Dp Lideri Cindoruk Mersin'de

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu ve bunun da tüm siyasi partilerini katılımıyla mümkün olabileceğini vurgulayarak senato sistemi ve yarı başkanlık modelini önerdi

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu ve bunun da tüm siyasi partilerini katılımıyla mümkün olabileceğini vurgulayarak senato sistemi ve yarı başkanlık modelini önerdi.
DP Mersin İl Kongresi'ne katılmak üzere kente gelen Cindoruk, Mersin Gazeteciler Cemiyeti (MGC) Basın Merkezi'nde düzenlediği toplantıyla Türkiye gündemini değerlendirdi ve önemli mesajlar verdi. Toplantıda; DP Genel Başkan Yardımcıları Salih Uzun, Hasan Ünal, Dursun Akdemir'in yanı sıra DP Genel İdare Kurul Üyeleri Mehmet Polat ve Yavuz Tekli de hazır bulundu. 2011 yılında yapılması planlanan genel seçimlerle ilgili görüşlerini açıklayan Cindoruk, Anayasa'da yer alan hükümlere göre; seçimlerin ilanından
itibaren Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı ve Ulaştırma Bakanı'nın değiştirildiğine dikkat çekti. Bu noktada da Türkiye demokratik bir yol izlemek istiyorsa yorulan ve yıpranan her üç bakanın da değiştirilip yerine tarafsız ve bağımsız isimlerin getirilmesi gerektiğini kaydeden Cindoruk, altı aylık bir süreç için söz konusu bakanların değiştirilmesiyle birlikte hükümetin de aradığı ve her ortamda dile getirdiği 'uzlaşma ortamı'nı bulabileceğini dile getirdi.

"TÜM SİYASİ PARTİLER YENİ ANAYASA'YA KATKIDA BULUNMAK ZORUNDA"
Türkiye'nin bir normalleşme süreci yaşayıp yaşamadığına yönelik bir soruyana yanıt veren Cindoruk, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Eğer Türkiye normal bir başbakan bulursa işte o zaman, 'Türkiye normalleşiyor mu?' diye bir soru sormak zorunda kalmazsınız. Türkiye'yi, Türk halkı geliştiriyor. Anadolu'yu dolaştığım zaman ben bunu görüyorum. Türkiye'yi Başbakan değil, Anadolu halkının girişimciliği, birikimi, vatanseverliği geliştiriyor. Trakya için de aynı şeyi söyleyebilirim. Bu bakımdan da Türkiye'de bir
'çerçeve hukuk'a ihtiyaç var. Ve biz buna 'anayasa' veya 'üst kanun' diyoruz. Bunu biz 1990'dan bu yana söylüyoruz. Benim 1995 yılındaki Meclis Başkanlığı döneminde de bu anayasa değişikliğini yaptık ve bunu yaparken de kullandığımız yöntem bence örnek bir yöntemdir. Türkiye'deki tüm siyasi partiler yapılacak yeni anayasaya katkıda bulunmak zorundadır. Hepsini bir araya getirmeliyiz, herkes katkıda bulunmalı."

"SEÇİM BARAJI SIFIRLANMALI, MİLLETVEKİLİ SAYISI 400'E DÜŞÜRÜLMELİ"
DP olarak anayasa hazırlıklarının tamamlandığını ve 1990 yılından bu yana da her ortamda ve her platformda anayasa değişikliği yapılması gerektiğini dile getirdiklerini anlatan Hüsamettin Cindoruk, bu kapsamda Türkiye'de bir 'senato' kurulmasını istediklerini ve bunu isteyen tek partinin kendileri olmasına karşın, son dönemde bazı siyasi partilerin de kendileriyle aynı görüşü paylaşmaya başladığını söyledi.
Cindoruk, "Bunun yanında 'yarı başkanlık sistemi' istiyoruz. 550 milletvekili çok ve biz bunu 400'e indirmek istiyoruz. Sıfır baraj istiyoruz. Türkiye'de seçim barajının sıfırlanması, korkulacak bir durum değildir. Seçime katılacak olan siyasi partilerin şartları ağırlaştırılarak, daha doğrusu reel hale getirilerek, Türkiye sıfır barajla genel seçim yapmalıdır. Göreceksiniz, işte o zaman Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da 'tek parti' olduğunu sananların, aslında hiç de 'tek parti' olmadıkları da ortaya
çıkacaktır. Adil, demokratik, her eğilimi belirli oranda Meclis'e yansıtan bir seçim sistemi bir zorunluluktur. Ne yazık ki, bu seçim sistemi 1983 yılında asker tarafından ortadan kaldırılmıştır. Bizim her konuda ana fikrimiz bellidir. YÖK'ü, RTÜK'ü kaldırmak istiyoruz. Bunları bugün söylemiyoruz, sürekli dile getirdiğimiz şeyler bunlar ve her zaman da söylemeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

