Balkan Belediyeleri İşbirliği Ve Dayanışma Forumu
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Selanik ve İstanbul'un yeniden buluşmasını istediklerini belirterek, "Geçmişimiz beraberdi, tarihimiz de geleceğimiz de ortak" dedi.
Bayrampaşa Belediyesi tarafından düzenlenen Balkan Belediyeleri İşbirliği ve Dayanışma Forumu'nun açılışı Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun katılımıyla Forum İstanbul'da gerçekleşti. Törene Davutoğlu'nun yanı sıra AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu, Bayrampaşa Belediye Başkanı Hüseyin Bürge, İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yavuz Özgün, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ahmet Selamet ve çok sayıda belediye başkanı katıldı.
Törende konuşan Bakan Davutoğlu, Balkan şehirlerinin tarihini anlamadan Balkan tarihini ve geleceğini anlamanın mümkün olmadığını ifade ederek, "Eğer Balkan tarihinin bir serüveni varsa bu aslında Balkan kentlerinin serüvenidir. İstanbul'un, Edirne'nin, Selanik'in, Üsküp'ün, Filibe'nin, Belgrad'ın, Saraybosna'nın, Priştine'nin serüvenidir. O kentlerin geçmişi anlamaksızın Balkanların geleceğini anlayamazsınız. Bu nedenle bu kentlerde bugün belediye başkanlığı yapanlar sadece kendi kentlerine hizmet
etmiyorlar, hepimizin coğrafyası olan Balkanların geleceğini şekillendiriyorlar" şeklinde konuştu.
Asırlarca bir arada yaşayan Balkan kentlerinin 20. yüzyılda değişik gerekçelerle koptuklarını kaydeden Davutoğlu, "16., 17. 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarındaki Balkanlar baktığımızda İstanbul ile Saraybosna, Selanik ile Üsküp, Filibe ile Belgrad arasında tam ve yoğun bir ekonomik alışveriş olduğunu, halkların rahatça seyrüsefer ettiğini görürsünüz, Bir yerde okunan şiir, söylenen şarkının diğer kentlerde yankılandığını görürsünüz. Tarih boyunca böyle yaşadı Balkanlar. Ancak 20. yüzyılını
ikinci yarısında üç dönemde farklı tecrübeler yaşadık" dedi.
Bakan Davutoğlu, tarih boyunca Balkanlar'da merkezi bir hüviyet taşıyan Edirne'nin bir anda Türkiye'nin kenarında kalan ve karşısında Varşova paktı üyesi bir ülkeyi bulundurduğu için bir kenar şehir haline dönüştüğünü vurgulayarak, Selanik, Üsküp veya Filibe'nin tarih boyunca bir arada yaşadıklarını anlattı. Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Tam soğuk savaşın tesiri bitiyor derken Balkan tekrar kaynaşacak derken 1990'lara geldiğimizde bu sefer Balkanlar'da yaşanan iç çatışlamalarda mahalleler bölündü, mahalleler bombalandı. 1990'lı yıllar Balkanların tarihinde acı bir hatıra olarak kalacak Bizler şimdi, bütün tecrübelerden ders alarak yeni bir Balkanlar inşa etmek zorundayız. Bu yeni Balkanlar'da siyasi liderler yerel yöneticiler en üst düzeyde diyalog içinde olacak. Birbirlerine farklı, etnik veya mezhebi kökenden geldikleri şeklinde
bakmayacaklar. Balkan coğrafyasının liderleri olarak bakacaklar. Bu yeni Balkanlar'da ekonomik etkileşim o kadar artacak ki tekrar Edirne'yi Belgrad'ı, Üsküp Köstence'yi keşfedecek. Tarihte olduğu gibi. Ticaret yolları yeniden inşa edilecek. Enerji hatları öylesine inşa edilecek ki artık ülkeler birbirlerinin kaderlerini diğerlerinden farklı görmeyecek. Biz böyle bir Balkanlar arzu ediyoruz. Öyle bir Balkanlar arzu ediyoruz ki kültürel anlamda her bir şehir farklı kökenden insanı barındırmaktan gurur
duyacaklar. Bunları tehdit gibi algılamayacaklar. Kilisenin ve caminin asırlarca yan yaya yaşadığı gibi. Bir yerde kilise varsa cami olmaz veya cami varsa kilise olmaz anlayışı yıkılacak''.
