Disisleri Bakani Çavusoglu Açiklamasi 'Avrupa'nin Istikrari Hepimiz Için Önemli'
Disisleri Bakani Mevlüt Çavusuglu, "Avrupa’nin merkezinde bugün konvansiyonel savas var. Dolayisiyla Avrupa’nin ihtiyaç duydugu anda parçasi oldugumuz Avrupa’ya önem vermemizde kaçinilmaz. Avrupa sadece, AB’den degildir. Ama biz bu kitanin bir parçasiysak bu kitanin tasidigi krizleri asmasi için bölgesel bir güç küresel bir aktör olarak katki saglamak zorundayiz. Yani Avrupa’nin zayiflamasindan da medet ummayalim, bazen yorumlari görüyorum, ‘oh osun ekonomileri zayifliyor, enerji sikintilari çekiyorlar’ diye. Avrupa’nin kita olarak zayiflamasi bizim lehimize degildir, ekonomik çikarlarimiza da ters, Avrupa’nin istikrari hepimizi için önemlidir" dedi.

Törende Disisleri Bakani Mevlüt Çavusoglu’na fahri doktora unvani tevcih edildi ve cübbesi Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan tarafindan giydirildi.
Törende "Belirsizlikler Çaginda Çok Yönlü, Vizyoner Diplomasi: Türkiye Örnegi" konusunda konusma yaparak, ilk dersi veren Bakan Çavusoglu, yurt disinda ve yurt içinde üniversitelerle, sivil toplum kuruluslariyla bir araya gelerek, dis politika teori ve pratiklerini paylastigini belirtti.
Konusmasinin ilk bölümünde küresel sistemi ve dönüsümü analiz eden Balan Çavusoglu, ikinci bölümde ise Türkiye’nin bu dönüsümde oynadigi role degindi. Siyasi tarih disiplinine bakildigi zaman, dünyadaki dönüsümler önce derin bir kirilma ardindan yeni sistemin kurulmasi seklinde ilerledigine deginen Bakan Çavusoglu, “2. Dünya Savasi ve akabinde kurulan sistem gibi. Savas sonrasi kurulan sistemin sacayaklari sunlardi; ekonomide IMF ve Dünya Bankasi’nin merkezini olusturdugu Bretton Woods sistemi. Siyasi alanda savasin galibi büyük güçleri önceleyen BM sistemi. Ancak Dogu Bloku bu sistemin ekonomik yönüne ideolojik olarak karsi çikti ve soguk savas uluslararasi iliskileri belirleyen paradigma oldu. Bu sistemde devletlerin nasil davranacagi sorusu uluslararasi iliskiler disiplininin temel arayisi oldu. Bu çerçevede, devletler arasinda rekabeti temel alan realizm, dayanismayi esas alan idealizm temel uluslararasi iliskiler teorileri olarak ortaya çikti. Her iki teori de Soguk Savas dengesini temel parametre kabul etti” diye konustu.
"Yeni bir arayis"
Soguk savasin sona ermesinin ardindan uluslararasi iliskiler disiplininin yeni bir söylem arayisina girdigini aktaran Çavusoglu, "Önce Francis Fukuyama 1992’de bu durumu ’Tarihin Sonu’ olarak nitelendirdi. Ama çatismalar ve sorunlar son bulmadigi için yeniden bir karsita, yani çatisma eksenine dayali analizler ortaya çikti. Bunu da Samuel Huntington 1996’da ’Medeniyetler Çatismasi’ olarak tanimladi. Her iki tez de kisa sürede geçersiz hale geldi. Simdi ise zit vektörlerin olusturdugu bir gerilim var bir yanda küresellesme, bir yandan parçalanma, içe dönme, ve bölünme yasaniyor. Bugün küresel sistem tarihte örnegi olmayan sinamalarla karsi karsiya, ilk olarak, küresel salgin; uluslararasi sistemin zaaflarini ortaya çikardi. Hem arz hem talep hem tedarik zincirleri kaynakli, örnegi görülmemis bir ekonomik krize yol açti” dedi.
"Rusya-Ukrayna Savasi"
Ikinci olarak büyük güç rekabetinin siddetlendigini kaydeden Çavusoglu, “ABD-Çin arasinda mevcut ekonomik baglantilar kopmaya basladi.
ABD için artik en büyük tehdit Çin. ABD Baskani Biden yönetimi son aldigi kararlarla Çin’de ileri teknoloji açisindan kritik çip endüstrisini hedef aldi. Çin de, Devlet Baskani Si’nin öncülügünde daha iddiali ve dominant bir dis politika izlemeye basladi.
