Bakan Ergin, Aso Meclis Toplantısı'nda Konuştu
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, "Türkiye'de güven veren bir adalet sistemi yoktur
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, "Türkiye'de güven veren bir adalet sistemi yoktur. Güven veren bir adalet sistemi varsa, bu reformları niçin yapıyoruz? Sağlam, iyi çalışan bir sistemimiz varsa, niçin değiştirelim Anayasa'yı, yasaları, mevzuatımızı? İlerleme Raporlarındaki eleştiriler niçin var? Zaten bu eleştirileri karşılamak üzere bunları yapıyoruz. Bu sistemin aksayan yönlerini düzeltebilmek için bunları yapıyoruz" dedi.
Bakan Ergin, Ankara Sanayi Odası'nın (ASO) Eylül ayı Meclis Toplantısı'na katılarak bir konuşma yaptı. Anayasa değişikliğiyle Türkiye'nin hem dünya ölçeğinde hem de Avrupa ölçeğinde referandum öncesine göre çok daha güçlü durumda olduğunu belirten Ergin, şunları kaydetti:
"Bu değişiklik sonrasında Avrupa'daki ve dünyadaki algıyı hepiniz görüyorsunuz. Bunlar gerçekten Türkiye'nin pozitif gelişmeleri olarak algılandı. Türkiye'nin yürüyüşüne devam edebilmesi için, bu acımasız rekabetin olduğu dünyada ayaklarının üzerinde durup daha güçlü alt yapı kurabilmesi için bu reformların kesintisiz devam etmesi gerekiyor. Şimdi yapmak istediğimiz bu 26 maddelik değişiklikten sonra bunların uyum yasaları. Bunlardan ilki şu an itibariyle yayınlandı. HSYK'nın teşkilat yapısına ilişkin
kanun tasarı taslağını tartışmaya açtık. Bu tasarıyı da en kısa sürede parlamentoda yasalaştırmak için gayret sarf edeceğiz. Onu diğer uyum yasaları takip edecek ve bu süreci hızlandıracağız."
Bir ülkeye yatırım yapmak için önce o ülkenin adalet yapısına bakıldığını anlatan Ergin, anayasa değişiklikleri ile Türkiye'de güven veren bir adalet sistemi oluşmasına ilave olarak, yatırımların gelişeceğini, ticaret potansiyelinin, üretimin artıracağını ve rakamların yükseleceğini söyledi.
ASO ÜYELERİNDEN BAKAN ERGİN'İ KRİTİK SORULAR
Konuşmasının sonunda ASO Meclis üyelerinin sorularını da cevaplandıran Bakan Ergin, bir üyenin 'Yeni düzenleme ile HSYK'yı daha bağımsız ve özerk hale getirdiğinizi söylediniz. Kurul başkanının tüm yetkileri alması ve her şeyi onaması bağımsızlığı ve özerkliği içeriyor mu? şeklindeki sorusu üzerine, şöyle konuştu:
"HSYK'nın yeni yapısının daha bağımsız olduğunu söyledim. Ama 'Başkan olarak siz varsınız ve yetki sizde toplanıyor' Birinci kimsi doğru ama başkan olarak varız ama yetkilerin bende toplandığı kısmı doğru değil. Bu, şu ana kadar yapılan enformasyonla ilgili bir algı. Yeni Kurul'da Adalet Bakanı'nın yapısı tamamen sembolik hale getirilmiştir. Üç daire şeklinde bir çalışma var. Başkan olan Bakan, bu dairelerin toplantılarına katılamaz, oy kullanamaz. Genel Kurul toplantılarına bakan katılır, oy kullanır,
itiraz edebilir. Ancak hakim ve savcıların disiplin soruşturmalarının yapıldığı toplantılara, anayasa öngörmemesine rağmen biz Kurul Başkanı'nın katılamayacağı maddesini yazdık. Dolayısıyla Bakan tamamen sembolik. Peki, 'Bu kadar sembolikse neden kalmakta ısrar ediyorsun Sayın Bakan? O Kurul'da bulunmasan olmaz mı?' Parlamenter demokrasilerde hesap veren bir yapı var. Araştırma önergesi, soru önergesi, gensoru var. Adalet sisteminin yürümediği yönünde bir gensoru verildi. Kim gelip parlamentoda bu
hizmetlerin aksadığını anlatacak. Arada parlamentoya hesap verecek sorumlu kişi kim olacak? Yargıtay Başkanını mı, Anayasa Mahkemesi Başkanını mı, Danıştay Başkanını mı, kimi çağıracağız? Bu ne kadar kuvvetler ayrılığı ilkesiyle örtüşür? Tüm bunları değerlendirdiğiniz zaman, internet sitelerinde de var şu anda göreceksiniz, Kurul'un yeni yapısında kesinlikle başkanın yani bakanın inisiyatifi son derece minimize edilmiştir ve sembolik hale getirilmiştir."
