'Baskasinin Dertlerini Dinlemek Beyni Güçlendiriyor'
Is, okul, ev degisiklikleri ya da es, sevgili gibi ayriliklarda insanlarin yasadigi degisimlerin bilissel esneklik açisindan önemli oldugunu söyleyen Nöroloji ve Sinirbilim Uzmani Doç. Dr. Selen Gür Özmen, “Bir baskasinin problemlerini dinleyerek, o deneyimleri yasamadan da çözümlere ulasma sansimiz var. Sorunlar karsisinda gelistirilen bu deneyim de bilissel esneklige neden olarak beyni güçlendirir” dedi.

“Rutinler beynin düsmani”
Beynin rutinleri evrimsel olarak tercih ettigini ifade eden Doç. Dr. Selen Gür Özmen, kisinin kendisini daha güvende hissedebilmesi için genelde kolay yolu seçebildigini söyledi.
Selen Gür Özmen, bu kolay yolun beyindeki sinirli miktarda bulunan hücreleri daha az ise yarar hale getirdigini ve beynin birbirleriyle baglanti yollarini kapattigini söyleyerek, “Bu kayipta, kisi ileride herhangi bir hasar durumuyla karsilastiginda, daha az baglantiyla bu savasa girmek zorunda kaliyor. Eger biz rutinden çikarak beyin hücreleri nöronlar arasi sinaptik baglanti yollarini arttirirsak, bu yollari ne kadar açar ve sürekli kullanmaya devam edersek, beyin için o kadar iyi olacaktir. Ikincisi ise nasil ki insan vücudu bir jimnastik altyapisi oldugunda herhangi bir baska spor daliyla ugrasmaya çok daha müsaitse beyin de ayni sekildedir. Beynin jimnastik yaptigini ve daha fazla alt baglanti olusturdugunu düsünelim. Yani bu farkli bilissel fonksiyonlarimizi farkli sentezlerde kullanmak, kisa uzun süreli hafizayi aktif tutmak, problem çözme yetenegimizi gelistirmis olmak ve bilissel olarak esnek yapiyi muhafaza etmis olmaktir. Farkli perspektiften bakmamizi saglayan zihin teorisi dedigimiz bir durum var. Bunu farkli insanlarla sosyal entegrasyonlarla çalistirarak saglariz. Bunun disinda planlama, organize etme yetenegimizi sürekli aktif tutmak önemlidir. Yani tüm bu bilissel fonksiyonlari süreklilik itibariyle çalistirirsak, ileride beklenmedik rutini bozan bir durumla karsilastigimizda çok daha fazla altyapiya sahip olup, çok daha kolay çözümler, baglantilar kurabiliriz. Rutin bu anlamda iyi degil. Rutinden sasmayan insanlarda daha fazla unutkanlik, bilissel sorunlar, daha erken yasta hayatta zorluklarla basa çikamama, depresyona ve anksiyeteye daha meyilli olma gibi durumlar mevcut. Yani beynin daha fazla aktif kullanilmasi, hem psikolojik hem de nörolojik hastaliklardan uzak kalinmasina neden olmaktadir” dedi.
“Baskalarinin sorunlarini dinlemek beynin islevini arttiriyor”
Bir baskasini dinlemenin bilissel esneklik konusuyla ilgili oldugunun altini çizen Özmen, sunlari söyledi; “Bilissel olarak esnek olmak, farkli durumlar karsisinda farkli çözümleri üretebilmeyi anlatir. Daha önce ise yarar bir çözüm artik ise yaramiyorsa yeni bir alternatif üretebilmeyi ya da baska bir konuda, problemde kullandigimiz çözümü tamamen baska bir konu ve baska bir durum karsisinda kullanilabilir hale getirmek olarak görebiliriz. Bütün bunlari ve de bunlari hizli ve baskalarina ihtiyaç duymadan yapabilmek bilissel esnekliktir. Bir de dis faktörlere adapte olabilmek, is, okul, ev vb. gibi degisimler ayni zamanda es ya da sevgili ayriliklari insanin hayatindaki önemli degisimlerdir. Tüm bunlara adapte olabilmek, bilissel esnekliktir, adapte olamamak da katiliktir. Sonuçta hayatta yasamadiginiz birçok alternatif bulunmakta. Bu alternatifleri baskalarinin deneyimlerini dinleyerek, okuyarak, gözlemleyerek o deneyimleri yasamadan da çözümlere ulasma sansimiz var. Daha önce baskasinin anlattigi, yasadigi bir çatisma veya problemde, alternatif yollarin nasil sonlara ulastiginin biz baskalarindan dinler, ögrenir ve sindirirsek ayni problemle karsilastigimizda, alternatif çözümlerin nelere yol açtigini daha önceden bildigimiz için çok daha kolay dogru yolu seçme ve yönlenme sansimiz olabilir”
Fiziksel aktiviteler, hafizamizi güçlendiriyor
Fiziksel aktiviteler ile zihinsel egzersiz arasinda ciddi bir iliski oldugunu dile getiren Özmen, uyku öncesi ve sakin oldugumuz zamanlarda ögrenmeye daha kapali olundugunu ve hareketli olunan anlarda ise üreticiligin arttigini söyledi.
Özmen son olarak sunlari ifade etti; “Bir sempatik bir de parasempatik sinir sistemiz var. Sempatik sinir sistemimiz, savas ya da kaç mekanizmasidir. Yani bir savas karsisinda ya bununla savasacagiz ya kosarak kaçacagiz ya da donup kalacagiz. Parasempatik sinir sistemimiz ise sindir ve dinlen. Yani genelde yemek yedikten sonra sindirim hücrelerimizin, organlarimizin aktife oldugu sindirime basladigi süreçtir ve biz bunu bilinçsiz yapiyoruz. Bu otonom durumlardan sempatik sinir sistemi, hareketli baglantili durumlarda aktive olmaktadir. Yani egzersiz de bunlardan birisi. Egzersiz sirasinda evrimsel olarak da sanki aslinda bir tehlike varmis ve biz bu tehlike karsinda savasmaya ya da kaçmaya hazirlaniyormusuz gibi ortam sagliyor. Günümüz modern dünyamizda da egzersiz yaptigimizda da sempatik sinir sistemimiz daha aktive oluyor. Yani sanki bir hafif bir tehlikeyle karsilasmisiz gibi oluyoruz. Evrimsel olarak da otonom sisteminin bu aktivasyonu sirasinda ögrenmeye daha açik hale geliyoruz. Bu bizim otomatik olarak zihnimizde gerçeklesen bir aktivite yani uykuya hazirlanildiginda ya da sindirime geçtiginiz ya da sakin oldugunuz zamanlarda ögrenmeye çok açik degilizdir. Çünkü o dinlenme ve uykuya hazirliktir. Ögrenmeye açik oldugumuz zamanlar, daha uyanik ve hafif tehlikelinin var oldugu durumlardir. O yüzden günlük fiziksel aktiviteler, vücuda ve iç organlara yararlarinin yani sira zihinsel egzersiz anlaminda da hafizamizin güçlendigi ögrenmeye meyilimizin arttigi ve bilinçsel fonksiyonlarimizin, dikkatimizin, tüm problem çözme yeteneklerimizin arttigi bir dönemdir. Ayrica olusturucu bir dönemdir. Fikirlerin, çözümlerin akla geldigi bir dönemdir. O yüzden fiziksel egzersizi aslinda zihinsel egzersiz için de öneriyoruz”
