Ak Parti Myk Toplantısı
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum’un ’Koca bir askeri yıktılar, meğer kağıttan kaplanmış, biz bunu asker zannedermişiz, meğer ABD içini oymuş. O koca ağacı hop diye yıktılar. Ancak CHP’yi yıkamadılar’
IHA0079D6B-SIY/07-ŞUB-0135-09BD- AK PARTİ MYK TOPLANTISI - AK PARTİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ÇELİK: - "MISIR’IN VE DİĞER ÜLKELERİN İÇİŞLERİNE KARIŞMIYORUZ VE KARIŞMAK GİBİ BİR TAVRIMIZ OLMADI VE OLMAYACAKTIR" - "BU TORBA YASA İÇERİSİNDE İŞÇİLERİN, MEMURLARIN, TÜM KAMU ÇALIŞANLARININ ALEYHİNE OLABİLECEK BİR MADDE DEĞİL, BİR KELİME BİLE SÖZ KONUSU DEĞİLDİR" - "(KKTC’DEKİ EYLEMLER) MARJİNAL GRUPLARIN SÖYLEDİKLERİNİ VE YAPTIKLARINI KKTC’DEKİ BÜTÜN İNSANLAR TARAFINDAN YAPILMIŞ GİBİ GÖRMEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR, BÖYLE BİR TAVRIMIZ DA YOKTUR" - "SAYIN BAŞBAKANIN GÖSTERDİĞİ TEPKİ DE BU MARJİNAL GRUPLARA VE ONLARA ÇANAK TUTAN DAR BİR KESİME YÖNELİKTİR" - "KKTC CUMHURBAŞKANI EROĞLU’NUN O ÇİRKİN TAVIRLARI KINAMASINI BEKLERDİM. BU TEPKİ ÇOK CILIZ BİR TEPKİ OLMUŞTUR" - (CHP’Lİ BATUM’UN AÇIKLAMALARI) BATUM’UN SÖZLERİ CHP’NİN TARİHİ MİSYONUNUN BİR DIŞAVURUMUDUR" - "TEPKİ GÖSTERİLMEDİĞİNE GÖRE VEYA GÖSTERİLEMEDİĞİNE GÖRE O ZAMAN CHP KURUMSAL OLARAK BU GÖRÜŞLERİ BENİMSEMİŞTİR" - "BİR TARAFTAN BİR CHP’LİNİN SÖYLEDİĞİ İPE SAPA GELMEZ İFADELERE TEPKİ GÖSTERİRKEN, BU İPE SAPA GELMEZ İFADELERE TEPKİ GÖSTEREN AK PARTİLİLERİN DE BU KAPSAMA DAHİL EDİLMİŞ OLMASINI DOĞRU BULMADIĞIMIZI İFADE ETMEK İSTİYORUM" MÜGE TUTCALI ANKARA (İHA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum’un ’Koca bir askeri yıktılar, meğer kağıttan kaplanmış, biz bunu asker zannedermişiz, meğer ABD içini oymuş. O koca ağacı hop diye yıktılar. Ancak CHP’yi yıkamadılar’ şeklindeki sözleriyle ilgili olarak, "Sayın Batum’un sözleri CHP’nin tarihi misyonunun bir dışavurumudur. Eğer ordu topluma ve siyasete vesayet ederse, eğer ordu muhtıra verirse, eğer ordu darbe yaparsa veya darbeye teşebbüs ederse SayınSüheyl Batum ve onun gibi düşünenler bu orduyu sevecekler. Sadece güvenlik görevi üstlenen TSK’yı ille de siyasetin içine çekmek, arzusu CHP’nin tarihi misyonuna uyan bir anlayıştır" dedi. Çelik, AK Parti MYK Toplantısı’na ilişkin düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Mısır’da yaşananlarla ilgili olarak Çelik, Mısır halkının demokratikleşme ve kendi çağdaş yönetimini talep etme hakkına saygı duyduklarını ve bu hakkı desteklediklerini söyledi. Çelik, "Mısır’ın ve diğer ülkelerin içişlerine karışmıyoruz ve karışmak gibi bir tavrımız olmadı ve olmayacaktır. Ama bir ülkenin halkı ile dayanışma içinde olmak, refah ve mutluluğunu istemek ve bu yönde çabaiçerisinde olmak herhalde dostluğun ve kardeşliğin gereğidir. Türkiye bunu yapmaktadır" dedi. Şiddet unsurunu işin içine dahil etmeden, hiçbir insanın burnunun kanamasına müsaade etmeden, tamamen demokratik taleplerin ifade edildiği bir görünümün, Mısır’a yakışan bir görünüm olduğunu ifade den Çelik, kendilerinin de bunu istediklerini söyledi. "TORBA YASADA ÇALIŞAN ALEYHİNE TEK KELİME YOK" Torba Yasa görüşmeleri henüz devam ederken sanki bu yasanın bazı hükümleri kamu