Ortadoğu’daki Son Duruma Bakış

Gaziantep Zirve Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (OSAM) Müdürü Doç. Dr. Gökhan Bacık, Ortadoğu’da 20. yüzyıl başlarında kurulan devlet sisteminin sosyal olarak çöktüğünü ve politik çöküşe doğru gidildiğini bildirdi.

Doç. Dr. Bacık, yaptığı açıklamada, Tunus’ta başlayan ve Mısır’da devam eden olayların aslında sürpriz olmadığını belirterek, "Ortadoğu’da 20. yüzyılın başında kurulan devlet sistemi sosyal olarak çöktü, sanırım politik çöküşe doğru gidiliyor. Meşruiyet rejimlerinin meşruiyet sorunu var ve bu halkın tümünü potansiyel muhalefet haline getiriyor. Üstelik bu sorunu olan rejimler ekonomik olarak da başarılı olamadı. Hal böyle olunca olup bitenler aslında bir açıdan sürpriz değil. Aslında Tunus rejimi akıllıdavranıp özellikle ordunun da baskısıyla Ben Ali’yi feda edip halkın isyanını dindirmek istedi. Ancak anlaşılan bu başarılı olmadı" dedi. "Doğal olarak olup bitenleri herkes, yani diğer devletler izliyor" diyen Doç. Dr. Bacık, şunları söyledi: "Ancak burada Arap ülkelerini ikiye ayırmak lazım. Daha geleneksel formla yönetilen Kuveyt, Suudi Arabistan gibi yerler ile kağıt üzerinde bile olsa Cumhuriyet rejimi ile yönetilen Mısır, Cezayir gibi yerler. Benim kanaatim sıçrama olursa bile önce Cumhuriyet rejimlerine doğru olacak. Zaten krallıkla yönetilen Arap devletleri zengin olduğu için bedava elektrik, su vererek bir ölçüde de vergi almayarak halkı ’satın almış’ durumda. Bunu engellemenin yolu var mı? Tipik bir Ortadoğu ülkesi bir isyanlakarşılaşınca bunu kuvvet kullanarak engellemek ister. Bundan başka bir sivil imkanı pek tanımaz. Ancak Tunus’ta ordu en azından tarafsız görünerek kendini kurtarmak istiyor. Bunları kalıcı olarak engellemek için radikal adımlar gerekiyor ki, bundan maksat en azından demokrasi standardını yükseltmek gibi şeyler. Bunun nasıl yapılacağı pek açık değil." Doç. Dr. Bacık, sözlerini şöyle tamamladı: "Temel sorun ise şu; bütün bu tür isyanlar sonucu sokağa dökülenlerin bir demokratik ve meşru yönetim kurma yeteneği ve gücü var mı? Yani bu insanların piyasa aktörleri, sermayesi var mı? Daha önemlisi bugünkü muhalifler iktidara gelince eskiler gibi türlü kabilesel bağları devam ettirecek mi? Eğer bu konularda bir aşama oluşmazsa bir ölçüde bu tür isyanlarla toplumun ’gazı’ alınmış olur ve daha uzun süreli yeni baskı yönetimleri gelir. Tunus örneği bir ölçüde bugün bağımsızlık sonrası Arapdevletlerindeki havayı hatırlatıyor. O zaman da herkes mutlu ve umutluydu ancak otoriter rejimler geldi. Şimdi bu süreçte yetersiz aktörler ortaya çıkarsa orta sınıf yokluğu, demokrasi yokluğu gibi nedenlerle onlarda türlü otoriter yollara gidebilir".
Kaynak: İHA