CHP yıllar sonra Diyarbakır, Sanat Sokak'ta
'Kılıçdaroğlu, Diyarbakır çıtasını yükseltmek istemiyor. CHP bugün Sanat Sokak'a çıkarak perdeyi aralayacak.'
'Kılıçdaroğlu, Diyarbakır çıtasını yükseltmek istemiyor. CHP bugün Sanat Sokak'a çıkarak perdeyi aralayacak.'
Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin başına gelmesinden kısa süre sonra Türkiye’nin her yerine gideceğini ’81 günde, 81 il’ sözüyle ifade etmişti.
12 Eylül’deki halkoylaması sürecinde 81 güne 81 il yetmedi, Kılıçdaroğlu 76’da kaldı. Özellikle merak edilen Diyarbakır, o iller arasında yoktu.
Bunu, halkoylamasından önce kendisine sormuş ve “Diyarbakır’a oy değil, çözüm için geleceğim” yanıtını almış, bunu da Radikal okurlarıyla paylaşmıştım. (Radikal, 5 Eylül 2010) Kılıçdaroğlu o konuşmamızda CHP’nin hazırlamakta olduğu yeni Kürt raporunu mu beklediği soruma, “Belki rapor çıkmadan giderim” yanıtını vermiş, ama hemen eklemişti: “Rapor çıktıktan sonra bir daha giderim. Artık daha sık Diyarbakır’ı ziyaret etmek istiyoruz. Daha çok dinleyecek, daha çok konuşacağız.”
Bu bolca ziyaret sözünün bir anlamda CHP’nin kendisini Diyarbakır’a affettirmesi anlamına gelip gelmediğini sorduğumda ise “Bir anlamda öyle” demişti; “Daha fazla dinleyecek, daha fazla anlatacağız. CHP’nin mevcut soruna çözüm için ‘Üçüncü Yol’ olduğunu anlatacağız. Yani hem etnik kimliklere saygılı hem de ülkenin bütünlüğüne demokrasiye saygılı bir çözüm yolu... CHP bir sosyal demokrat hareket olarak Diyarbakır’da güçlüydü. Yeniden bir sosyal demokrat hareket olarak güçlenmeye çalışacağız.”
Gidiş Diyarbakır’a değil ama…
Bu girişten sonra Kılıçdaroğlu’nun bugün Diyarbakır’da geçireceği birkaç saatin gerçekten Diyarbakır’a gidiş olup olmadığını sorgulamak gerekiyordu. Gazeteciler, Paris’teki Sosyalist Enternasyonal’den dönüp Ankara’da PKK’ya karşı mücadelede yaralanan gazilerin tedavi gördüğü merkezi ziyaretinde ona bu soruyu da sordular.
Kılıçdaroğlu, “Ben Şanlıurfa’ya gidiyorum” dedi; “Uçak önce Diyarbakır’a indiği için Diyarbakır’a gidiyorum.”
Diyarbakır’da belli bir kesim, evet Şanlıurfa’da İzol ailesinin düğün davetine icabet için bu seyahati yaptığını bilse de bir haftadır Diyarbakır’a gelmesini bekliyordu. Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri onlarda belli bir hayal kırıklığına yol açtı.
Öte yandan Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır’da geçireceği birkaç saati bir çıkartma ya da Başbakan Tayyip Erdoğan ile bir hesaplaşma havasına büründürmek istemediği de açık. Çıtayı yükseltmek istememesinin tek nedeni de bu değil üstelik. Önceki günkü şu cümleleri yeterince ipucu veriyor: “Diyarbakır’a inmişken yurttaşlarla bayramlaşacağız. Belki bana sitem edecekler, belki bana kızacaklar, belki bana hoş geldin diyecekler.”
CHP’nin en son Diyarbakır deneyimi hoş olmamıştı. Dönemin Genel Başkanı Deniz Baykal, 2008’de Balıkçılarbaşı semtinde yumurtalı saldırıya uğramıştı.
