AK Partili Aksu'dan '12 Eylül Bakanı' sözüne yanıt
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir Aksu, "Herkes bilsin ki bu ülkenin çözülmeyecek sorunu yoktur...
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir Aksu, "Herkes bilsin ki bu ülkenin çözülmeyecek sorunu yoktur. Yeter ki hepimiz Türkiye ölçeğinde büyük düşünelim" dedi.
Aksu, AK Parti Kars İl Başkanlığınca Halk Eğitim Merkezi'nde düzenlenen anayasa değişikliği bilgilendirme toplantısına katıldı.
Türkiye'nin önündeki zorlukları aşabilecek büyüklükte olduğunu belirten Aksu, "Ülkemiz bugün dünden daha güçlüdür. Unutmayalım ki demokrasimiz de yarın bugünden daha güçlü olacaktır. AK Parti aziz milletimizin bağrından çıkmış ve kurulduğu günden bugüne kendisine hizmete adamış bir partidir" diye konuştu.
AK Parti'nin var oluş amacının ülke insanına hizmet olduğunu dile getiren Aksu, şunları kaydetti: "Kurulur kurulmaz iktidar sorumluluğu almış bir partiyiz. Halkımız derin sağ duyusuyla daha kurulur kurulmaz bizi diğerlerinden ayırt etti ve gönlünün baş köşesine koydu. Milletin teveccühü siyasetçiler için en büyük sorumluluktur. Bu sorumluluğun hakkını vermek için gece gündüz demeden çalışıyoruz, gayret gösteriyoruz. İnsanımızın layık olduğu ekonomik ve demokratik standartlara ulaşması için ne gerekiyorsa onu yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz. Bugüne kadar ihmal edilmiş ne varsa onu yapmaya çalışıyoruz. Herkes bilsin ki bu ülkenin çözülmeyecek sorunu yoktur. Yeter ki hepimiz Türkiye ölçeğinde büyük düşünelim."
-DIŞ POLİTİKA-
Aksu, içeride ve dışarıda hamle üstüne hamle yaptıklarını ifade ederek, "Dış politikada Türkiye artık denileni yapan değil, dediğini yaptıran bir ülke haline geldi" dedi.
"Artık sağa sola bakıp 'kim ne diyor' diyen, dertlenen bir Türkiye yok.
'Türkiye ne diyor' diye düşünülen bir ülke var" şeklinde konuşan Aksu, şöyle devam etti: "Etrafında gelişen olaylara seyirci kalan değil, milli menfaatlerinin gerektirdiği müdahaleleri tereddütsüz yapan bir ülke var. Bir yandan AB ile tam üyelik görüşmelerini sürdürürken, diğer yandan Orta Asya'yla, Orta Doğu'yla, Afrika'yla aramızdaki ilişkileri ve işbirliğini geliştiriyoruz. Türkiye içine kapanık basit bir ülke olmaktan çıktı. Dışa açık, aktif bir ülke haline geldi."
-İNSAN HAKLARI, ÖZGÜRLÜKLER VE DEMOKRATİK STANDARTLAR-
Aksu, insan hakları, özgürlükler ve demokratik standartların sadece iktidarın derdi olmaması gerektiğini ifade etti.
Muhalefetin de bu işlere kafa yorması gerektiğini bildiren Aksu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ama ne gezer. Bizde durum çok farklı. Bizim sosyal demokratlarımızla muhalefetimiz, herkes Mersin'e giderken tersine gitmeyi muhalefet yapmak zannediyorlar. İktidarın ak dediğine, kara demeyi vazife biliyorlar. Muhalefeti yapılan her işe karşı çıkmak olarak görüyorlar. Bunların her işi çelişkili.
Tutarlı olmak gibi bir kaygıları yok. Yalan ve iftirayı politika haline getirmişler. Geçen gün Iğdır'da bir muhalefet lideri benim için ve değerli arkadaşım Cemil Çiçek için 'Bunlar 12 Eylül bakanları' demiş. Yalanın, iftiranın bu kadarı olmaz. Ben 12 Eylül mağduruyum. 12 Eylül'den önce Rize'de valiydim. 12 Eylül yönetimi beni valilikten aldı. Ben 1987 yılında milletvekili oldum. 1989 yılında da Özal'ın İçişleri Bakanıydım. Durum böyle açık net ortadayken bana, arkadaşıma nasıl '12 Eylül'ün bakanı' diyebiliyorlar."
-"DARBELERE KARŞIYIZ' DERLER AMA..."-
Aksu, anlaşılması zor bir muhalefetin bulunduğunu belirterek, "Milleti anlamakta direnen bir muhalefetimiz var. Bugüne kadar da anlayamadılar.
'Darbelere karşıyız' derler ama darbelerin anayasalarını korumak için mücadele ederler. 'Müdahalelere karşıyız' derler 28 Şubat'ta postmodern darbecilerle işbirliğine soyunup, ülkenin seçilmiş iktidarını düşürmeye soyunurlar.
'Muhtıralara karşıyız' derler ama 27 Nisan sabahında zil takıp oynamaktan çekinmezler" diye konuştu.
AK Parti kadrosu olarak milletten aldıkları güçle en kapsamlı, en cesur, en demokratik değişikliği gerçekleştirmek için kolları sıvayarak, yola çıktıklarına dikkat çeken Aksu, şunları kaydetti: "Biz aslında anayasa değişikliği yoluna yeni çıkmadık. Bu iş hemen alelacele düşünülmeden yapılan bir iş değildir. 2007 seçimlerinden önce biz bu çalışmalara başladık. AK Parti'nin ikinci defa iktidarı devralmasından itibaren toplumsal uzlaşmayı önceleyerek, anayasa değişikliği üzerinde çalışmaya başladık.
Biz uzlaşmadan hiçbir zaman kaçmadık ve kaçmayız da. AK Parti'mizin 8 yılda Türkiye'ye yaptığı büyük işlerin altında uzlaşma kültürü vardır. Milletle kurduğumuz gönül bağı vardır. Aynı uzlaşma kültürünü, aynı mutabakat kültürünü biz anayasa değişikliği süresince de çok samimi bir şekilde ortaya koyduk. Tüm kesimlerle diyalog içerisinde olduk. Ama aynı uzlaşı gayretini diğer siyasi partilerden göremedik."
