Türkiye Barolar Birliği Mardin’de Toplandı

Türkiye Barolar Birliği, "İnsan Hakları İzleme, Raporlama Ve Arşivleme Projesi" 2. Bölge Toplantısı’nı Mardin’de yaptı.

Mardin Büyük Otel’de düzenlenen toplantıya Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Ahsen Coşar, Mardin Baro Başkanı Azat Yıldırım, bölge baro başkanları ve avukatlar katıldı. Toplantıda açılış konuşmasını yapan Mardin Baro Başkanı Avukat Azat Yıldırım, "Yaşamın her alanında yaşanılan ihlaller uzun bir dönem ülkenin genelinde duyulmamış ve bilinmemiştir. 2000 yıllarında başlayan barışçıl süreç içerisinde yaşanılanlar duyulmaya başlanmıştır. İnsana, doğaya ve tarihe karşı her türlü suç işlenmiştir. Emin olunki aklınıza gelebilecek her türlü suç bu coğrafyada yakın zamana kadar işlenmiştir" dedi Yıldırım, "Bütün bu suçlar işlenirken yargı kurumu nerededir? Bu suçlar işlenirken başta Barolar Birliği, Yargıtay nasıl bir duruş sergilemiştir? Hukuk kurumu olarak bizler bunu sorgulamalıyız. 2000 yıllarda başlayan Avrupa Birliği ve demokratikleşme sürecinde artık belki çok açık yaşam hakkı ihlalleri yaşanmamaktadır ama çok açık bir şey var bu coğrafyada, 1990’lı yıllarda insanlar kurşunla yaşamını yitirirken artık kurşun yerine yargı kararları ile temel hakları gasb edilmeye başlanmış ve bunun hukukauygun olduğu kamuoyuna anlatılmaya çalışılmaktadır. Artık ülkemizde yargının siyasal olduğunu bilmeyen yok. Geçmişte de bugün de yargı hala siyasaldır. Eşitlik ilkesi devlet ve devlet görevlileri lehine savcılar ve hakimler ile Yargıtay’ca ihlal edilmiştir, edilmektedir" şeklinde konuştu. TCK 215 maddesinin kimlere "sayın" denilip denilmeyeceğini belirlediğini belirten Yıldırım şöyle devam etti: "Bu konuda kanunun net uygulanması için kanun metni ekinde liste yayınlanmıyor. Kanun gerekçesinde kişiye özel yasa olduğu açıkça yazılmıştır. Kişiye özel yasa hangi hukuk sisteminde yer almıştır? Gene TCK 220/6 maddesi tanımı itibari ile ucube bir fıkradır. Bu ucube fıkra yargıtayın dayatmasıyla uygulanmaktadır. Bu yasalar başlı başına adil yargılanma hakkının ihlali değil midir? TRT Şeş’e rağmenmahkemelerin hala Kürtçe’yi bilinmeyen dil olarak tanımlaması kişinin haysiyetine yönelik bir insan hakkı ihlalidir. Kötü cezaevi koşulları, tutuklamalardaki keyfi uygulamalar, yargı mensuplarında savunmayı ve vatandası hor gören anlayışlar ve ön yargılar kendilerini devletin memuru ve bekçisi sayan hakim ve savcılar yargılamayı adalet için değil Yargıtay için yapanlar aslında insan haklarını ihlal etmiyorlar mı? Başta başlangıç kısmı ile anayasamızın 66 maddesinde ’Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlıolan herkes Türk’tür’ vatandaşlık tanımını Türk etnik kimliğine göre esas almıştır. Anadolu ve Rumeli coğrafyasında yaşayan her türlü etnik kimlik ancak Türk olmaya zorlamaktadır. Bu maddenin ruhu 12 eylül zihniyetinin bir yansımasıdır. Bu zihniyet zaten etnisiteye dayalı bir zihniyettir. Çok dillilik, çok dinlilik hatta çok mezheplilik tekçi resmi ideolojiye rağmen vardır. Kardeşçe, barış içinde, kimliklere saygılı bir yaşayış vardır. Mardin bunun ispatıdır. Birliğimizin özel ağır ceza mahkemelerinisorguya açması çok anlamlı bir etkinlik olarak görüyoruz" şeklinde konuştu. Daha Sonra kürsüye gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Avukat V. Ahsen Coşar, (İHİRAP) yani İnsan Hakları İzleme, Raporlama ve Arşivleme Projesi’nin öncelikli olarak ülkedeki insan hakları ihlallerini izlemeyi amaçladığını söyledi. Coşar, "Bölgesel nitelikteki bu toplantıların düzenlenmesinden amaç da, hem projenin tanıtılması, hem de barolarımızın, insan hakları alanında çalışan meslektaşlarımızın, insan hakları aktivistlerinin projeye katkı ve desteklerinin sağlanmasıdır. Avrupa Birliği Komisyonu’nun2010 Türkiye İlerleme Raporu’nda da işaret edildiği üzere, Türkiye’de insan hakları ihlalleri artarak devam etmektedir. Bu bağlamda insan hakları savunucuları ceza davalarına muhatap olmakta, tutuklanmaktadırlar. İnsan hakları üzerine çalışmalar yürüten derneklerin imkanları olmadığı gibi etkileri de fazla yoktur. Duruşma öncesi gözaltılar, cezaya, hatta infaza dönüşen, amacından çıkan uzun süreli tutuklamalar devam etmektedir. Medya üzerindeki baskılar artmış olup basın özgürlüğü ciddi tehdit altındadır.Bütün bunlar dikkate alındığında bugünkü toplantımızın gündemindeki İHİRAP Projesi’nin önemi daha iyi anlaşılacaktır. O nedenle projeye vereceğiniz destek insan hakları ihlalleri ile mücadelede başarıya ulaşmamız konusunda son derece etkili olacaktır" diye konuştu
Kaynak: İHA