Yine de ‘uçak rotası’ açıklaması yetersiz. Kılıçdaroğlu öyle istese, doğrudan Şanlıurfa’ya da gidebilirdi. Zaten bütün seyahatin düzenlemesini üstlenen kişi de yıllardır zorluklara karşı Diyarbakır’da CHP varlığını temsil eden MYK üyesi Mesut Değer.
Diyarbakır’da yeniden sokağa
Hazırlanan programda CHP il başkanlığında (bayram bir gün önce bitse de vesile olarak) ‘bayramlaşma’ ardından Kılıçdaroğlu’nun sokağa çıkışı var.
CHP yıllar sonra Diyarbakır sokağına ‘Sanat Sokak’ta çıkacak. Sanat Sokak, Diyarbakır’ın Ofis semtinde kahvelerin topluca bulunduğu bir sokak... Bir bakıma, Ulucami etrafındaki esnaflarla sohbet etmekten daha riskli. Çünkü Sanat kahvelerinin, özellikle de tatil günlerindeki müdavimleri daha çok Dicle üniversitesi öğrenci ve öğretim üyeleri, Diyarbakır aydın kesimi… Yani Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır sokağına çıkacağı Sanat, dilin en sivri, eleştirinin en keskin olma ihtimali olan yer. “Belki bana sitem edecek, belki çay, kahve ısmarlayacaklar” endişesi haklı yani.
Kılıçdaroğlu, Diyarbakır’da kitle örgütleriyle de bir araya gelmeyecek, o da sonraya bırakılmış. Ama Örneğin Diyarbakır Ticaret Borsası’na gidip şehrin önde gelen simalarından Fahrettin Akyıl ve onun misafirleriyle görüşecek.
Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun (kasti bir tercihle) Diyarbakır’da geçireceği birkaç saat, evet bir Diyarbakır ziyaretinin gerekli unsurlarını içermese de bundan böyle CHP’nin Diyarbakır ve Kürt meselesi üzerine yol haritasında etki sahibi olacak bir perde aralama, nabız yoklama girişimi; bir nevi ısınma hareketi.
CHP’nin Diyarbakır’a ilişkin bakışının belirlenmesinde Diyarbakır’ın CHP’ye, Kılıçdaroğlu’nun vaat ettiği ‘yeni’ CHP’ye nasıl bakacağı, nasıl karşılayacağı da önem taşıyor.
Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin başına gelmesinden kısa süre sonra Türkiye’nin her yerine gideceğini ’81 günde, 81 il’ sözüyle ifade etmişti.
12 Eylül’deki halkoylaması sürecinde 81 güne 81 il yetmedi, Kılıçdaroğlu 76’da kaldı. Özellikle merak edilen Diyarbakır, o iller arasında yoktu.
Bunu, halkoylamasından önce kendisine sormuş ve “Diyarbakır’a oy değil, çözüm için geleceğim” yanıtını almış, bunu da Radikal okurlarıyla paylaşmıştım. (Radikal, 5 Eylül 2010) Kılıçdaroğlu o konuşmamızda CHP’nin hazırlamakta olduğu yeni Kürt raporunu mu beklediği soruma, “Belki rapor çıkmadan giderim” yanıtını vermiş, ama hemen eklemişti: “Rapor çıktıktan sonra bir daha giderim. Artık daha sık Diyarbakır’ı ziyaret etmek istiyoruz. Daha çok dinleyecek, daha çok konuşacağız.”
Bu bolca ziyaret sözünün bir anlamda CHP’nin kendisini Diyarbakır’a affettirmesi anlamına gelip gelmediğini sorduğumda ise “Bir anlamda öyle” demişti; “Daha fazla dinleyecek, daha fazla anlatacağız. CHP’nin mevcut soruna çözüm için ‘Üçüncü Yol’ olduğunu anlatacağız. Yani hem etnik kimliklere saygılı hem de ülkenin bütünlüğüne demokrasiye saygılı bir çözüm yolu... CHP bir sosyal demokrat hareket olarak Diyarbakır’da güçlüydü. Yeniden bir sosyal demokrat hareket olarak güçlenmeye çalışacağız.”