Bati-Rusya rekabeti de son 30 yilin zirvesine çikti. Rusya-Ukrayna Savasi, ciddi bir kirilma hatti oldu. Artik, taktik nükleer silahlar veya kirli bomba dedigimiz kitle imha silahlarinin kullanilacagi söylemleri hakim. Üçüncü olarak, küresel bir kriz sarmalindan söz etmek mümkün. Birbirini besleyen birçok kriz mevcut, ekonomik kriz, küresel enflasyon, çevre sorunlari, terörizm, Islamofobi, düzensiz göç gibi küresel sorunlar, iç savaslar ve darbeler, yabanci düsmanligi gibi bölgesel sorunlar yükseliste” ifadelerini kullandi.
"Teknolojinin dönüstürücü gücü"
Teknolojinin dönüstürücü gücünün hayatin her alaninda hissedildiginin altini çizen Bakan Çavusoglu, "Yapay zeka, süper bilgisayarlar ve siber uzay birer potansiyel çatisma sahasi olarak öne çikiyor. Teknolojinin sundugu imkanlar yine önce silah endüstrisinde kullaniliyor. Teknolojik gelismeler, hayatin akisini da hizlandiriyor. Bir bakima tarih hizlaniyor. Iste bu ortamda, bir yandan tarih hizlanirken bir yandan da görüs mesafesi azaliyor. Tarihin hizlandigi bu dönemler ayni zamanda yeni bir uluslararasi sistemin dogum sancilari anlamina geliyor. Bugün uluslararasi sistem köklü bir degisim yasiyor. Bu kargasada, Soguk Savas’in genetik kodlarini tasiyan uluslararasi iliskiler teorileri de yeniden tanimlaniyor. Buna ’Bati Sonrasi Uluslararasi Iliskiler’ deniyor ve bu konuda literatür her geçen gün genisliyor. Yani dünyadaki dönüsümü okumak için teori de dönüsüyor. Zaten sosyal bilimler, tipki hayat gibi dinamik ve organik bir alan. Degisimi okumak için bize lensler sunan teoriler de sürekli gelisiyor, degisiyor” diye konustu.
"Türkiye küresel aktör"
Bakan Çavusoglu, uluslararasi bu tabloda Türkiye’nin de farkli alternatiflere hazirlanmasi gerektigini belirterek, Türkiye’nin “iki sistem arasinda” dengeli, aktif ve vicdani bir dis politika izledigini kaydetti.
Bu sayede Türkiye’nin bölgesel aktör konumundan küresel güç konumuna yükseldigini kaydeden Çavusoglu, sadece gelismeleri izleyip tepki gelistirerek dis politika yapma devrinin artik sona erdigini bildirdi.
"Asya’nin bir parçasiyiz"
Gelismeleri öngörmek ve yönlendirmenin önemli oldugunun altini çizen Bakan Mevlüt Çavusoglu, "Bu nedenle, bugünkü temamizda yer alan, çok yönlü ve vizyoner dis politika, Türk diplomasisi için bir zorunluluk. Küresel sistemdeki degisim zorunluluguna dikkat çeken en etkili ülkelerden birinin Türkiye olmasi bir tesadüf degil. ’Dünya besten büyüktür’ veya ’Daha adil dünya mümkün’ çagrilari, küresel reform çabalarinda kullanilan söylemler. Bu diplomasi anlayisiyla yenilikçi politikalar gelistirdik. 2019’da ilan ettigimiz ’Yeniden Asya’ girisimi, Asya’nin yükselisini, yani zamanin ruhunu yakalayan bir politika. Köklerimizin bulundugu Asya’nin bir parçasiyiz.1000’den fazla eylem unsuruyla, farkli alanlardaki isbirligimize derinlik kazandiriyoruz” dedi.
Antalya Diplomasi Forumu’ndan (ADF) övgüyle bahseden Çavusoglu, ADF’nin kisa sürede Türk dis politikasinin yumusak gücünü artiran bir aktör haline geldigini isaret etti.
"En aktif bakanligiz"
Yenilikçi girisimlerden dijital diplomasiden de bahseden Çavusoglu, "Dis politikada teknoloji kapasitemiz artiyor. Konsolosluk hizmetleri, kamu diplomasisi, siber güvenlik, dis politika analizi alanlarinda büyük veri, yapay zeka gibi teknolojinin dönüstürücü gücünden yararlaniyoruz. Gelecegin trendleri, muhtemel çatisma noktalarini tahminde dijital imkanlardan yararlanmak için bu alanda önde gelen kurumlarla temaslarimizi artiriyoruz. Sosyal medyada dünyadaki en aktif Disisleri Bakanliklari arasindayiz. Türkçe Twitter hesabimiz takipçi sayisi bakimindan Disisleri Bakanliklari arasinda Avrupa’da birinci, dünyada besinci sirada. Internet sitemiz 10 dilde yayin yapiyor” dedi.