Davutoğlu, Türkiye'nin, Bulgaristan ve Yunanistan ile komşuluk ilişkilerini sıradan komşuluk ilişkileri olmaktan çıkararak stratejik işbirliğine dayandırdıklarını söyledi. Selanik ile İstanbul'un yeniden buluşmasını istediklerini anlatan Bakan Ahmet Davutoğlu, değişik kentlerden gelen belediye başkanlarına da seslenerek, "Kendi kentleriniz keşfettiğiniz kadar başka şehirleri de keşfedin, kendi kentlerinizle ilgilendiğiniz kadar komşu kentlerle de ilgilenin. Çünkü Balkanlar'da hiç bir şehrin tarihi ve
kaderi, diğer kentlerin tarihi ve kaderlerinden kopamaz. Gelin Balkanları kentlerimiz etrafında yeniden inşa edelim. Tarihi eserlerimizi tamir edelim. Başka bir dine ait ait tarihi eseri farklı görmeyelim. İster cami, sinagog, kilise, ister Osmanlı rüşdiyesi veya ister Bulgar mektebi veya Makedon mektebi olsun. Hepsini muhafaza etmeliyiz. Bu şehirleri bu şekilde muhafaza ettiğimizde aslında geleceği de çocuklarımıza yeni bir mantıkla aktarıyoruz demektir. Bu mantık karşılıklı kültürel saygı mantığı,
birbirine hoşgörüyle davranma mantığıdır. Önümüzde iki yol yol var. Ya 1990'lı yılların hatasını tekrar edeceğiz ve birbirinden kopuk kentler ve mahalleler, tek tip ve tek kültürlü belediyeler oluşturacağız. Ya da tarih de olduğu gibi kaderimizi ve geleceğimizi ortak kılan çok kültürlü yapılar oluşturacağız. Onun için Mostar köprüsünün 1990'lı yıllarda yıkılışı sadece Mostar köprüsünün yıkılışı değil. Bir felsefenin yıkılışıdır. Şunu unutmayalım. Geçmişimiz beraberdi, tarihimiz de geleceğimiz de ortak"
dedi.
Törende konuşan Bakan Davutoğlu, Balkan şehirlerinin tarihini anlamadan Balkan tarihini ve geleceğini anlamanın mümkün olmadığını ifade ederek, "Eğer Balkan tarihinin bir serüveni varsa bu aslında Balkan kentlerinin serüvenidir. İstanbul'un, Edirne'nin, Selanik'in, Üsküp'ün, Filibe'nin, Belgrad'ın, Saraybosna'nın, Priştine'nin serüvenidir. O kentlerin geçmişi anlamaksızın Balkanların geleceğini anlayamazsınız. Bu nedenle bu kentlerde bugün belediye başkanlığı yapanlar sadece kendi kentlerine hizmet
etmiyorlar, hepimizin coğrafyası olan Balkanların geleceğini şekillendiriyorlar" şeklinde konuştu.
Asırlarca bir arada yaşayan Balkan kentlerinin 20. yüzyılda değişik gerekçelerle koptuklarını kaydeden Davutoğlu, "16., 17. 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarındaki Balkanlar baktığımızda İstanbul ile Saraybosna, Selanik ile Üsküp, Filibe ile Belgrad arasında tam ve yoğun bir ekonomik alışveriş olduğunu, halkların rahatça seyrüsefer ettiğini görürsünüz, Bir yerde okunan şiir, söylenen şarkının diğer kentlerde yankılandığını görürsünüz. Tarih boyunca böyle yaşadı Balkanlar. Ancak 20. yüzyılını
ikinci yarısında üç dönemde farklı tecrübeler yaşadık" dedi.
