Diyanet Personeli, Bilgilendirme Toplantısında Buluştu
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, sosyal içerikli din hizmetine artık günümüz insanının ihtiyacı olduğunu belirterek, "Dindarlığı sadece caminin dört duvarı arasına hapsedemeyeceğimiz gibi Allah'a itaati ve ibadet anlayışını da sadece namaz ve oruçla sınırlı tutamayız" dedi

Bardakoğlu, Mersin Müftülüğü'nce düzenlenen 'bilgilendirme ve değerlendirme' toplantısına katıldı. Müftülük personeli ve din adamlarının katıldığı toplantıda konuşan Bardakoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, toplumu İslam dini konusunda doğru bilgilendirme ve topluma yerinde, zamanında, yeterli miktarda din hizmeti verme sorumluluğu bulunduğunu belirtti. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Cumhuriyet'in temel bir kurumu olduğunu vurgulayan Bardakoğlu, "Biz hepimiz hayır işlerinin hizmetkarlarıyız. Diyanet
İşleri Başkanlığı'nın temel sorumluluğu, öncelikli olarak toplumu İslam'ın doğru bilgisi ile bilgilendirmektir. Bizim görevimiz hiç kimsenin gözünün içine bakmadan, hiç kimseyi memnun etme kaygısı çekmeden İslam'ın doğru bilgisini, Kuran'ın ve Peygamber Efendimizin doğru bilgisini insanlara aktarmaktır. Zorlamak değil, insanların işine karışmak değil, onları üzmek, kırmak değil, sadece ve sadece dinin doğru bilgisi ile insanları bilgilendirmek, bizim asli görevimizdir. Bunun içinde iki temel
kaynağımız var; Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin sünneti. Bu iki kaynaktan aldığımız bilgileri, insanlara anlayacağı şekilde anlatmak zorundayız. Bizim en büyük gücümüz bilgimizdir ve bu bilgiyi yoğurup hazmederek insanlara aktarabilme kabiliyetimizdir. Bu nedenle camileri aynı zamanda bir okuma salonuna dönüştürmemiz gerekiyor. Camileri sadece cumadan cumaya ibadet etmek için kullanırsak, Kur'an kurslarını sadece çocuklarımızın belli vakitlerde Kur'an öğrenmesi için kullanırsak,
bilgilerimizi artırmayı göz ardı edersek, yarınlarımız çok daha sıkıntılı olur. Çünkü çağdaş dünya artık bilgi üzerine odaklanmıştır. Bilgi vermeyen dindarlık, en küçük rüzgarda sarsılır ve dağılır. Bizim dindarlığımızın bilgi boyutu, duygu boyutu ve amel boyutu vardır. En iyi şekilde doğruyu bilmek, bildiklerimizi hissetmek ve onu davranışlarımıza yansıtmamız lazım. Sadece bilen değil, sadece doğru şeyleri söyleyen değil, o doğru şeyleri yüreğinde hisseden ve bunu davranışlarıyla destekleyen, bütünleşen
kişiler olmak zorundayız" diye konuştu.
"DİNDARLIĞI SADECE CAMİNİN DÖRT DUVARI ARASINA HAPSEDEMEYİZ"
Artık din hizmetlerinin cami ile sınırlandırılamayacağını ifade eden Bardakoğlu, camiye gelen insanlarla din hizmetini sınırlı tutmanın, dinin umumi rahmetini kısıtlamak olacağını belirterek, "Allah rahman ve rahimdir. Kur'an, bütün insanlığa gelmiştir, caminin dört duvarı arasına hapsedemeyiz. Bizim her insanın yanında olmamız, her insanı kucaklamamız, her insana sahip çıkmamız gerekiyor. Artık bizim din hizmetlerinde, diyanet hizmetlerinde 'öteki' kavramını silip atmamız gerekiyor. Bizim için 'öteki'
yoktur. Bizim için 'herkes' vardır. Ve bizim göz ardı edeceğimiz, 'Olmasa da olur' diyeceğimiz kimsemiz yoktur. 72 milyon Türkiye'nin hepsi bizim insanımızdır. Bölge farkı gözetmeden, kılık kıyafet farkı gözetmeden, kimlik kişilik farkı gözetmeden, dindarlık ayrımı yapmadan, eğitimli ve eğitimsiz, şehirli-köylü, kadın-erkek, çoluk çocuk, doğulu-batılı her insanı kardeş bilmek, sevmek saymak ve onlara eşit mesafede olmak bizim temel şartımız. Diyanet İşleri Başkanlığı, her türlü siyasi ideolojinin
üzerindedir. Her türlü toplumdaki kamplaşmanın, ayrışmanın, günlük tartışmaların üzerinde ulvi değerleri temsil ediyor. Bizim sözümüz herkes içindir ve herkesi kapsar" şeklinde konuştu.
"SOSYAL İÇERİKLİ DİN HİZMETİNE İHTİYAÇ VAR"
Sosyal içerikli din hizmeti sunmaya artık günümüz insanın ihtiyacı olduğunu vurgulayan Bardakoğlu, şöyle devam etti: "Dindarlığı sadece caminin dört duvarı arasına hapsedemeyeceğimiz gibi Allah'a itaati ve ibadet anlayışını da sadece namaz ve oruçla sınırlı tutamayız. Teknik anlamda ibadetler onlardır ama genel anlamda ibadet Allah'ın rızası ile insanların hayrına olan her işi kapsar. Bu itibarla da toplumda olup biten sosyal hadiselerle ilgili, alakalı olmalıyız. Geniş alanlı ibadet, insanlığın hayrına
ve yarınlarını inşa eden her türlü olumlu adımdır. Toplumda artık şiddetin önlenmesi lazım, aile içi şiddetin, kız çocukları ayrımcılığının önlenmesi lazım, kadın haklarının daha bir öne çıkması lazım. Toplumda çevre bilincinin yerleşmesi lazım. Bacası tütmeyen bir ev varsa bundan ilk haberi olan din görevlilerimiz olmalı. Buluşturan, barıştıran bizim görevlimiz olmalı. Tedavi edilecek bir hasta varsa toplumun hassasiyetlerini harekete geçiren görevlimiz olmalı. Yani yetimin başını okşayan ilk el bizim
elimiz olmalı. Birlik, beraberlik, kardeşlik duygularını anlatan bizler olmalıyız. Herkes ayrıştırmaya çalışırken biz birleştirici olmalıyız. Din görevlilerimiz artık kendini caminin değil, bulunduğu mahallenin, bulunduğu köyün görevlisi saydığı için çok memnunum. Çünkü namaz kıldırma memuru değiliz biz. Sadece namazımızı cemaat ile birlikte kılarak namaz sonrası caminin kapısını kilitleyip görevimizi yapmadığımızı, asıl görevimizin ondan sonra başladığını bilmeye başladık. Bu son derece önemli."
Toplantıda ayrıca Mersin Müftüsü Niyazi Ersoy tarafından, müftülük çalışmalarıyla ilgili bilgi verildi.
