'Göçmenler Ve Mülteciler İçin E-Girişimcilik Modülü' Projesi Açılış Töreni Yapıldı
Göçmenler ve Mülteciler E-Girişimcilik Modülü Projesi uygulaması Erzincan Valiliği Ortaklığı İle Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünün Koordinasyonunda Erasmus+ Projesi açılış toplantısı yapıldı. Düzenlenen programda konuşan Vali Yardımcısı İhsan Ayrancı,göçmenlere sahip çıkılması gerektiğini ifade ederek, "Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz" dedi.

ERZİNCAN’DA BİN 865 AFGAN BULUNMAKTA
Erzincan’da kayıtlı Afgan mültecilerimizin yaşadığı 457 hane ve bin 865 kişi bulunmakla. Yani "Türkiye’deki kayıtlı Afgan sığınmacı ve mültecileri sayısının yüzde 1’i ilimizde. Ülkemizde mülteci politikasının ve 2l. Yüzyıl yeterliliklerinin paralelinde geliştirdiğimiz ülkemiz ulusal ajansı tarafından desteklenen koordinatörü olduğumuz Romanya ortağımız EDUNET, İspanya ortağımız Valnalon, Slovenya ortağımız AzM-lu ve yerel ortağımız Erzincan Valiliği işbirliğiyle yürüteceğimiz, Göçmen ve Sığınmacılara Yönelik E-Girişimcilik Modülü Geliştirme projemizle mültecilerin ev sahibi ülkelerde sosyal ve ekonomik entegrasyonuna odaklanmaktayız. Proje ile mültecilerin ev sahibi topluma entegrasyonunu teşvik eden ve aynı zaman da onların dışlanmasına karşı mücadele eden bir dizi faaliyetin uygulanmasını amaçlamaktayız.” dedi.
Konuşmanın ardından Toplantı Proje Koordinatörü Selda Güner proje sunumu eşliğinde proje faaliyetleri ve hareketlilikler hakkında bilgi verdi.
Erzincan Valiliği adına Vali Yardımcısı İhsan Ayrancı bir konuşma yaparak göçmen ve mülteci sorunlarının dünyanın en önemli sorunlarından biri olduğunu ve ülkemizin bu soruna yaklaşımı ve çözüm için ortaya konan politikalar hakkında bilgi verdi. Ayrancı; “Türkiye Birleşmiş Milletler yüksek konseyliğinin rakamlarına göre 130 bin bizim rakamlarımıza göre 170 bin ile 200 bin arasında Afgan ve mülteci bulunuyor. Bununda ötesinde Irak’tan ve İran’dan gelen mülteciler ve Suriye’den gelen mülteciler ile beraber toplam rakam 4 milyonu aşmış durumda. Bu anlamda doğudan batıya yönelişin başladığı andan itibaren özellikle Suriye’deki karışıklıktan sonra Türk hükümeti açık kapı politikası uygulamaya başladı bunun daha insani bir yaklaşım olduğuna biz inanıyoruz ve bu yaklaşımımızda bugüne kadar sürdürdük bize çok büyük maliyetleri olmasına rağmen de bunu uygulamaya devam ediyoruz. Mülteci meselesine tabi özel de mevcut durumu iyileştirmek adına adımlar atılıyor şuan uyguladığımız projede bunun bir parçası ve önemli bir proje olduğuna inanıyorum . Ama işin temeline inecek olursak mülteci meselesi nereden çıktı ve bu noktaya nasıl geldi diye felsefi anlamda bence değerlendirmemiz gerektiğini ben şahsen düşünüyorum. Tüm dünyaya baktığımızda enerji kaynaklarının bulunduğu ülkelerde çok büyük sefaletin ve yoksulluğun batı da ise bir refah ortamının olduğunu görüyoruz dolayısıyla bu insanlar kendilerinden alınan refahı batıdan almak için bu yönlere yöneliyorlar. Türkiye’yi bir geçiş noktası olarak görüyorlar ama bu yönelim ciddi bir boyutta başlamış durumda ve bu yöneliğe ait bir söz var onu ifade etmek istiyorum bu noktada “Bölüşürsek tok oluruz. Bölünürsek yok oluruz.” Biz birliğimizi beraberliğimizi pekiştirmek adına ve paylaşım duygumuzu anlatmak adına kullanıyoruz ama küreselleşen dünyadan bir köye dönüşmüş olan dünyamızda genele teşkil edecek olursak bütün dünya insanları olarak mevcut kaynakları dünyada sahip olduğumuz kaynakları hep birlikte bölüşerek kullanırsak hepimize yetecek kaynak var. Ama bu anlamda bir taraftan eksilterek diğer tarafa bunun fazlasını vermeye çalıştığımızda bugün yaşadığımız sorunları yaşamamız kaçınılmazdır. Ben bu vesileyle projemizin önemli amaçlara hizmet edeceğine ifade etmek istiyorum. Emeği geçen bütün arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum" dedi.
Projenin çalışma takviminin güncellenmesi ve proje ortakları arasında görev ve sorumlulukların dağılımlarının ilk aşaması üç gün sürecek toplantılar ile belirlenecek.
