Griple Vedalaşıp Bir Daha Karşılaşmamak

Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof.Dr. Mehmet Faruk Geyik, domuz gribinin kontrol altına alındığını ancak hastalığın bitmediğini söyledi.

Prof.Dr. Faruk Geyik, Düzce Üniversitesi Tıbbi Araştırma ve Bilim Topluluğu 1. Ulusal Multidisipliner Tıp Öğrenci Kongresinde Pandemik İnfluenza A (H1N1) virüsü yani domuz gribiyle ilgili görsel bir sunum yaptı. Domuz gribi ile ilgili geçirilen süreci slayt gösterisi eşliğinde anlatan Prof.Dr. Mehmet Faruk Geyik, hastalıktaki korkuları, ilaç kullanımını, alışkanlıkları örneklerle sundu.
Türkiye'de insanların en çok konuştuğu konuların başında yer alan domuz gribi tehlikesine değinen Faruk Geyik, şunları söyledi: "Domuz gribi ile ilgili artık domuzlar çok ünlüydü. İnsanların en çok konuştuğu konulardan bir tanesi geçen yıl Mayıs ayından itibaren domuzlardı. Köşe başında tehlike vardı. Herkes bu tehlikeden çekiniyordu. Herkes konuştu. Kimileri Sağlık Bakanlığı'nı suçladı; müsrifti. Doktorlar da ne yapacağını bilmiyordu. Domuz gribi ile yeni karşılaşılıyordu. Herkesin kafasında soru
işareti vardı. Maalesef bir türlü çözemedik."
Eski mevsimsel gribe göre daha güçlü bir pandemi ile karşılaşıldığına ve insanlardaki korkuya değinen Geyik, şöyle konuştu: "İnsanlar artık yolda hapşıranın yanından hemen kaçıyordu. Çok ünlü bir hastalığımız vardı gerçekten, onunla yatıp onunla kalkıyorduk. İnsanlarda bir ön yargı vardı. Bunu yıkmak çok zordu. Aşının içinde domuz artıklarının olduğu Diyanet İşlerinden buna bir fetva verilmesi bile gündeme geldi. Yurt dışında bazı çiftliklerde domuzlar öldürüldü."
Geyik, domuz gribinin el yıkama ve öpüşme alışkanlığında faydalar sağladığını belirterek sözlerine şöyle devam etti: "Biz yıllardır el yıkamanın önemini anlatıyoruz. Çok çalıştık ama biz bunu başaramamıştık. Domuz gribi ile halk el yıkamayı çok iyi benimsedi. Artık tokalaşmayın dedik. Çok farklı tokalaşma yöntemleri çıktı; dirsek dirseğe ya da eldiven giyerek. Hatta hapşırığımız değişti. Eskiden elimizi koyuyorduk, şimdi kolumuza hapşırıyoruz. Gelenekselleşen öpüşmeler özellikle bayramlarda çok sık
oluyordu. Salgın geçen yıl Şubat ayında Kurban Bayramına denk geldi. Bir politikamızda bu salgınlara karşı öpüşmelerin azaltılmasıydı. 'Öpme beni' diye sloganlarımız vardı. Bir ticari maske furyası çıktı. Çeşitli çizgilerde farklı maskeler pazarlandı. Farklı bir sanayi ortaya çıktı. Çok ilginçti; ticari olarak grip kitleri çıktı."
HASTALIKLA SAVAŞMAK LAZIM
Domuz gribi hakkında bir başka yaklaşımı da biyoterörizm örneği ile
veren Geyik, şunları söyledi: "İnsanların bir kısmı biyoterörist saldırıdır, dedi. İlaç ticari şirketlerinin piyasa sürdüğü virüstür ya da bazılarının tıbbi tüketim malzemelerini pazarlayabilmek için ortaya attığı yalancı şişirilmiş bir balondur. Ama ne olursa olsun ister biyoterörist saldırı olsun ister hastalık olsun her halükarda bu hastalıkla savaşmak lazımdı. Eskiden insanların top tüfekle yaptığını artık biyoterörizm ile çok rahat gerçekleştirebiliyorlar."
Pandemik gribin bu sene için kontrol altına alındığını belirten Geyik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ancak, hastalık bitmedi. Şu an Kuzey Yarımküre de kış mevsimi. Gelecek sene tekrar ne olacağı muamma?"
Domuz gribinde yatak istirahatının önemine değinen Geyik, şöyle konuştu: "Domuz gribi salgını sırasında toplum içinde yanlış kullanım sonucu antibiyotiklerde direnç artışına sebep olabiliriz. Onun için bakteriyel ve viral ayırımını yapmak lazım. Antibiyotikleri gereksiz kullanmamak gerekir. Grip ve soğuk algınlığı ayırımını yapmak lazım. Çünkü grip yatağa düşüren bir hastalık, soğuk algınlığı rahatça dışarıda geçirilebilecek bir hastalık. İlaç tedavisi ve hastaların izolasyonu açısından önemli."
Grip tedavisinde oseltamivir ve zanamivir isimli iki ilacın kullanıldığını hatırlatan Prof.Dr. Geyik, konuşmasını şu sloganla bitirdi: "Griple vedalaşıp bir daha karşılaşmamak"
(AY-İÇ-HO-Y)