Gidiş Diyarbakır’a değil ama…
Bu girişten sonra Kılıçdaroğlu’nun bugün Diyarbakır’da geçireceği birkaç saatin gerçekten Diyarbakır’a gidiş olup olmadığını sorgulamak gerekiyordu. Gazeteciler, Paris’teki Sosyalist Enternasyonal’den dönüp Ankara’da PKK’ya karşı mücadelede yaralanan gazilerin tedavi gördüğü merkezi ziyaretinde ona bu soruyu da sordular.
Kılıçdaroğlu, “Ben Şanlıurfa’ya gidiyorum” dedi; “Uçak önce Diyarbakır’a indiği için Diyarbakır’a gidiyorum.”
Diyarbakır’da belli bir kesim, evet Şanlıurfa’da İzol ailesinin düğün davetine icabet için bu seyahati yaptığını bilse de bir haftadır Diyarbakır’a gelmesini bekliyordu. Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri onlarda belli bir hayal kırıklığına yol açtı.
Öte yandan Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır’da geçireceği birkaç saati bir çıkartma ya da Başbakan Tayyip Erdoğan ile bir hesaplaşma havasına büründürmek istemediği de açık. Çıtayı yükseltmek istememesinin tek nedeni de bu değil üstelik. Önceki günkü şu cümleleri yeterince ipucu veriyor: “Diyarbakır’a inmişken yurttaşlarla bayramlaşacağız. Belki bana sitem edecekler, belki bana kızacaklar, belki bana hoş geldin diyecekler.”
CHP’nin en son Diyarbakır deneyimi hoş olmamıştı. Dönemin Genel Başkanı Deniz Baykal, 2008’de Balıkçılarbaşı semtinde yumurtalı saldırıya uğramıştı.
Yine de ‘uçak rotası’ açıklaması yetersiz. Kılıçdaroğlu öyle istese, doğrudan Şanlıurfa’ya da gidebilirdi. Zaten bütün seyahatin düzenlemesini üstlenen kişi de yıllardır zorluklara karşı Diyarbakır’da CHP varlığını temsil eden MYK üyesi Mesut Değer.
Diyarbakır’da yeniden sokağa
Hazırlanan programda CHP il başkanlığında (bayram bir gün önce bitse de vesile olarak) ‘bayramlaşma’ ardından Kılıçdaroğlu’nun sokağa çıkışı var.
CHP yıllar sonra Diyarbakır sokağına ‘Sanat Sokak’ta çıkacak. Sanat Sokak, Diyarbakır’ın Ofis semtinde kahvelerin topluca bulunduğu bir sokak... Bir bakıma, Ulucami etrafındaki esnaflarla sohbet etmekten daha riskli. Çünkü Sanat kahvelerinin, özellikle de tatil günlerindeki müdavimleri daha çok Dicle üniversitesi öğrenci ve öğretim üyeleri, Diyarbakır aydın kesimi… Yani Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır sokağına çıkacağı Sanat, dilin en sivri, eleştirinin en keskin olma ihtimali olan yer. “Belki bana sitem edecek, belki çay, kahve ısmarlayacaklar” endişesi haklı yani.
Kılıçdaroğlu, Diyarbakır’da kitle örgütleriyle de bir araya gelmeyecek, o da sonraya bırakılmış. Ama Örneğin Diyarbakır Ticaret Borsası’na gidip şehrin önde gelen simalarından Fahrettin Akyıl ve onun misafirleriyle görüşecek.
Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun (kasti bir tercihle) Diyarbakır’da geçireceği birkaç saat, evet bir Diyarbakır ziyaretinin gerekli unsurlarını içermese de bundan böyle CHP’nin Diyarbakır ve Kürt meselesi üzerine yol haritasında etki sahibi olacak bir perde aralama, nabız yoklama girişimi; bir nevi ısınma hareketi.
CHP’nin Diyarbakır’a ilişkin bakışının belirlenmesinde Diyarbakır’ın CHP’ye, Kılıçdaroğlu’nun vaat ettiği ‘yeni’ CHP’ye nasıl bakacağı, nasıl karşılayacağı da önem taşıyor.
