Hem esprili, hem sinirli

BDP'nin İstanbul'da desteklediği bağımsız adaylardan olan Sırrı Süreyya Önder, NTV ekranlarında Banu Güven'in sorularını yanıtladı.

Hem esprili, hem sinirli
YSK'nın bağımsız aylara yönelik vetonun ele alındığı programda Sırrı Süreyya Önder YSK’ya bazen esprisel, bazen de sinirsel tepki gösterdi.
'Tehdit falan değil ama böyle olacaksa bu ülkede sandık kuramazsanız, kursanız da bir meşruiyeti olmaz' diyen Süreyya, seçimlerin meşruiyeti ve temsil gücü açısından bu vetonun mutlaka aşılması gerektiğini vurguladı. Sırrı Süreyya Önder şunlar kaydetti;

ÜLKEDE SANDIK KURULMAZ
Bir söz var, Hüseyin Avni Ulaş’ın; “Ben devletin gücünden değil fitnesinden korkarım.'' Bu biter başka bir şey başlar, başka oyunlar çıkar. Mesela KCK davası. Kendi dillerinde savunmaları, bilinmeyen dilden, Kürtçe olabileceği düşünülen dile döndü. Ne olacağını bilemeyiz de ne olamayacağını söyleyebiliriz. Bu sorunlar çözülmezse siz bu ülkede kuracak sandık bulamazsın.

BOYUMUZUN ÖLÇÜSÜNÜ ALALIM
Oluşturulan listeye bakılınca her dilden, dinsel aday var. Bu barışa dönük bir iradenin ispatıdır. Bunu yapacaksın, seçime girin, ne kadar oyunuz vardır deniyor. Girelim seçime boyumuzun ölçüsünü alalım. 'Demokratik bir yarış var' diyorsun ve bizi almıyorsun. Bir koşu yarışı var, senin ayağında lastik ayakkabı, benim ayağımı da kesiyorsun.

MADALYA GİBİ TAŞIYORUZ
Sebahat’in cezası ertelenmiş. Mahkeme bu cezayı çektirmeyi gerekli görmemiş. Bu seçimlere giren herkesin meselesidir bu olay. Anadolu’da bir söz vardır; “Çobanın gönlü varsa tekeden süt sağılır” Daha önce bu sorun Başbakan için çözüldü. Bizim kesilen adaylarımızın yeniden hakları verilmeli. Bu benim düşüncem, platform adına konuşamam. Birisi kesilirse bu seçime girmeme yanlısıyım. Bunu düşünecek olan biz değil, bizi ayrı tutanlardır. Biz bu sabıkaları madalya gibi taşıyoruz. Halkımıza gidip, bak halkım biz senin için bu sabıkları aldık, tek elimizde olan budur diyoruz.

VİCDANEN KABUL EDİLEMEZ
İnsan intizar eder, elinden hak alınınca. Ne diyeyim ben şimdi bunlara? Yarın öbür gün bu olaylar nasıl bu duruma geldi diye soracak olanlar dünün tarihini bir yere not etsin. Vicdanen hiç kabul edilemez. Siyaseten de. Herkes oturup, bu durumu imha edemeyeceğini düşünülmeli. Kürt siyasal hareketini engelleyemez ve dönüştüremezsiniz. Sizin yapacağınız onun kendini temsil hakkını vereceksiniz. Engelleri, koruyuculuğu, toplu tutuklamaları, anadilinde konuşmasına engel olanları kaldırmalısınız.

BEN KÜRT DEĞİLİM
Ben Kürt kökenli değlim. Ana baba Türkmen kökenliyim. Bu sorunla ilgilenmek için biraz insan olmak yeterli. Ömründe karakol yüzü görmemiş, Diyarbakırlı bir parfümerici var. Onun suçu nedir? Neden almadılar acaba? Herkesin barışa bir şans vermesi lazım."