Bakan Ergin, HSYK'nın önceki yapısıyla mukayese edilemeyecek kadar bağımsız bir yapıya kavuşacağını da söyledi.
SON DÖNEMDEKİ TUTUKLAMALAR
Aynı üyenin, 'Son günlerde Türkiye'de konuşan, yazan, çizenlerin bir korkusu var. Tutuklamalar oluyor. Adalet Bakanı olarak bize bu korkuyu aşacak, korkmamamızı sağlayacak, bizi rahatlatacak ne söylersiniz?' şeklindeki soruya ise Ergin şu yanıtı verdi:
"Türkiye'de maalesef oturmuş, güvencede bir demokratik yapı yok. Bu süreci güven veren bir demokratik kültürle kurmak için yaptığımız düzenlemelerin tamamı gelişmiş demokrasilerle paralel. Bu süreç içinde aksayan şeyler yok mudur? Vardır. Her şey dört dörtlük müdür? Değildir. Ama istikametimiz, gayretimiz, gitmek istediğimiz yer en geniş anlamda ifade özgürlüğünün, düşünce özgürlüğünün olduğu bir hukuk devleti, demokratik bir ülke. Bu noktada bilgi kirliliğine de dikkat etmemiz gerekiyor. Güncel
olaylarla ilgili 'Falanca kişi gözaltına alındı, falanca tutuklandı, falanca kişi cezaevinde bekliyor, İstanbul'daki yargılamalar şöyle vesaire' devam eden bir sürece ilişkin somut bir değerlendirme yapmam. Ama genel olarak şunu ifade edeyim; bu tür olaylarda önerim, bilgi kirliliği içerisinde bir değerlendirme bizi bir yere götürmez. Olan hadiseleri dikkatle ve ihtiyatla takip etmeliyiz. Onun için hemen anlık bir takım haberlerle bir hükme varmak bizi doğru yere götürmez. İşleyen bir süreç var. Yapılan
tasarruflarla ilgili eleştiriler var. Ama bunun itirazı var, itirazın temyizi var. Bütün bunların kendi içinde yanlışı düzeltecek mekanizmaları var. O yanlışı sen, ben, ya da görevi olmadığı halde yüksek yargı düzeltmeye kalkarsa, yaptığımız faaliyet hukuksuzluk olur."
