Türkiye yetişmiş öğretmenlerini Çanakkale'de kaybetti (Özel)

Dünya tarihinin en kanlı çarpışmalarının yaşandığı Çanakkale savaşlarında erkeği, kadını, yaşlısı, genci birlikte cepheye koşan Türk milleti, yetişmiş

Dünya tarihinin en kanlı çarpışmalarının yaşandığı Çanakkale savaşlarında erkeği, kadını, yaşlısı, genci birlikte cepheye koşan Türk milleti, yetişmiş öğretmenlerini de kaybetti. Çanakkale savaşlarında yaşanan ilginç olayları araştırıp kitap haline getiren araştırmacı yazar Mehmet İhsan Gençcan, o dönemde bütün okullarda birer ikişer öğretmenle eğitim verilmeye çalışıldığını söyledi.

Genci, yaşlısı, tahsillisi, tahsilsizi herkesin Çanakkale'ye gönüllü gitmek için can attığını kaydeden Gençcan, bu sebeple Galatasaray, İstanbul ve Vefa liselerinin boşaldığını, geride kalan çocuk yaştaki talebelere bütün derslerin bir iki hocayla verilmeye çalışıldığını anlattı. Vefa Lisesi'nde Fransızca öğretmeni olan Ahmet Rıfkı'nın hikayesinin de ibretlik olduğunu belirten Gençcan, "Kan Çiçekleri" adlı kitabına aldığı bu olayı şöyle özetledi: "Vefa Lisesi'nde Fransızca öğretmeni, yine aynı şekilde her gün olduğu gibi çantası elinde ders vermek üzere mektep kapısından içeriye girdi. Sınıfın kapısına yöneldi. Her zaman cıvıl cıvıl olan koridorlarda çıt çıkmıyordu. Sınıftan içeriye girdi, sıralarda oturan az sayıda öğrenci başlarını öne eğmiş, hiçbirisi her zaman olduğu gibi ayağa kalkıp saygı ifadesi göstermemişti. Bunda bir iş olduğunu anladı. Sebebini öğrenmesi gerekiyordu. Sınıfa döndü, 'Çocuklar, ne oldu? Biriniz Allah aşkına konuşsun.' dedi. Arka sıralardan Ömer ayağa kalkıp, 'Hocam, mektebimizden hocalarımız ve ağabeylerimiz Çanakkale'ye gitti. Sizi burada görünce şaşırdık. Siz niye gitmediniz?' diye sordu. Bu soru karşısında şaşıran Ahmet Rıfkı, 'Sevgili yavrularım, sizin eğitiminiz daha önemli.' diyecekti ki küçük Avni ayağa fırlayıp, 'Hocam, İstanbul elden giderse sizin verdiğiniz eğitim ne işe yarar?' diyerek söze karıştı. Ahmet Rıfkı'nın iyice kafası karıştı, düşünmeye başladı. O dakikadan sonra bambaşka bir insan olmuştu. Ahmet Rıfkı ağlıyordu. Gitti, okul idaresine dilekçe verdi. Orayla vedalaşarak annesinin yanına gitti, durumu kısaca anlattı. 'Anacığım, hakkını helâl et.' diyerek elini öptü. Alışveriş yaptıkları mahalle bakkalı Selahattin amcaya uğrayarak, 'Bakkal amca, anamı iaşesiz bırakma. Ne isterse buradan ver, bir deftere yaz. Ben Çanakkale harbine gidiyorum, döndüğüm zaman öderim.' dedi. Kısa bir talimden sonra 3. Kolordu emrinde Çanakkale'ye hareket ettiler. Kasım ayının ortalarına kadar karargâhta bulundu, ondan sonra Düztepe'deki birliğine katıldı ve kasım sonlarına doğru Sarıbayır'da şehitlik mertebesine ulaştı."

Ahmet Rıfkı'nın önce mektuplarının kesildiğini, sonra da şehitlik haberinin İstanbul'a ulaştığını belirten Mehmet İhsan Gençcan, annesininse birkaç birkaç yıl sonra borcunu ödemek için bakkal Selahattin amcaya gittiğini kaydetti. Borcunun hayli yüklü olacağını düşünen kadını, oğlunun üzerinden çıkan eşyası, parası ve ikramiyesini bir çıkının içine koyup verdiğini anatan Gençcan, şunları söyledi: "Oğlunun borcunun ne kadar olduğunu öğrenmek istedi. Borç defteri açıldığında, yekûnün altında kırmızı kalemle, 'Bu hesap Ahmet Rıfkı'nın Çanakkalede akıttığı kanla ödenmiştir. Vesselam.' yazdığını gördü."