Tuz Gölü Küçülmeye Devam Ediyor
Konya, Aksaray ve Ankara sinirlari içerisinde yer alan Tuz Gölü’nde küresel isinma ve kurakliga bagli olarak küçülme devam ediyor. Uzmanlar, problemin sadece Tuz Gölü’nün küçülmesi olmadigini, bununla birlikte tuz üretiminin azalmasi, göl çevresinde üretilen baska ürünlerde azalma ve çevresel anlamda da negatif bir etkilenmeye dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Karakaya, “Küresel isinma da dünyanin problemi oldugu için ve yagis azalmasi da küresel isinmanin bu sonuçlarinda Tuz Gölü’nün eski yillarda daha az olan küçülmesini ileriki yillarda daha fazla artiracak boyuta götürecektir. 1930’dan bugüne kadar geldigimizde geçmiste yilda belki birkaç santim olan küçülmeler, bugün yüzde ölçeklerine geldigimizde ciddi boyutlara ulasmis ve Tuz Gölü’nün çevresinde ciddi bir sekilde tuz alanlarinin çökeliminin çekildigi, killi, tuzlu bir topraga birakir konuma gelmistir. Genel çok genel bir yaklasimla dersek, 1930’dan bugüne belki 30, belki biraz daha fazda ölçümlerle, uydu fotograflariyla da özellikle Tuz Gölü’nün güney kesiminde ve kismen de dogu kesiminde daha fazla olmak üzere çekilme var” dedi.
“Problem sadece Tuz Gölü’nün küçülmesi degil, üretimde azalma, çevresel açidan da negatif bir etkilenme olacaktir”
Prof. Dr. Muazzez Çelik Karakaya, Tuz Gölü’nün disinda çevresinde bugün soda üretimi de yapilan Bolluk ve Tersakan göllerinin de oldugunu ifade ederek, “Problemimiz sadece Tuz Gölü küçülmesi degil. Ayni zamanda bu küçülme ile beraber veya suyun miktarinin azalmasi diyelim aslinda küçülme bu, tuz üretiminin negatif etkilenmesi yaninda Bolluk ve Tersakan gibi soda üretimi yapilan, sodanin yaninda baska ürünler de elde ediliyor. Bunlarin da üretiminde ciddi bir azalma olacaktir. Bu azalmanin sonucu da sadece ekonomik olmayacaktir. Bugün Türkiye’nin yüzde 50’ye yakin tuz ihtiyaci ve tuzun disinda çesitli kimyasal ürünler de ediliyor. Bolluk, Tersakan’da kimya sektöründe gidanin disinda ilaçlamada, çesitli tarimsal ilaçlarin yapilmasinda, çesitli asitlerin üretilmesinde sodyum kaynagi olarak magnezyum elde ediliyor, cam sanayine, deterjan sanayine veriliyor. Bunlarin da üretiminde azalma olacaktir ve onun disinda da burasi çevresel açidan da negatif bir etkilenme olacaktir. Kus cenneti diyoruz, kus türlerinin konakladigi ve arti üredigi alanlar ciddi bir sekilde yok olmaktadir. Bunun disinda da yine
turizm açisindan da özellikle saglik turizmi veya normal görsel anlamda da saglik turizmine kazandirabilir Tuz Gölü. Çünkü saglik turizminde ciddi bir potansiyeli var Tuz Gölü’nün ama bu alanda bir çalisma yapilmamisti, bu bir eksikliktir bizim ülkemiz için, bunlarin da kaybi yasanacaktir” seklinde konustu.
“Vahsi sulamadan, yeralti suyu çekilmesinden vazgeçilmesi lazim”
“Küresel boyutta bir kuralik diyoruz. Bunu sadece biz yapmadik tüm dünya sorumlu” diye konusan Prof. Dr. Muazzez Çelik Karakaya, “Peki biz ne yapabiliriz? Tuz Gölü çevresinde ciddi bir sekilde tuz üretimi yapilan alanlarin veya suyun çekilmesine
bagli olarak bir de o bölgede tuzlu, killi bir toprak alan olusacaktir. Bunlar da rüzgarla ciddi bir sekilde çevredeki tarimsal alanlara tasindigi zaman tarimsal üretimin de, Tuz Gölü degil örnegin Altinekin Ovasi, özellikle bugday üretiminde rekoltenin alindigi, ciddi bir sekilde ihtiyacimizin karsilandigi bir alandir. Burada da bunun onun disinda diger ürünlerin de tozdan bagli olarak negatif etkilenmesi yaninda insan sagligini da etkileyecektir. Ne yapabilirize geldigimizde biz sebep oldugumuz ölçüde yaptigimiz negatifliklerden vazgeçmemiz, yani yan etkilerden vazgeçmemiz lazim. Bunlar nedir? Tarimsal sulamada iste yillardir söyleniyor artik ciddi bir sekilde biçak kemige dayanmistir, vahsi sulama dedigimiz o sulamadan vazgeçilmesi lazim. Tuz Gölü kapali bir göl. Disardan beslenmesi sinirli sayida, iste Melendiz Çayi, Uluirmak, Peçenek Çayi disinda fazla önemli bir dereden beslenmiyor. Bu derelerde de özellikle kurakligin sonucu yaz aylarinda bu derelerden hemen hemen hiç su gelmemektedir. Peki bu derelerden gelen özellikle yagisli mevsimlerde ilkbahar veya ilkbahar sonra biraz mayisa kadar gelen bir miktar su var. Belki bu sular depolanabilir, havzaya daha fazla su verilerek. Tuz Gölü’nün çevresinde kuruyan Akgöl, Acigöl, Köpek Gölü gibi çesitli küçük göller var. Bunlar çok düz bir arazi ve bu arazi içerisinde, yüzeyine daha fazla günes isininin gelip Tuz Gölü’ndeki suyun buharlasmasini azaltmaya da yönelik olarak ve artik temiz enerji elde edilmesi için de o bölgelere günes panelleri kurulabilir. Bu paneller gelen günes isinini bir sekilde tutacagi için Tuz Gölü’ne gelecek günes isininin yansimasi ve buna bagli olarak buharlasmasinin artmasini kismen azaltacaktir. Farkli disiplinler de bir araya gelerek yeralti suyunun çekilmesinden de vazgeçilmesi gerekir. Bugün Konya Kapali Havzasi 2000 yilinda Koruma Alani olarak ilan edildi, genis bir alan ama bu koruma alanina özgü çalismalar, korumalarin yapildigini söylemek maalesef güç. O zaman bu koruma alaninda yeralti suyunu çekmekten vazgeçilmesi lazim” diye konustu.