Bakan Davutoğlu, tarih boyunca Balkanlar'da merkezi bir hüviyet taşıyan Edirne'nin bir anda Türkiye'nin kenarında kalan ve karşısında Varşova paktı üyesi bir ülkeyi bulundurduğu için bir kenar şehir haline dönüştüğünü vurgulayarak, Selanik, Üsküp veya Filibe'nin tarih boyunca bir arada yaşadıklarını anlattı. Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Tam soğuk savaşın tesiri bitiyor derken Balkan tekrar kaynaşacak derken 1990'lara geldiğimizde bu sefer Balkanlar'da yaşanan iç çatışlamalarda mahalleler bölündü, mahalleler bombalandı. 1990'lı yıllar Balkanların tarihinde acı bir hatıra olarak kalacak Bizler şimdi, bütün tecrübelerden ders alarak yeni bir Balkanlar inşa etmek zorundayız. Bu yeni Balkanlar'da siyasi liderler yerel yöneticiler en üst düzeyde diyalog içinde olacak. Birbirlerine farklı, etnik veya mezhebi kökenden geldikleri şeklinde
bakmayacaklar. Balkan coğrafyasının liderleri olarak bakacaklar. Bu yeni Balkanlar'da ekonomik etkileşim o kadar artacak ki tekrar Edirne'yi Belgrad'ı, Üsküp Köstence'yi keşfedecek. Tarihte olduğu gibi. Ticaret yolları yeniden inşa edilecek. Enerji hatları öylesine inşa edilecek ki artık ülkeler birbirlerinin kaderlerini diğerlerinden farklı görmeyecek. Biz böyle bir Balkanlar arzu ediyoruz. Öyle bir Balkanlar arzu ediyoruz ki kültürel anlamda her bir şehir farklı kökenden insanı barındırmaktan gurur
duyacaklar. Bunları tehdit gibi algılamayacaklar. Kilisenin ve caminin asırlarca yan yaya yaşadığı gibi. Bir yerde kilise varsa cami olmaz veya cami varsa kilise olmaz anlayışı yıkılacak''.
Davutoğlu, Türkiye'nin, Bulgaristan ve Yunanistan ile komşuluk ilişkilerini sıradan komşuluk ilişkileri olmaktan çıkararak stratejik işbirliğine dayandırdıklarını söyledi. Selanik ile İstanbul'un yeniden buluşmasını istediklerini anlatan Bakan Ahmet Davutoğlu, değişik kentlerden gelen belediye başkanlarına da seslenerek, "Kendi kentleriniz keşfettiğiniz kadar başka şehirleri de keşfedin, kendi kentlerinizle ilgilendiğiniz kadar komşu kentlerle de ilgilenin. Çünkü Balkanlar'da hiç bir şehrin tarihi ve
kaderi, diğer kentlerin tarihi ve kaderlerinden kopamaz. Gelin Balkanları kentlerimiz etrafında yeniden inşa edelim. Tarihi eserlerimizi tamir edelim. Başka bir dine ait ait tarihi eseri farklı görmeyelim. İster cami, sinagog, kilise, ister Osmanlı rüşdiyesi veya ister Bulgar mektebi veya Makedon mektebi olsun. Hepsini muhafaza etmeliyiz. Bu şehirleri bu şekilde muhafaza ettiğimizde aslında geleceği de çocuklarımıza yeni bir mantıkla aktarıyoruz demektir. Bu mantık karşılıklı kültürel saygı mantığı,
birbirine hoşgörüyle davranma mantığıdır. Önümüzde iki yol yol var. Ya 1990'lı yılların hatasını tekrar edeceğiz ve birbirinden kopuk kentler ve mahalleler, tek tip ve tek kültürlü belediyeler oluşturacağız. Ya da tarih de olduğu gibi kaderimizi ve geleceğimizi ortak kılan çok kültürlü yapılar oluşturacağız. Onun için Mostar köprüsünün 1990'lı yıllarda yıkılışı sadece Mostar köprüsünün yıkılışı değil. Bir felsefenin yıkılışıdır. Şunu unutmayalım. Geçmişimiz beraberdi, tarihimiz de geleceğimiz de ortak"
dedi.
