Nato Yeni Stratejik Konseptine Kavuştu
NATO Lizbon Zirvesi'nde Stratejik Konsept Belgesi ilk günün sonunda açıklandı
NATO Lizbon Zirvesi'nde Stratejik Konsept Belgesi ilk günün sonunda açıklandı. Metnin son halinde İran veya başka bir ülke tehdit algılaması içerisinde yer almazken, belge genel olarak Türkiye'nin beklentilerini karşılar nitelikte oldu.
Stratejik Konsept Belgesi'ni düzenlediği basın toplantısında açıklayan NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, İran ile ilgili soruya "Tehdit oluşturma kapasitesine sahip 30'un üzerinde ülke var. Yeni stratejimiz, bu ülkelerin herhangi biri için geçerlidir" diyerek tehdit algılamasının doğrudan kimseyi hedef almadığını vurguladı.
Nükleer caydırıcılık konusunda NATO'nun nükleer bir güç olduğunu vurgulayan belge, konvansiyonel silahlar ve nükleer silahların birlikte NATO'nun çekirdek gücü olmaya devam edeceğini belirtiyor. Rasmussen, basın toplantısında ayrıca belgenin 19. maddesinin 6. paragrafında da yer alan ve Türkiye'nin önem atfettiği bölgesel değil, tüm NATO topraklarının alansal savunmasına kuvvetli vurgu yaparak füze savunma sistemleri konusunda da böylelikle sadece belirli bir bölgeyi kapsayacak bir model
geliştirilmeyeceğinin sinyallerini vermiş oldu. Türkiye'nin bu anlamda öne çıkardığı bir başka konu da maliyet noktasında risk-külfet dengesiydi ve riski alan ülkelerin daha az külfet alacakları da belgede belirtildi.
NATO'nun temel stratejisi olan 5. madde, yani üyelerin birine yapılmış saldırının tüm üyelere yapılmış kabul edilmesi ise aynen korundu. Bununla birlikte belgede Türkiye'nin taleplerini karşılayan en önemli madde ise 'ortaklıklar' başlığı altındaki 32. madde oldu. NATO-AB ilişkilerini ele alan bu maddede AB'nin NATO'nun özel ve önemli bir ortağı olduğu belirtiliyor ve iki organizasyonun da çok sayıda ortak üyesinin olduğu belirtilerek şu cümleler kullanılıyor:
"AB'nin güvenlik konusunda kendi başına yaptığı girişimleri ve çabaları olumlu buluyor ve destekliyoruz. Ayrıca AB üyesi olmayan ülkeler de (başta Türkiye kastedilerek) bu güvenlik stratejilerine önemli katkıda bulunuyorlar. NATO ve AB arasındaki stratejik ortaklığın selameti için bu ülkelerin de bu güvenlik stratejilerine tam katılımları elzemdir."
Bu cümle ile NATO, AB'den Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikaları içerisindeki karar alma mekanizmalarında Türkiye'nin de kat ılımına müsaade edilmesini talep etmiş oldu.
Tüm bunlardan ayrı olarak basın toplantısında bir gazetecinin Türkiye'nin NATO AB Zirvesi'ne koyduğu vetonun AB'yi temsil eden Konsey ve Komisyon Başkanlarının Kuzey Atlantik Toplantısında sandalye sahibi olmaları ile bu zirvede delinip delinmediği yönündeki sorusu üzerine ise Rasmussen, bu durumun de facto olarak Türkiye'nin vetosunu by pass etmek anlamına gelmediğini, sadece NATO AB ilişkilerini ve işbirliğini güçlendirmeye yönelik bir şey olduğunu öne sürerek kendisinin de pek çok AB zirvesine davet
edildiğini belirtti. Rasmussen, "Hiçbir şeyi bypass etmiş değiliz. Onları davet ettik çünkü AB'nin de görüşlerini önemsiyoruz. Ayrıca hatırlatırım ki herhangi bir veto hakları yok. Sadece NATO AB işbirliğine ne kadar önem verdiğimizin bir göstergesidir bu" dedi.
(OK-D)
Stratejik Konsept Belgesi'ni düzenlediği basın toplantısında açıklayan NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, İran ile ilgili soruya "Tehdit oluşturma kapasitesine sahip 30'un üzerinde ülke var. Yeni stratejimiz, bu ülkelerin herhangi biri için geçerlidir" diyerek tehdit algılamasının doğrudan kimseyi hedef almadığını vurguladı.
Nükleer caydırıcılık konusunda NATO'nun nükleer bir güç olduğunu vurgulayan belge, konvansiyonel silahlar ve nükleer silahların birlikte NATO'nun çekirdek gücü olmaya devam edeceğini belirtiyor. Rasmussen, basın toplantısında ayrıca belgenin 19. maddesinin 6. paragrafında da yer alan ve Türkiye'nin önem atfettiği bölgesel değil, tüm NATO topraklarının alansal savunmasına kuvvetli vurgu yaparak füze savunma sistemleri konusunda da böylelikle sadece belirli bir bölgeyi kapsayacak bir model
geliştirilmeyeceğinin sinyallerini vermiş oldu. Türkiye'nin bu anlamda öne çıkardığı bir başka konu da maliyet noktasında risk-külfet dengesiydi ve riski alan ülkelerin daha az külfet alacakları da belgede belirtildi.
NATO'nun temel stratejisi olan 5. madde, yani üyelerin birine yapılmış saldırının tüm üyelere yapılmış kabul edilmesi ise aynen korundu. Bununla birlikte belgede Türkiye'nin taleplerini karşılayan en önemli madde ise 'ortaklıklar' başlığı altındaki 32. madde oldu. NATO-AB ilişkilerini ele alan bu maddede AB'nin NATO'nun özel ve önemli bir ortağı olduğu belirtiliyor ve iki organizasyonun da çok sayıda ortak üyesinin olduğu belirtilerek şu cümleler kullanılıyor:
"AB'nin güvenlik konusunda kendi başına yaptığı girişimleri ve çabaları olumlu buluyor ve destekliyoruz. Ayrıca AB üyesi olmayan ülkeler de (başta Türkiye kastedilerek) bu güvenlik stratejilerine önemli katkıda bulunuyorlar. NATO ve AB arasındaki stratejik ortaklığın selameti için bu ülkelerin de bu güvenlik stratejilerine tam katılımları elzemdir."
Bu cümle ile NATO, AB'den Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikaları içerisindeki karar alma mekanizmalarında Türkiye'nin de kat ılımına müsaade edilmesini talep etmiş oldu.
Tüm bunlardan ayrı olarak basın toplantısında bir gazetecinin Türkiye'nin NATO AB Zirvesi'ne koyduğu vetonun AB'yi temsil eden Konsey ve Komisyon Başkanlarının Kuzey Atlantik Toplantısında sandalye sahibi olmaları ile bu zirvede delinip delinmediği yönündeki sorusu üzerine ise Rasmussen, bu durumun de facto olarak Türkiye'nin vetosunu by pass etmek anlamına gelmediğini, sadece NATO AB ilişkilerini ve işbirliğini güçlendirmeye yönelik bir şey olduğunu öne sürerek kendisinin de pek çok AB zirvesine davet
edildiğini belirtti. Rasmussen, "Hiçbir şeyi bypass etmiş değiliz. Onları davet ettik çünkü AB'nin de görüşlerini önemsiyoruz. Ayrıca hatırlatırım ki herhangi bir veto hakları yok. Sadece NATO AB işbirliğine ne kadar önem verdiğimizin bir göstergesidir bu" dedi.
(OK-D)
