Diyabet Hastalarina Beslenme Önerileri

Diyetisyen Hande Güngör, diyabet hastalari için önemli olan glisemik indeksi etkileyen durumlari göz önünde bulundurarak beslenme önerilerinde bulundu.

Diyabet Hastalarina Beslenme Önerileri
Diabetes Mellitus (Tip 2 DM, Diyabet, Seker Hastaligi), insülin hormonunun pankreastan yetersiz salinmasiyla besin ögesi metabolizmalarinda bozukluklara bagli bir hastalik. Seker hastaliginda önemli olan glisemik kontrolün saglanmasinda diyet tedavisinin büyük önem tasidigini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Diyetisyeni Hande Güngör, “Glisemik kontrolü saglamada karsimiza “glisemik indeks ve glisemik yük” tanimlamalari çikmaktadir. “Glisemik Indeks (GI)” besinlerin kan sekerini yükseltme ölçüsünü gösterirken, “Glisemik Yük(GY)” ise besinlerin içeriginde bulundurdugu karbonhidrat, lif, su gibi besin ögelerinin miktarina göre kan sekerini yükseltme ölçüsüdür. Seker hastaliginda düsük glisemik indeksli diyet uygulanmasi, kan sekerini dengeleyerek, Tip 2 DM ve beraberinde gelisebilen birçok kronik hastaligi önler. Ayrica glisemik indeksi düsük gidalarla beslenildiginde, glikoz daha yavas ve düzenli olarak salinir. Bu sayede pankreas fazla insülin salgilamaz, tokluk hissi uzun sürer. Genellikle lif orani yüksek, islenmemis gidalarin GI’i düsüktür. Barbunya, nohut, mercimek, findik, elma ve çogu meyve-sebze, bulgur, tam tahilli ekmek ve früktoz düsük glisemik indekse sahip besinlerdendir. Patates, beyaz ekmek, pirinç, meyve sulari, olgun muz, karpuz, misir ve misir gevregi ise yüksek glisemik indeksli besinlerdendir” dedi.

Düsük GI’li besinlerin daha uzun süre tokluk hissi verdigi bilinse de durum her zaman böyle olmadigini ifade eden Güngör, “Çünkü besinlerin GI’i elde edildigi besin çesidine, saklanma sürelerine, olgunluklarina, pisirilme derecelerine ve islemden geçirilme yöntemlerine göre degisiklik gösterir. Besinlerin glisemik indeksini etkileyen durumlari göz önünde bulundurarak bir kaç öneri vermek gerekirse, besinlerin islenmemis, bütün hali, püre haline göre ya da meyvelerin ham olanlarinin olgunlarina göre GI degerleri daha düsüktür. Örnegin, haslanmis, soguk ve bütün patatesin sicak patates püresine göre, ham muzun olgun muza göre GI’i daha düsüktür. Içerisinde dirençli nisasta, kepek, pektin, selüloz gibi lif kaynaklari bulunduran besinlerin GI degerleri daha düsüktür. Örnegin, elma, yulaf, tam bugday ve kuru baklagillerin GI’i, çok pismis-sicak pirinç ve beyaz ekmege göre daha düsüktür. Früktoz, glikoza göre daha düsük GI degerine sahiptir. Bu sebeple meyve sekeri içeren gidalarin GI’i nisasta içeren gidalara göre daha düsüktür. Örnegin, taze ya da kuru üzümün GI’i pirince göre daha düsüktür. Yag ve proteinler nisastanin sindirimini yavaslatirlar. Bu sebeple içerisinde yag ve protein bulunan besinler ya da besinlerin yag ve protein kaynaklariyla birlikte tüketilmesi glisemik kontrolü arttirir. Asit nisasta sindirimini azaltir. Bu sebeple eksi mayayla mayalanmis, fermente edilmis ya da tursulanmis besinlerin glisemik indeksi daha düsüktür. Örnegin, eksi mayali tam bugday ekmeginin GI degeri, beyaz ekmege göre daha düsüktür. Uzun süreli pisirme nisasta molekülünün sismesine sebep olarak sindirimi kolaylastirir ve kan sekerinin daha hizli arttirici etki göstermesine sebep olur. Örnegin, az pismis (al dante) yumurtali, tam bugdayli ev makarnasinin GI’i çok pismis beyaz unlu makarnaya göre daha düsüktür. Besinler glisemik yük açisindan degerlendirildiginde lif, yag ve su içeriginden zengin besinler glisemik dengeyi saglamada daha avantajlidir. Bu tür besinler posa ve lif arasinda tutulan su sayesinde glisemik dengeyi saglar. Portakal, greyfurt, elma, armut, karpuz, havuç, taze fasulye, kabuklu-çig kuruyemisler bu gibi besinlerdendir. Bu besinlerin suyunu sikmadan, islenmemis haliyle iyice çigneyerek tüketilmesi kan sekerinin daha yavas artmasini saglayabilir. Örnegin, portakal suyu yerine portakalin kendisinin tüketilmesi, kuru meyve yerine taze meyve tüketilmesi glisemik dengeyi saglamayi kolaylastiracaktir” ifadelerini kullandi.
Kaynak: İHA