çalışanlarının aleyhine gibi algı oluşturulmaya çalışıldığını ve eylemler gerçekleştirildiğini belirten Çelik, şunları söyledi: "Şunu net bir dille ifade etmek istiyorum. Bu Torba Yasa içerisinde içinde işçilerin, memurların, tüm kamu çalışanlarının aleyhine olabilecek bir madde değil, bir kelime bile söz konusu değildir. Aksine başarılı memurların ödüllendirilmesi, özellikle sözleşmeli personele ilave hak ve iyileştirmeler yapılması, genel olarak hanımlarla ilgili, hamile hanımlarla ilgili, özürlü vatandaşlarla ilgili iyileştirmeler var. Meslek yüksekokulu öğrencilerinin stajyerlik bulması ve ücret ödenmesi ile ilgili hükümlervar. 30 günün altında çalışan işçiler var. 16 gün çalışan, evde çalışan, parça başı çalışan, çağırılınca işe giden bazı insanlarımız var. Bunların emekli olması için 60 yıl lazım. Halbuki biz getirdiğimiz düzenlemelerle onların diğer işçiler gibi zamanında ve aynı sürelerde emekli olmasını sağlıyoruz." İşçilerin, memurların, sendikaların meşru, makul taleplerine kulak tıkamalarının mümkün olmadığını belirten Çelik, "Sitemlerine muhatap olmak da bizim görevimizdir ama mesele çarpıtılmasın. Bu paket yasada teşvikler var, destek var, kolaylaştırma var, kırtasiyeciliği azaltma var" dedi. KKTC’DEKİ PROTESTOLAR KKTC’de Türkiye aleyhine yapılan eylemlere de değinen Çelik, Kıbrıs davasının Türkiye’nin vazgeçemeyeceği bir dava olduğunu kaydetti. Çelik, Kıbrıs’ın Türkiye için önemli, stratejik bir yer olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: "Oradaki insanlar bizim bir paçamızdır. KKTC’deki insanlar bizim kardeşimizdir. Onları farklı değerlendirmemiz mümkün değildir. Ancak her yerde ve Türkiye’de de olduğu gibi iyi niyetli olmayan bazı unsurlar da vardır. Bunlar marjinal gruplardır. Bu marjinal grupların söylediklerini ve yaptıklarını KKTC’deki bütün insanlar tarafından yapılmış gibi görmemiz mümkün değildir, böyle bir tavrımız da yoktur. Sayın Başbakanın gösterdiği tepki de bu marjinal gruplara ve onlara çanak tutan dar bir kesimeyöneliktir. Ama KKTC halkına kesinlikle yönelik değildir. Orada Türk bayrağı yok, orada KKTC bayrağı yok. Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin bayrağı var, küfür dolu ifadeler var. Hakaretamiz, küfürlü pankartlar var. Bunun savunulması, buna doğru denmesi mümkün değildir. Zaten bu yapılmamıştır. Bizim KKTC halkı ile dayanışmamız, Kıbrıs davasında bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sabil kadem durmamız söz konusudur. Uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan garantörlük hakkımız vardır. Elbette ülkeler arasındadesteklemeler vardır. Ama bizim KKTC ile ilgimiz bu düzeyde de değildir. Orayla bizim gönül bağımız vardır." "EROĞLU’NUN TEPKİSİ CILIZ" KKTC’de bütün bu olup bitenlerden sonra Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun bugün olup bitenlerden üzüntü duyduğunu ve insanların daha dikkatli olması gerektiğini söylediğini hatırlatan Çelik, "İki ülke arasındaki ilişkilere zarar verilmemesi gerektiğini söylüyor. Sayın Cumhurbaşkanının o çirkin tavırları ve o çirkin tabloları kınamasını beklerdim ben şahsen. Bu tepki çok cılız bir tepki olmuştur, tatmin eden bir tepki