"TÜRKİYE'DE GÜVEN VEREN BİR ADALET SİSTEMİ YOKTUR"
Bakan Ergin, bir ASO Meclis üyesinin Türkiye'deki tutuklu ve hükümlü sayısındaki artışa işaret ederek, 'Ülkemizde güven verici bir hukuk sisteminin var olduğunu söyleyebilir misiniz?' şeklindeki sorusu üzerine, şunları kaydetti:
"Türkiye'de güven veren bir adalet sistemi yoktur. Güven veren bir adalet sistemi varsa, bu reformları niçin yapıyoruz? Sağlam, iyi çalışan bir sistemimiz varsa, niçin değiştirelim Anayasa'yı, yasaları, mevzuatımızı? İlerleme Raporlarındaki eleştiriler niçin var? Zaten bu eleştirileri karşılamak üzere bunları yapıyoruz. Bu sistemin aksayan yönlerini düzeltebilmek için bunları yapıyoruz. Son dönemde tutuklu daha fazlaydı, hükümlü daha azdı. Şimdi başa baş noktaya geldi ve daha aşağı inmesi lazım. Bu
düzenlemelerle beraber, ikincil düzenlemelerle beraber bunlar oturacaktır. Uzun süren tutukluluklar son dönemde İstanbul'da devam eden soruşturmalar dolayısıyla çokça gündeme geliyor. Peki, ondan önce devam eden, yıllarca tutuklu kalan dosyalar niçin ilginizi çekmiyor? Yıllardan beri bunlar var. 80 öncesi örgüt davalarından halen bitmemiş olanlar, zaman aşımına uğrayanlar var. Bunlar gündeme gelmiyor, getirilmiyor. Mevcut sistemimizin doğru olmadığını ifade ediyoruz zaten onun için bu reformlar
yapılmalı. Evet, yargılama süreleri uzun olmamalı. Bir an önce hükümler verilsin."
Münferit aksaklıkların öne çıkartılmasının doğru olmadığını ancak, tutuklamaların da bir istisna olması gerektiğini belirten Ergin, "Ama bir davaya dönük tespit yapamam. Görülmekte olan bir dava için telkin, tavsiye, öneride bulunmak 138'nci maddeye göre yasaklanmıştır" dedi.
"İŞİNİZ, BAKANA GÜVENMEYE KALDIYSA YANDINIZ"
Bakan Ergin, 'İfade özgürlüğü konusunda size güvenebilir miyiz?' şeklindeki soruya ise, "Sizin işiniz, bakana güvenmeye kaldıysa yandınız. Güvence noktasında, şahıslar güvence olamazlar. Güvence kurumsal olmalıdır. 50 yıllık AB yolculuğunda, 2002 yılından bu yana yapılanları bir kefeye koyunuz, daha önce yapılanları bir kefeye koyunuz ve tartınız. Kararı sizin vicdanlarınıza bırakacağım. Hala bu icraatlara rağmen AK Parti'nin kafasının arkasında bir gizli ajanda arayanlar, sadece bu tabloya baksınlar"
dedi.
Ergin, güvencenin kurumsal olması gerektiğini ve önemli olanın da 73 milyonun ifade özgürlüğü konusunda güvence altına alınması olduğunu söyledi.
Bakan Ergin, Ankara Sanayi Odası'nın (ASO) Eylül ayı Meclis Toplantısı'na katılarak bir konuşma yaptı. Anayasa değişikliğiyle Türkiye'nin hem dünya ölçeğinde hem de Avrupa ölçeğinde referandum öncesine göre çok daha güçlü durumda olduğunu belirten Ergin, şunları kaydetti:
"Bu değişiklik sonrasında Avrupa'daki ve dünyadaki algıyı hepiniz görüyorsunuz. Bunlar gerçekten Türkiye'nin pozitif gelişmeleri olarak algılandı. Türkiye'nin yürüyüşüne devam edebilmesi için, bu acımasız rekabetin olduğu dünyada ayaklarının üzerinde durup daha güçlü alt yapı kurabilmesi için bu reformların kesintisiz devam etmesi gerekiyor. Şimdi yapmak istediğimiz bu 26 maddelik değişiklikten sonra bunların uyum yasaları. Bunlardan ilki şu an itibariyle yayınlandı. HSYK'nın teşkilat yapısına ilişkin
kanun tasarı taslağını tartışmaya açtık. Bu tasarıyı da en kısa sürede parlamentoda yasalaştırmak için gayret sarf edeceğiz. Onu diğer uyum yasaları takip edecek ve bu süreci hızlandıracağız."
Bir ülkeye yatırım yapmak için önce o ülkenin adalet yapısına bakıldığını anlatan Ergin, anayasa değişiklikleri ile Türkiye'de güven veren bir adalet sistemi oluşmasına ilave olarak, yatırımların gelişeceğini, ticaret potansiyelinin, üretimin artıracağını ve rakamların yükseleceğini söyledi.
