İmamoğlu yandaşı Soner Yalçın Atatürk'ün adını silmek isteyen metne yeni uyandı: 'Atatürk yazın' diyecek kimse kalmadı mı koca partide?

CHP liderliğinde bir araya gelip 6'lı masa kuran partilerin imzaladığı ortak mutabakat metninde Atatürk'ün adının sililnmesi çabaları tepki çekmişti. Gazeteci Nihat Genç, 'Bu bildiri FETÖ bildirisidir. Cumhuriyet'i kuran parti ihanet belgesine imza atıyor" diyerek CHP'yi bombalamıştı. Son olarak İmamoğlu'na yakın tutumuyla bilinen Sözcü yazarı Soner Yalçın, CHP liderliğinde bir araya gelip 6'lı masa kuran partilerin imzaladığı ortak mutabakat metnini eleştirdi. Yalçın, "Nerede Atatürkçüler? Annem gibi “Atatürk yazın” diyecek kimse kalmadı mı koca partide?" diye sordu.

İmamoğlu yandaşı Soner Yalçın Atatürk'ün adını silmek isteyen metne yeni uyandı: 'Atatürk yazın' diyecek kimse kalmadı mı koca partide?
İmamoğlu yandaşı Soner Yalçın Atatürk'ün adını silmek isteyen metne yeni uyandı: 'Atatürk yazın' diyecek kimse kalmadı mı koca partide?
Millet İttifakı'nın imzaladığı 'Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem' mutabakatı tepkileri de beraberinde getirdi. "Yarının Türkiyesi" sloganıyla tanıtılan 44 sayfalık metinde yer alan maddelerin eski Türkiye'ye dönüş hasreti içermesi dikkatlerden kaçmazken söz konusu mutabakat birçok kesim tarafından da eleştiri yağmuruna tutuldu.

CHP liderliğinde 6 partinin imzaladığı "Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem" mutabakat metninde yer alan ve almayan ifadeler tartışma konusu olmuş, ancak muhalif ve Atatürkçü yazarlar sessizliğe gömülmüştü. Sözde Atatürkçü Sözcü gazetesinden ise bugüne kadar dikkat çeken bir eleştiri duyulmadı. Uzun zamanın ardından Sözcü yazarı Soner Yalçın'dan metne itiraz geldi.

İmamoğlu yandaşı Soner Yalçın Atatürk'ün adını silmek isteyen metne yeni uyandı: 'Atatürk yazın' diyecek kimse kalmadı mı koca partide?

'ATATÜRK YAZIN' DİYECEK KİMSE KALMADI MI KOCA PARTİDE?

Soner Yalçın'ın yazısının satır başları şöyle:
"(…) Evet, Kemalizm ile sosyalizm arasında aşılmaz duvarlar yoktu. Zorlu misyonları benzerdi: Her ikisi de, tam bağımsızlık diyordu. Her ikisi de feodalizmi tasfiye edip, toplumu ileriye taşıyacak devrim diyordu. Halkçılık diyordu. Cahil ve fakir bırakılmış köylüye "milletin efendisi" diyordu. Kapitalist olmayan yoldan kalkınma diyordu. Adil bölüşüm diyordu. Her iki programın amacı, devlet, eşraf tarafından asırlarca gadre uğramış, hor görülmüş, güvenini kaybetmiş milleti/ulusu ayağa kaldırmaktı…

İmamoğlu yandaşı Soner Yalçın Atatürk'ün adını silmek isteyen metne yeni uyandı: 'Atatürk yazın' diyecek kimse kalmadı mı koca partide?

Gelelim bugüne: Çoğu Marksist, Atatürk ile uzlaşırken CHP'nin bugün takip ettiği siyasal çizginin hali nedir? Kemalizm sadece kağıt üzerinde kalan "kenar süsü" müdür? Altı muhalefet partisinin imzaladığı Bilkent Deklarasyonu/(Marks'tan mülhem) "Bilkent Programı Eleştirisi" niye yapılmıyor? Program/teori tartışılmadan kurtuluş mümkün mü? Bırakın teoriyi, CHP imzaladığı deklarasyona Atatürk adını bile koydurmaktan niçin çekiniyor?

Marksistler dün, Anadolu'ya ve sorunlarına vakıf olamamış CHP'nin bürokratik elitizminin zihinsel tembelliğine darbe vurup, partiyi halkçı kimliğine tekrar kavuşturmuştur. Atatürk'ü savunmak bugün yine sadece Marksistlere mi kaldı? Bugün CHP'nin sağa savruluşu "Erdoğan gitsin de ne olursa olsun" pragmatizme niçin yenik düşürülüyor? Nerede “ Atatürkçüler? Annem gibi "Atatürk yazın" diyecek kimse kalmadı mı koca partide?"