumudur? Şuanda seçim sandığının görünmesi ile birlikte projelerle ortaya çıkması gereken BDP bir kez daha tahrik siyasetini, bir kez daha istismarı propaganda olarak ortaya çıktı. Halkının oy aldığı kesimlerin iradesini hiçe sayanlar milletin iradesine ipotek koyanlar sivil iradesizlikten bahsedemezler. Referandumda gördük sandığın üzerine çarpı işareti koyanlar neler yaparlar. Bırak halk iradesini ortaya koysun bakalım ne diyor? Senin gösterdiğin istikametten mi gidecek yoksa kendi istikametinde mi gidecek. Bugüne kadar terörden en fazla iki kesim istifade etti, birincisi silah tüccarları, ikincisi de istismarcılar. Burada Cuma namazı kılınıyor, siz biraz gidip orada kılınan namazı tahrik edip elinde megafonla başka bir namaz kıldırmaya kalkarsanız bu ayrımcılıktır. Bu mukaddes dinimizin içine de bölücülüğü sokmaktır, bu tahrik eylemleri tükenmişliğin göstergesidir. Türkiye'ye konuşamayanlar ne yaparlarsa, hangi senaryoyu uygularlarsa uygulasınlar benim orada ki samimi kardeşimin mashar takdirine layık olamayacaktır.

TÜRKİYE'NİN UMUDU YİNE AK PARTİ'DİR


Benim milletim bu çirkin senaryoları artık görüyor, ama 12 Haziran'da milletim onlara yanlış içinde olduklarını gösterecektir. 12 Haziran hakikatin tecelli edeceği bir tarihtir, seçimin hemen öncesinde ortaya konan bu eylemler her seçim öncesinde olduğu gibidir. Bu eylemler sadece Doğu ve Güneydoğu'da halkı tahrik yolu ile değil Batı'da ki vatandaşı tahrik etmek yoluyla seçimleri etkilemenin bir çabasıdır. Türkiye bu kirli senaryolara gelmeyecek, bunları bozacak ve aşacaktır. Türkiye'nin ve umudur yine AK Parti'dir, 8 yıl boyunca Türkiye'yi rekor seviyelerde büyüten AK Parti daha büyük bir aşk ve heyecanla 12 Haziran seçimlerine hazırlanıyor. Biz 4 yıl sonrasını değil 12 yıl sonrasını yani Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümü olan 2023'e doğru gidiyoruz. Türkiye'yi 2023'te dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olarak görme vizyonu ile hazırlanıyoruz. Bu son toplantımızda bir kez daha bazı hususları hatırlatmak istiyorum. Biz bu yola şahsi hırslarımızı tatmin etmek için çıkmadık. Biz bu yola yoksalların umudu olarak çıktık, sessiz yığınların sesi olarak çıktık, kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktık ve onun için eğitimde tüm okullarda kitapları her yıl okullar açılırken masaların üzerine koyduk ki yavrularımız benim kalemim yok, kitabım yok diye ağlamasın dedik. Hastane kapıların inim inim inleyen, sıralarda can çekişen nice insanları kurtarabilmek için bütün hastaneleri koordine ettik ve isteyen istediği hastanelere gidecek dedik. Şimdi benim vatandaşım istediği hastaneye gidebiliyor, her zaman söyledik ve bizim söylediklerimizin taklidi başkadır. Biz ne dedik her doğan sigortalı doğacak, 18 yaşına kadar bu devam edecek dedik bunu yaşayan bir Türkiye var birileri çıkıyor şimdi biz hayat boyu sigorta vereceğiz diyor bunları siz daha önce geldiniz yaptınız mı? Yapmadınız niye yalan söylüyorsunuz.

FAKİR FUKARANIN HAKKINI KORUMAK İÇİN BU YOLA ÇIKTIK

10 yıl 15 yıl vaadiyle evi olmayanlara TOKİ ile beraber ev sağladık, tenceresinde çocukları için su kaynatan anneler artık valilerimizin, kaymakamlarımızın verdiği sosyal desteklerle evlerine aş götürüyor. Bunu istismar ettiler devlet sadaka devleti dediler, sadaka devletin işi değil bileğin işidir. Devlet sosyal devlet olarak bunu yapmak zorundadır. Bu sosyal devletin ilkesidir biz bunu yapıyoruz, biz bunu Ömer misali yapmaya karar verdik bunu tam yapabildik mi? Yapamadık, ülkemizin ara sokaklarında halkı görmek gerek dedik valilerimize ve kaymakamlarımıza bunu söyledik kimin bacası tütmüyor buna bakın. Ama dediler ki ben her aileye 600 lira vereceğim ya işte bunu ben oradan vereceğim diyor akşam başka sabah başka. Eğer bunun hesabını yapacak olursak bizim yaptıklarımız senin vereceğin 600 liranın üstünde. Benim halkım bunları görüyor biliyor, yıllardır evladının yolunu gözleyen analar için biz buradayız. Artık pasaport gözükünce vize yok, geç böyle bir duruma geldik. Cezaevlerinde yavrusu ile kendi anadilini konuşamayanlara biz bunun yolunu açtık bunu biz yaptık. Devletin televizyonlarından bir tanesini tamamı ile özellikle Doğu, Kuzey Irak buralarda yayın yapabilme hali ile 24 Saat Kürtçe yayın yapmasını sağladık. Bize diyorlar ki bunlar gitsin mesele yok, ee bunları biz yaptık, biz buralara getirdik. Vatan hasreti ile kavrulanlar için, gurbette alın teri dökenler için biz bu yola çıktık. Emekçi kardeşim emeğinin hakkını alın teri kurumadan alsın diye biz bu yola çıktık, biz bu yola Diyarbakır'da, Ankara'da, İstanbul'da mahallelerin umudu olarak çıktı. Fakir fukaranın hakkını, hukukunu korumak için çıktık, biz dertliyiz arkadaş. Dertli olmayan derman bulamaz.