olmamıştır. Eminim ki Kuzey Kıbrıs’ta bu olup bitenlerden hoşnut olmayan, KKTC’de yaşayanoradaki kardeşimizin de hoşuna gitmemiştir. Sayın Cumhurbaşkanını, Sayın Meclis Başkanını, Sayın Başbakanı bu konuda daha aktif ve gerçekten daha sağduyuyu hakim kılacak açıklamalar yapmalarını bekliyoruz. Elbette dünyanın her tarafında insanlar demokratik tepkilerini ortaya koyarlar ama bu yapılan eylem Rumları sevindirmiştir. Eğer KKTC’de yapılan eylem Rumları sevindiriyorsa herkesin şapkasını önüne alıp düşünmesi, bir kere değil 10 kere düşünmesi gerekir" diye konuştu. CHP’Lİ BATUM’A TEPKİ CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum’un ’Koca bir askeri yıktılar, meğer kağıttan kaplanmış, biz bunu asker zannedermişiz, meğer ABD içini oymuş. O koca ağacı hop diye yıktılar. Ancak CHP’yi yıkamadılar’ şeklindeki açıklamasını değerlendiren Çelik, bu söylemi, bu ithamı çok çirkin bulduklarını, bu açıklamaların bir siyasiye, bir anayasa profesörüne yakışmadığını ifade etti. Batum’un ordunun ABD tarafından şekillendiğini ifade ettiğini belirten Çelik, şunları kaydetti: "ABD’nin bizim ordumuzun içini boşalttığını söylüyor. İçini oyduğunu söylüyor. Kim bizim ordumuzu yıkmış, nasıl yıkmış, nasıl kağıttan kaplanmış bunun kamuoyuna ferasetini havale ediyorum. Bu kabul edilebilecek bir söylem değildir. Peki bunu niçin söylüyor? Aslında bu Sayın Batum’un sözleri CHP’nin tarihi misyonunun bir dışavurumudur. Eğer ordu topluma ve siyasete vesayet ederse, eğer ordu muhtıra verirse eğer ordu darbe yaparsa veya darbeye teşebbüs ederse Sayın Süheyl Batum ve onun gibi düşünenler buorduyu sevecekler. TSK’yı sevecekler. O zaman TSK’nın mensuplarını kahramanlar olarak görecekler. Ama ordu kendi görevine çekilirse. TSK’nın yayınladığı basın bildirisinde de ifade edildiği gibi ’Sadece güvenlik alanındaki görevlerini en iyi şekilde yerine getirmek gayreti içinde olan TSK’nın siyasi tartışmalara konu edilmesi ne ülkemize ne de herhangi bir siyasi görüşe fayda sağlayacaktır’ şeklinde TSK’nın bir tepkisi var. Sadece güvenlik görevi üstlenen bizim sınırlarımızı koruyan görev verildiği zamaniçerde güvenliği sağlamaya destek ve yardımcı olan TSK’yı ille de siyasetin içine çekmek, ona siyasi vesayet görevi yüklemek ve geçmişteki bazı yanlışları ve alışkanlıkları tekrar TSK içinde görmek arzusu CHP’nin tarihi misyonuna uyan bir anlayıştır. Sayın Süheyl Batum da bunu dile getirmiştir. Ben Sayın Batum’a CHP’nin genel başkanından ve parti içinden çok daha farklı tepkilerin olmasını beklerdim. Olması gereken buydu. Bu tepki gösterilmediğine göre veya gösterilemediğine göre o zaman CHP kurumsal olarakbu görüşleri benimsemiştir. TSK’nın basın açıklamasında iki siyasi partinin mensuplarının yaptığı açıklamalardan bahsediyor. Bir siyasi parti bu CHP’dir." "Kimsenin kimseyi yıktığı yok" diyen Çelik, demokratik bir ülkede TSK’nın da, polis teşkilatının da, istihbarat güçlerinin de, bütün silahlı güçlerin de millet adına siyasi iradenin emrinde olduğunu söyledi. Çelik, siyasi iktidarların da halktan aldıkları yetkiyi kullandıkları zaman ancak meşru olacaklarını belirterek, "Siyasi irade bu meşruiyeti üzerinde taşıdığı sürece TSK