Stres Artti Kolon Kanseri Görülme Yasi Düstü
Genel Cerrahi Uzmani Op. Dr. Ihsan Oruk, günümüzde stres seviyesinin artmasiyla kolon kanserinin görülme yasinin düstügünü söyledi.

“Stresli toplum yapimiz, mide hastaliklarinin yasinda gerilemeye neden oluyor”
Türk toplumunda stres düzeyinin artmasiyla birlikte mide hastaliklarinin yas olarak gerileme kaydederek 30 yasin altina kadar düstügünü ifade eden Oruk, “Stresli bir toplum yapimiz var. Çok evhamli bir toplum olmaya basladik. Daha üniversite sinavina hazirlanan lise ögrencisi bile bize ülser ile geliyor. Mide kanamasi ile geliyor. Yapiya baktigimizda bunlarin çok çok düsük orani kanser. Erken yasta mide kanserinden ziyade ülser, gastrit gibi bu tür strese bagli sikayetler olusuyor. Evhamlanan bazi hastalar, en ufak bir belirtide ben kanser miyim diyerek endoskopi yaptirmak istiyor. 30 yasin altini genç olarak görmek lazim. 30 yasindan sonra özellikle ailede mide kanseri varsa biraz daha dikkatli olmak gerekiyor. Eskiden bu sayi 4050 yas sonrasiydi. Ancak bu yas artik geriledi” diye konustu.
Kolon kanserinin belirtileri nelerdir?
Kolon kanserinin belirtilerini aktaran Oruk, “Özellikle kronik seyirli olan, uzun süreli devam eden halsizlik, yorgunluk, gizli kanamaya bagli bir durum olabilir. Bulantilar baslar. Bunlar genelde daha ileri safhada hizli kanamalar haline gelebilir. Agizda veya bagirsak sisteminde kanamalar olabilir. Bunlar kanser açisindan bize uyarici olmalidir. Genelde bize bu hastalar geç dönemde geliyor. hasta geldiginde kanser ilerlemis olabiliyor. Önerimiz bu tür sikayetlerde erken evrelerde belirtiler ilaç tedavisine ragmen devam ediyorsa endoskopi yapilmasi” dedi.
“Agrisiz ve kisa süreli tedavi yöntemi: Laporoskopik cerrahi”
Tedavi yöntemlerinin eskiye kiyasla çok daha agrisiz ve kisa süreli oldugunu vurgulayan Oruk, hastalarin bu kanserden korkmamalari gerektigini, erken teshisin önemli oldugu uyarisinda bulundu. “Teknolojinin ilerlemesiyle tedavide önemli basarilar elde ediliyor. Artik bu kanserin tedavisi, eskisine kiyasla daha acisiz. Karin içindeki neredeyse tüm organlarin ameliyatlarini artik laporoskopik olarak yani kapali ameliyat seklinde gerçeklestiriyoruz. Mide kanserinden bagirsak kanserlerine, karaciger ameliyatlari ve hatta pankreas kanserine kadar laporoskopik olarak gerçeklestiriyoruz. Laporoskopinin en büyük avantaji da karin kesme islemi yani boydan boya açilma isleminin olmamasi. Özellikle bu cerrahide laporoskopik aletler dedigimiz 510 milimlik aletler girecek kadar çok küçük delikler açiyoruz. Ortalama 3 ya da 4 delik ile içeri girip karin içini karbondioksit gaziyla sisirerek tüm ameliyatlari gerçeklestirebiliyoruz. Bunun avantaji ise karin kesigi olmadigi için agri olmuyor. Ameliyattan sonra yogun bakim ihtiyaci düsüyor. Laporoskopik cerrahi geçiren hastalarimizin is hayatina dönmesi de çok daha erken oluyor.”
“Enfeksiyona bagli ikinci ameliyatlar laporoskopi ile tarihe karisti”
Laporoskopik cerrahi sayesinde artik yara enfeksiyonlarinin neden oldugu ikinci ameliyatlara gerek kalmadigini hatirlatan Oruk, “Mide bagirsak ameliyatlari kirli ameliyatlardir. Bu ameliyatlarda enfeksiyon riski diger ameliyatlara göre daha fazladir. Boydan boya açilan bir yara ile 23 santimlik bir yaranin açilmasi ayni degildir. Laporoskopi ile açilan deliklerin yara olmasi, basit pansumanlarla tedavi edilebilen bir seyken eskiden yara boyutlari da çok büyük oluyordu ve haftalarca tedavi gerekebiliyordu. Yara enfeksiyonu da fitiklasmaya sebebiyet veriyordu. Eskiden bu yaralardan olusan fitiklar nedeniyle hasta sürekli ikinci bir ameliyat geçirmek durumunda kaliyordu, simdi bu durum laporoskopi ile neredeyse tarihe karisti” dedi.
