Çiğdem Toker istifa ile ilgili ne dedi?
Akşam gazetesi yazarı Çiğdem Toker Türkiye gündemine bomba gibi düşen istifa haberini köşesinde yazdığı yazıyla değerlendirdi.
İşte Toker'in yazısı;
SAAT 13.45'i gösterip istifa sözcüğünü telaffuz ettiğinde, on beş ay öncesine gittim.
Deniz Baykal'a -o sıra yöneticisi olduğum gazete adına- yaptığımız nezaket ziyaretinin tarihi olan 19 Şubat 2009'a.
Randevumuz öyle bir güne rastlamıştı ki, Baykal, ağır 'yaylım ateşi' altındaydı.
Arsa satışı yolsuzluğu suçlamalarına hedef olan genel sekreter yardımcısı Mehmet Sevigen'i koruduğu eleştirileri doruğa çıkmıştı.
İki arkadaşımla birlikte makam odasına davet edildiğimizde, bizi ilk karşılayan, vazolar dolusu kazablanka çiçeğinin yaydığı enfes koku oldu. Kısa süre sonra Baykal, içeriye girdi.
Nezaket dolu bir hal-hatır sorma faslının ardından, 'Deniz Bey, gergin görünüyorsunuz' dedim. Evet gergin, hem de üzüntülüydü. 'Sabaha kadar gözüme uyku girmedi' dedi.
Konu açıldı.
CHP Genel Başkanı; manşetlerin hedefi Sevigen' i dinlemiş, bir yolsuzluk yapılmadığına ikna olmuş, yaptığını doğru bulmamasına karşın, olumsuz bir vicdani kanaat içine girmemişti.
Ancak Baykal'a göre Sevigen, mağdur olduğunu söyleyen mal sahibine alıcı bulduktan sonra, orada durmalıydı.
Bu nedenle CHP Genel Başkanı'nın içi, hiç rahat değildi. Bunu içtenlikle paylaştı. Yapılan işlemde usulsüzlük bulunmamasına karşın, 'şüyuu vukuundan beter' bir durum oluştuğunu düşünüyor, bu durumun sürmesinin, partiye zarar vereceği yönündeki eleştirilere kayıtsız kalamıyordu..
Kendisine 'Partinin zarar görme ihtimali ,sizin için bu kadar önemliyse Mehmet Sevigen'in istifa etmesini istediniz mi?' diye sordum.
Verdiği yanıt şuydu:
'Ben isteyemem. Kendisinin bu tasarrufta bulunması gerekiyor. Dilerim bu değerlendirmeyi yapar.'
Ve Sevigen ertesi gün istifa kararını açıkladı. Baykal'ın Sevigen'e ihsas yoluyla gösterdiği adres, kendisinin de öngördüğü gibi partinin 'bu nedenle' daha çok zarar görmesini frenledi.
Bugüne gelecek olursak: On beş ay önceki cevabı, Baykal'ın tarihsel kararına da ışık tutuyor.
'Partiye zarar vermemek', Baykal'a istifa kararı aldıran zihin haritasındaki en önemli faktördür. Sorunun büyüğü ise belki bizde: Bedel ödemeyi göze alamayan yöneticilere bunca alışmış; alıştırılmış olmamızda.
SAAT 13.45'i gösterip istifa sözcüğünü telaffuz ettiğinde, on beş ay öncesine gittim.
Deniz Baykal'a -o sıra yöneticisi olduğum gazete adına- yaptığımız nezaket ziyaretinin tarihi olan 19 Şubat 2009'a.
Randevumuz öyle bir güne rastlamıştı ki, Baykal, ağır 'yaylım ateşi' altındaydı.
Arsa satışı yolsuzluğu suçlamalarına hedef olan genel sekreter yardımcısı Mehmet Sevigen'i koruduğu eleştirileri doruğa çıkmıştı.
İki arkadaşımla birlikte makam odasına davet edildiğimizde, bizi ilk karşılayan, vazolar dolusu kazablanka çiçeğinin yaydığı enfes koku oldu. Kısa süre sonra Baykal, içeriye girdi.
Nezaket dolu bir hal-hatır sorma faslının ardından, 'Deniz Bey, gergin görünüyorsunuz' dedim. Evet gergin, hem de üzüntülüydü. 'Sabaha kadar gözüme uyku girmedi' dedi.
Konu açıldı.
CHP Genel Başkanı; manşetlerin hedefi Sevigen' i dinlemiş, bir yolsuzluk yapılmadığına ikna olmuş, yaptığını doğru bulmamasına karşın, olumsuz bir vicdani kanaat içine girmemişti.
Ancak Baykal'a göre Sevigen, mağdur olduğunu söyleyen mal sahibine alıcı bulduktan sonra, orada durmalıydı.
Bu nedenle CHP Genel Başkanı'nın içi, hiç rahat değildi. Bunu içtenlikle paylaştı. Yapılan işlemde usulsüzlük bulunmamasına karşın, 'şüyuu vukuundan beter' bir durum oluştuğunu düşünüyor, bu durumun sürmesinin, partiye zarar vereceği yönündeki eleştirilere kayıtsız kalamıyordu..
Kendisine 'Partinin zarar görme ihtimali ,sizin için bu kadar önemliyse Mehmet Sevigen'in istifa etmesini istediniz mi?' diye sordum.
Verdiği yanıt şuydu:
'Ben isteyemem. Kendisinin bu tasarrufta bulunması gerekiyor. Dilerim bu değerlendirmeyi yapar.'
Ve Sevigen ertesi gün istifa kararını açıkladı. Baykal'ın Sevigen'e ihsas yoluyla gösterdiği adres, kendisinin de öngördüğü gibi partinin 'bu nedenle' daha çok zarar görmesini frenledi.
Bugüne gelecek olursak: On beş ay önceki cevabı, Baykal'ın tarihsel kararına da ışık tutuyor.
'Partiye zarar vermemek', Baykal'a istifa kararı aldıran zihin haritasındaki en önemli faktördür. Sorunun büyüğü ise belki bizde: Bedel ödemeyi göze alamayan yöneticilere bunca alışmış; alıştırılmış olmamızda.