ve polise talimat verir ve halk adına bu görevlerini yapmalarını sağlar. Onlara da yasalarla, anayasayla bi’feçilmiş olan görevlervardır. Kendi görevlerinin bilincinde olan dünyanın bütün çağdaş orduları bu sınırda kalırlar. CHP bu durumdan hoşlanmıyor bunu benimsemiyor" dedi. AK Partililerin yaptığı açıklamalarda da CHP’nin bu tavrının kınandığını belirten Çelik, Genelkurmay’ın yaptığı basın açıklamasında AK Parti’nin de işaret edildiğini söyledi. Çelik, "Bu ifadeleri de doğru bulmadığımızı ifade etmek isterim. Burada adeta bir denge politikası yapılmış. Bir taraftan bir CHP’linin söylediği ipe sapa gelmez ifadelere tepki gösterirken, bu ipe sapa gelmez ifadelere tepki gösteren AK Partililerin de bu kapsama dahil edilmiş olmasını doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum"diye konuştu. Batum’un açıklamalarına gösterilen çok cılız tepkiler olduğunu belirten Çelik, "CHP kurumsal olarak bu sözlerin arkasında olmadığını, bu sözleri kınadığını, bu sözleri tasvip etmediğini söylemediği sürece kurumsal olarak bunu üstlenmek gibi bir ithamla karşı karşıya kalır" dedi. MYK öncesinde Başbakan Erdoğan’ın KKTC 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la görüşmesinin sorulması üzerine Çelik, Başbakan Erdoğan’ın eylemlerle ilgili hoşnutsuzluğu Talat ile paylaştığını söyledi. Akşam gazetesindeki laiklikle ilgili endişe olduğuna ilişkin araştırma sonuçlarının hatırlatılması üzerine Çelik, hiçbir insanın hayat tarzına müdahale edilmediği gibi, hiçbir insana da yaşam biçimi ve hayat tarzı dayatmadıklarını yineledi. Çelik, "Ama bütün toplumlarda insanların öyle veya böyle endişeleri olabilir. Laiklikle ilgili yaşam tarzıyla ilgili endişeleri olanlar olabildiği gibi din ve vicdan özgürlüğü ile ilgili endişeleri olan vatandaşlarımız da var. Şu veya bu meseleyle ilgili insanlarınendişeleri olabilir. İnsanların endişelerini medeni ölçüler içerisinde demokratik yollarla kendilerini yöneten insanlara bence ifade etmeliler" dedi. "MISIR KENDİ CHP’Sİ İLE HESAPLAŞIYOR" AK Parti’nin 8 yıldan beri ortaya koyduğu performans ve icraatların Türkiye’de demokratik bir yönetim olduğunu gösterdiğini belirten Çelik, ancak demokrasinin eksiklikleri d olduğuna dikkat çekti. Çelik, "Bu eksiklikleri tamamlamak gibi hepimizin bir gayreti olması gerekiyor. Mısır’da, Tunus’ta, bütün Ortadoğu’da herkes Türkiye’yi örnek gösteriyor. Türkiye’yi örnek alıyor. Türkiye’de olup bitenler etrafımızdaki insanlar için ilham kaynağı oluyor. Kerameti kendinden menkul köşe yazarları aynı şeylerinTürkiye’de de olabileceği imasında bulunuyorlar. Esasen oralarda olan şeyler, jakoben dayatmacı devlet anlayışına karşı halkın isyanıdır, halkın baş kaldırmasıdır. Yani Mısır’daki insanlar kendi CHP’si ile hesaplaşıyor. Kendi dayatmacı ideolojik dayatma içinde olan devleti ile hesaplaşıyor. Türkiye bunu demokratik yollarla yapıyor" şeklinde konuştu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner’in CHP’ye yaptığı ziyarete ilişkin bir soru üzerine de Çelik, "Bu bir son dakika ziyareti değil önceden tasarlanmış bir iade-i ziyarettir. Bunu normal karşılıyoruz bunda bir anormallik yok" karşılığını verdi.
Kaynak: İHA