ASO ÜYELERİNDEN BAKAN ERGİN'İ KRİTİK SORULAR
Konuşmasının sonunda ASO Meclis üyelerinin sorularını da cevaplandıran Bakan Ergin, bir üyenin 'Yeni düzenleme ile HSYK'yı daha bağımsız ve özerk hale getirdiğinizi söylediniz. Kurul başkanının tüm yetkileri alması ve her şeyi onaması bağımsızlığı ve özerkliği içeriyor mu? şeklindeki sorusu üzerine, şöyle konuştu:
"HSYK'nın yeni yapısının daha bağımsız olduğunu söyledim. Ama 'Başkan olarak siz varsınız ve yetki sizde toplanıyor' Birinci kimsi doğru ama başkan olarak varız ama yetkilerin bende toplandığı kısmı doğru değil. Bu, şu ana kadar yapılan enformasyonla ilgili bir algı. Yeni Kurul'da Adalet Bakanı'nın yapısı tamamen sembolik hale getirilmiştir. Üç daire şeklinde bir çalışma var. Başkan olan Bakan, bu dairelerin toplantılarına katılamaz, oy kullanamaz. Genel Kurul toplantılarına bakan katılır, oy kullanır,
itiraz edebilir. Ancak hakim ve savcıların disiplin soruşturmalarının yapıldığı toplantılara, anayasa öngörmemesine rağmen biz Kurul Başkanı'nın katılamayacağı maddesini yazdık. Dolayısıyla Bakan tamamen sembolik. Peki, 'Bu kadar sembolikse neden kalmakta ısrar ediyorsun Sayın Bakan? O Kurul'da bulunmasan olmaz mı?' Parlamenter demokrasilerde hesap veren bir yapı var. Araştırma önergesi, soru önergesi, gensoru var. Adalet sisteminin yürümediği yönünde bir gensoru verildi. Kim gelip parlamentoda bu
hizmetlerin aksadığını anlatacak. Arada parlamentoya hesap verecek sorumlu kişi kim olacak? Yargıtay Başkanını mı, Anayasa Mahkemesi Başkanını mı, Danıştay Başkanını mı, kimi çağıracağız? Bu ne kadar kuvvetler ayrılığı ilkesiyle örtüşür? Tüm bunları değerlendirdiğiniz zaman, internet sitelerinde de var şu anda göreceksiniz, Kurul'un yeni yapısında kesinlikle başkanın yani bakanın inisiyatifi son derece minimize edilmiştir ve sembolik hale getirilmiştir."
Bakan Ergin, HSYK'nın önceki yapısıyla mukayese edilemeyecek kadar bağımsız bir yapıya kavuşacağını da söyledi.
SON DÖNEMDEKİ TUTUKLAMALAR
Aynı üyenin, 'Son günlerde Türkiye'de konuşan, yazan, çizenlerin bir korkusu var. Tutuklamalar oluyor. Adalet Bakanı olarak bize bu korkuyu aşacak, korkmamamızı sağlayacak, bizi rahatlatacak ne söylersiniz?' şeklindeki soruya ise Ergin şu yanıtı verdi:
"Türkiye'de maalesef oturmuş, güvencede bir demokratik yapı yok. Bu süreci güven veren bir demokratik kültürle kurmak için yaptığımız düzenlemelerin tamamı gelişmiş demokrasilerle paralel. Bu süreç içinde aksayan şeyler yok mudur? Vardır. Her şey dört dörtlük müdür? Değildir. Ama istikametimiz, gayretimiz, gitmek istediğimiz yer en geniş anlamda ifade özgürlüğünün, düşünce özgürlüğünün olduğu bir hukuk devleti, demokratik bir ülke. Bu noktada bilgi kirliliğine de dikkat etmemiz gerekiyor. Güncel
olaylarla ilgili 'Falanca kişi gözaltına alındı, falanca tutuklandı, falanca kişi cezaevinde bekliyor, İstanbul'daki yargılamalar şöyle vesaire' devam eden bir sürece ilişkin somut bir değerlendirme yapmam. Ama genel olarak şunu ifade edeyim; bu tür olaylarda önerim, bilgi kirliliği içerisinde bir değerlendirme bizi bir yere götürmez. Olan hadiseleri dikkatle ve ihtiyatla takip etmeliyiz. Onun için hemen anlık bir takım haberlerle bir hükme varmak bizi doğru yere götürmez. İşleyen bir süreç var. Yapılan
tasarruflarla ilgili eleştiriler var. Ama bunun itirazı var, itirazın temyizi var. Bütün bunların kendi içinde yanlışı düzeltecek mekanizmaları var. O yanlışı sen, ben, ya da görevi olmadığı halde yüksek yargı düzeltmeye kalkarsa, yaptığımız faaliyet hukuksuzluk olur."
