Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu:
Kars’taki "Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeler Baroları" toplantısına katılan Ankara Barosu Başkanı Av. Metin Feyzioğlu, anadilde savunma hakkı, ergenekon ve KCK davaları ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Ankara Barosu Başkanı Av. Metin Feyzioğlu, mahkemelerin hak ve adaletin dağıtıldığı yerler ve birey esaslı çalışmak zorunda olduğunu söyledi. Feyzioğlu, "Ankara Barosu hem Ergenekon adıyla yürüyen hem Silivri’de yürüyen bütün davalara hem de Diyarbakır’da yürüyen KCK davasına gözlemci gönderiyor. Biz hepsine katılıyoruz. Tarihin bu önemli davalarına katılma kararı verdik. Çünkü bizim için Silivri’deki usulsüzlük de insan hakkı ihlalidir. Diyarbakır KCK’daki usulsüzlük de insan hakkı ihlalidir. İnsan hakkıDiyarbakır’da farklı, Silivri’de farklı olmaz" dedi.Avukatların bu "Kürtçedir" dediği dile bilinmeyen dil denilemeyeceğini vurgulayan Feyzioğlu, "Ankara Barosu olarak KCK davasında insanlar evleri önlerinde koli bantlarıyla bağlanmış, toplama kamplarına götürülür gibi sorguya götürülüyorsa bu insanlık ayıbıdır diyorum. Ana dillerinde savunma yapmak isteyen insanlar, kendilerini daha rahat anlattıkları düşüncesiyle, ana dillerinde savunma yapmakta insanlara mani olunuyorsa ve üstelik bu topraklarda milyonlarca kişinin konuştuğu bir dile ’Bilinmeyen birdil’ deniyorsa Avukatların, ’Bu Kürtçedir’ demelerine rağmen hala bilinmeyen dil diye geçiyor ise tutanaklarda bu ayıp, bence tarihlerde kara bir leke olarak kaldı. Ben bunu söyleme cesareti içindeyim" ifadelerini kullandı.Av. Feyzioğlu, "Ama aynı güçte bu bölgenin kıymetli barolarından aynı güçte dönüp, tutukluluk bir ceza değildir, kaçmayan insanların tutuklanmasını anlamak mümkün değildir, toplanmış bir delilin nasıl karartılacağının açıklanmadığı yargısız infaz ve keyfi uygulamalara dönüşmüş uygulamalar. Kalemli gazetecilerin, ellerine silah almamış gazetecilerin, rektörlerin, neden yıllarca tutuklu olduklarını anlamamız mümkün değildir demesini de bekliyoruz. Bunları biz barolar söylemeyeceğiz de kim söyleyecek.Bunları siyasetçiler söyleyemez. Bunları biz söyleriz ve çok da güçlü söyleriz. İşte bunun ilk adımı olarak Ankara barosunun teklifi masadadır" şeklinde konuştu. Ankara Barosu Başkanı Av. Metin Feyzioğlu, daha sonra şunları söyledi: "DGM’ler kaldırılmalıdır. Çünkü devleti koruyan bir mahkeme sistemi olmaz. Mahkemeler hak ve adaletin dağıtıldığı yerlerdir ve birey esaslı çalışmak zorundadır. Bu mantığa aykırıdır. Hukuk ve yargının siyasallaşıp siyasallaşmadığını görüyoruz veya göreceğiz. Ama önemli olan algılamaya bakmaktır. Toplumun bir kesimini hukuk değil, yargı siyasallaştırıyor. Önemli bir kesimi siyasallaştı diyor, önemli bir kesimi de tamamen zıddına "ne alakası var" diyor. Demek ki burada siyasi iktidar üzerine düşen birgörevi yerine getirmemiş. Düşünceleri aynı potaya getirememiş, uzlaştıramamış, hoşgörü ortamı sağlayamamış, tartışma ortamı sağlayamamıştır. Gece yarısı alelacele çıkarttığı kanunlarla insanları kutuplaştırmış. 2006’da Yargıtay’ın üye sayısı 150 olsun demiş 2011’de 387 olsun demiş. Şimdi bunu bana siyasi iktidar "neden bunu ben böyle yapıyorum" diye açıklamadığı sürece, Yargıtay’ın elinde beklememiş, Diyarbakır’da 9 buçuk sene beklemiş bir dosyayı emsal olarak gösterip Yargıtay işini vaktinde yapamıyorgerekçesiyle 387’ye çıkarıyorum diye bir şehir efsanesi ortaya atıldığında ben bunları inandırıcı bulmuyorum. Dolayısıyla bizim burada beklediğimiz şu; Lütfen tartışma ortamını yaratın. Kendi kendinize el kaldırarak, el indirerek, evetlerle, hayırlarla demokrasiyi oy çokluğuyla sağlamaya çalışmayın. Baroların sesini dinleyin, insanların sesini dinleyin. Gazetecilerin sesini dinleyin. Ama hür basını da yaratın."
Kaynak: İHA