"HANEFİ AVCI'NIN KENDİSİNİ DEĞİL, ASLINDA KİTABI TUTUKLANMIŞTIR"
Terör örgütü 'Devrimci Karargah'a yönelik operasyonlar kapsamında gözaltına alınan ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanan eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ile ilgili olarak kendisine yöneltilen sorulara da yanıt veren Cindoruk, burada asıl yargılananın Hanefi Avcı değil, kaleme aldığı kitabı olduğunu savundu. Cindoruk, "Eğer Avcı'nın kitabından rahatsızlık duymasaydılar Hanefi Avcı'yı da tutuklayıp cezaevine göndermezlerdi. Çünkü Avcı, siyasi bir hedef değildir. Ne zaman ki bu kitap yayınlandı, Avcı
da hedef haline geldi. Dediğim gibi buradaki hedef Avcı'nın yazdığı kitabıdır ve o kitapta dile getirilenlerdir. Bence 'ucuz bir yol' tercih edilmiştir. Hanef Avcı'nın kitabında kaleme aldığı iddiaların araştırılması gerekirken, Avcı tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. Kendisinin en kısa sürede özgürlüğüne kavuşmasını diliyorum" dedi.

"BAŞ ÖRTÜSÜ KONUSUNDAKİ TARTIŞMALAR ÇOK BASİT"
Kendilerinin konuya 'türban sorunu' olarak değil, 'baş örtüsü sorunu' olarak baktıklarını kaydeden Cindoruk, gecmiş dönemde baş örtüsünün Türkiye'de bir sorun olarak görülmediğini ve o dönemde yapılan düzenlemelerle birlikte genç kızların üniversitelere rahatça girip yüksek öğrenimlerini sürdürdüğünü anlattı. Cindoruk, "Burada asıl önemli olan, egemenlik alanıdır. Hem insanlar hem de devlet açısından bu alan önemlidir. Egemenlik, insanlar açısından daha çok özgürlük alanı olarak görülür; insan hakları,
kadın hakları ve eğitim hakkı gibi. Bu haklar devletin korumak zorunda olduğu egemenlik haklarıdır. Bu dengenin mutlaka kurulması gerekiyor. Ancak bugün 'baş örtüsü' ile ilgili olarak yapılan tartışmalar çok basit tartışmalar olduğu gibi çözüme yönelik değil" diye konuştu.

"DEVLET, SİYASİ AÇIDAN TARAFSIZ OLMALI" MİLLETVEKİLİ SAYISI 400'E D
Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda almış olduğu kararların artık aşılması gerektiğini savunan Cindoruk, bu konunun yasayla düzenlenmesi pek de mümkün olmayan bir alanda yer aldığının altını çizerek, DP olarak 'baş örtüsü' konusunda milli ve manevi değerlere saygılı olduklarını ancak çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında hizmet alan-hizmet veren ayrımı yapılabileceğini dile getirdi. Devletin siyasi açıdan 'tarafsız' olması gerektiğini belirten Cindoruk, tarafsız bir devletin yanında bağımsızlığı, özgürlüğü,
insan haklarını savunan bir devlet istediklerini, sorunun da bu çerçeve içinde çözülebileceğini ve geçmişte de çözüldüğünü hatırlattı. Cindoruk, Türk siyasetinde Atatürk döneminden bu yana kadınlarla ilgili kısıtlayıcı hiçbir hüküm olmadığını da sözlerine ekledi.