"TÜRKİYE'DE GÜVEN VEREN BİR ADALET SİSTEMİ YOKTUR"
Bakan Ergin, bir ASO Meclis üyesinin Türkiye'deki tutuklu ve hükümlü sayısındaki artışa işaret ederek, 'Ülkemizde güven verici bir hukuk sisteminin var olduğunu söyleyebilir misiniz?' şeklindeki sorusu üzerine, şunları kaydetti:
"Türkiye'de güven veren bir adalet sistemi yoktur. Güven veren bir adalet sistemi varsa, bu reformları niçin yapıyoruz? Sağlam, iyi çalışan bir sistemimiz varsa, niçin değiştirelim Anayasa'yı, yasaları, mevzuatımızı? İlerleme Raporlarındaki eleştiriler niçin var? Zaten bu eleştirileri karşılamak üzere bunları yapıyoruz. Bu sistemin aksayan yönlerini düzeltebilmek için bunları yapıyoruz. Son dönemde tutuklu daha fazlaydı, hükümlü daha azdı. Şimdi başa baş noktaya geldi ve daha aşağı inmesi lazım. Bu
düzenlemelerle beraber, ikincil düzenlemelerle beraber bunlar oturacaktır. Uzun süren tutukluluklar son dönemde İstanbul'da devam eden soruşturmalar dolayısıyla çokça gündeme geliyor. Peki, ondan önce devam eden, yıllarca tutuklu kalan dosyalar niçin ilginizi çekmiyor? Yıllardan beri bunlar var. 80 öncesi örgüt davalarından halen bitmemiş olanlar, zaman aşımına uğrayanlar var. Bunlar gündeme gelmiyor, getirilmiyor. Mevcut sistemimizin doğru olmadığını ifade ediyoruz zaten onun için bu reformlar
yapılmalı. Evet, yargılama süreleri uzun olmamalı. Bir an önce hükümler verilsin."
Münferit aksaklıkların öne çıkartılmasının doğru olmadığını ancak, tutuklamaların da bir istisna olması gerektiğini belirten Ergin, "Ama bir davaya dönük tespit yapamam. Görülmekte olan bir dava için telkin, tavsiye, öneride bulunmak 138'nci maddeye göre yasaklanmıştır" dedi.
"İŞİNİZ, BAKANA GÜVENMEYE KALDIYSA YANDINIZ"
Bakan Ergin, 'İfade özgürlüğü konusunda size güvenebilir miyiz?' şeklindeki soruya ise, "Sizin işiniz, bakana güvenmeye kaldıysa yandınız. Güvence noktasında, şahıslar güvence olamazlar. Güvence kurumsal olmalıdır. 50 yıllık AB yolculuğunda, 2002 yılından bu yana yapılanları bir kefeye koyunuz, daha önce yapılanları bir kefeye koyunuz ve tartınız. Kararı sizin vicdanlarınıza bırakacağım. Hala bu icraatlara rağmen AK Parti'nin kafasının arkasında bir gizli ajanda arayanlar, sadece bu tabloya baksınlar"
dedi.
Ergin, güvencenin kurumsal olması gerektiğini ve önemli olanın da 73 milyonun ifade özgürlüğü konusunda güvence altına alınması olduğunu söyledi.