Yenilikçi adimlardan en önemlisinden birinin Türkiye’nin arabuluculuktaki öncü rolü oldugunu vurgulayan Bakan Çavusoglu, soguk savas sonrasi hizlanan baris çalismalari sosyal bilimlerin önemli dallarindan biri haline geldigini aktardi.
"Arabuluculuk"
BM, AGIT ve IIT Arabuluculuk Dostlar Gruplarinda ayni anda es baskanligi yürüten tek ülkenin Türkiye oldugunu isaret eden Çavusoglu, "Bugüne kadar 8 kez Istanbul Arabuluculuk Konferansi, 3 kez IIT Üyesi Ülkeler Arabuluculuk Konferansi düzenledik. Sahadaki arabuluculuk çabalarimizin çok örnegi var. Çogunu biliyorsunuz. Artik, gelecegin arabulucularina ülkemizde egitim veriyoruz. Afrika Açilimi politikamiz, somut sonuçlar vermeye basladi.
2002’de 12 olan temsilciligimiz bugün 44 oldu. Ticaretimiz ayni dönemde 4,3 milyar Dolar’dan 34,5 milyar Dolar’a yükseldi. 2022 sonunda 45 milyar Dolar öngörülüyor. Neredeyse 10 kat. Latin Amerika’da temsilciliklerimiz ise 6’dan 19’a, ticaretimiz 1 milyar Dolar’dan 15 milyar Dolar’a çikti. 20 sene önce tüm Latin Amerika ülkeleriyle 1 milyar dolarlik ticaret yapiyorduk, bugün 15 milyar dolara çikti. Bu sene 20 milyar dolar hedefine dogru ilerliyoruz” diye konustu.
"Avrupa’nin istikrari önemli"
Agustos ayindaki Büyükelçiler Konferansi’nda Türkiye, Avrupa’dir diyerek, Avrupa’ya açilim politikasini duyurduklarini hatirlatan Bakan Çavusoglu, “Ayni Asya’da oldugumu gibi biz Avrupaliyiz. Niye Avrupa açilimi bakan bey diye sorabilirsiniz? Gerçekten hakli bir soru ancak Avrupali bir güç olarak kitanin zor döneminde yeniden dikkatimizi Avrupa’ya vermek zorundayiz. Çünkü Avrupa’nin merkezinde bugün konvansiyonel savas var. Dolayisiyla Avrupa’nin ihtiyaç duydugu anda parçasi oldugumuz Avrupa’ya önem vermemizde kaçinilmaz. Bunu sadece Türkiye’nin AB’ye üye olmasi anlamina getirmeyelim. Avrupa sadece AB’den degildir. Büyük Avrupa’dan bahsediyoruz. Avrupa Konseyi, AGIT var. Ama biz bu kitanin bir parçasiysak bu kitanin tasidigi krizleri asmasi için bölgesel bir güç küresel bir aktör olarak katki saglamak zorundayiz. Yani Avrupa’nin zayiflamasindan da medet ummayalim. Bazen yorumlari görüyorum, ‘oh osun ekonomileri zayifliyor, enerji sikintilari çekiyorlar’ diye. Avrupa’yi elestirecegimiz bir çok konu var. Avrupa’da vizyonsuzluk, çifte standart var, iki yüzlülük, öngörüsüzlük var, sayabiliriz. Ama Avrupa’nin kita olarak zayiflamasi bizim lehimize degildir, ekonomik çikarlarimiza da ters Avrupa’nin istikrari bakimindan hepimizi için önemlidir” ifadelerine yer verdi.
Bakan Çavusoglu, Dogu-Bati arasinda kritik bir omurga olusturan Türk dünyasi, ’Orta Koridor’un önem kazanmasiyla daha da ön plana çiktigini belirtti.
Yenilikçi ve aktif adimlarin gerçeklestirilebilmesi için hem güçlü hem de güven duyulan bir aktör olunmasi gerektiginin altini çizen Bakan Çavusoglu, içeride milli gücü olusturan unsurlarda gerekli sinerji saglanamazsa disarida da basarili olunamayacagini kaydetti.
"Her ülke gücü kadar konusabilir"
Her ülkenin gücü kadar konusabilecegini vurgulayan Bakan Çavusoglu, "Biz diplomaside gücümüzü, en dinamik güç unsurumuz olan gençligimiz basta olmak üzere milletimizden aliyoruz. Gelenegimiz ve medeniyetimiz bizim sansimiz. Milli gücümüzün önemli bir bileseni. Hariciyemizin köklü geçmisi de bu mirasin bir sonucu. Ancak, bugüne adapte olmak ve gelecege hazirlanmak bundan daha önemli. O yüzden sürekli dinamik, sürekli atak olmaliyiz. Ancak bu sayede Cumhuriyetimizin önümüzdeki asrini tüm dünyada “Türkiye Yüzyili” yapma hedefimize ulasiriz” açiklamalarinda bulundu.
