Doğum Sonrası Annelerin Yaşadığı Psikolojik Bozukluklar

Psikolog Enise Öziç, doğum sonrası annelerin yaşadığı psikolojik bozukluklar hakkında açıklamalarda bulundu.

Liv Hospital Samsun’dan Psikolog Enise Öziç, “Annelik duygusu şüphesiz kadınlar için tarif edilemeyen bir duygudur ve hemen hemen her kadın için bebeği dünyaya geldikten sonra kendi önceliği çoğu zaman bebeği olabilmektedir. Bununla birlikte anneler bazı duygusal, psikolojik süreçlerden geçebilmektedirler. Bu süreçler sırasıyla annelik hüznü, doğum sonrası depresyon ve doğum sonrası psikoz olabilmektedir. Annelik hüznü; doğumdan sonra 3-4 gün içinde ortaya çıkar,10-15 gün içinde kendiliğinden geçer. Belirtileri çoğu zaman sık ağlama, huzursuzluk, dikkati toplayamama, uykusuzluk, keder, sinirlilik hali şeklinde olabilir. Bu duygular çoğu annede olur ve geçicidir. Annelik hüznü yaşarsam ne yapmalıyım; sakin kalmaya çalışın. Geçeceğini kendinize telkin edin. Yetersizlikle ilgili olumsuz düşüncelerine aldırış etmemeye dikkat edin. Sağlıklı beslenin Yürüyüş yapın, doğum sonrası depresyon, doğumdan bir ay ve sonrasında kendisini gösterebilmektedir. Her annede yaşanmamakla birlikte doğum sonrası depresyonun bazı belirtileri şunlardır: Annelerde bebeklerini sevemedikleri düşüncesi, bebek bakımı ile ilgili yoğun endişeler, yetersizlik kaygıları bebeğe zarar vermeye yönelik obsesif düşünceler, iştahsızlık, uykusuzluk, anksiyete, bebekle ilgilenememe şeklinde sıralanabilir” dedi.



Sanrı veya halüsinasyonlar yaşanabilir

Psikolog Öziç şöyle devam etti: “Doğum sonrası süreçte hormonlardaki hızlı düşüş annede kimyasal değişikliklere neden olur. Bu kimyasal değişikliklere ek olarak bebek sahibi olmak ile ilişkili soysal ve psikolojik değişiklikler anneyi olumsuz etkileyebilmektedir. Dolayısıyla bu belirtileri kişi uzun süre yaşadığını düşünüyorsa psikolog veya psikiyatrist tarafından uzman desteği almaya çalışmalıdır. Doğum sonrası psikoz ise postpartum psikoz olarak da geçmektedir, doğum sonrası dönemde ortaya çıkan psikiyatrik bozuklukların en şiddetlilerindendir. Doğum sonrası dönemde yüzde 0.1–0.2 oranında görülebilmektedir, görülme sıklığı çok düşüktür. Doğumdan sonraki 3-14. günlerde görülmekle birlikte yüzde 80’inde belirtiler ilk bir ay içinde ortaya çıkmaktadır. Ailede psikiyatrik hastalık öyküsü olanlarda risk daha fazladır. Gençlerde, primiparlarda ve daha önce ruhsal bozukluk öyküsü olanlarda daha sık görülmektedir. Kliniği yorgunluk uykusuzluk gibi belirtilerle başlayabilir. Sanrılar veya halüsinasyonlar gibi psikotik özellikler geliştirirse hasta bebeğe veya kendisine zarar verebilir. Bu nedenle böyle bir durumda muhakkak bir psikiyatriste başvurulmalıdır.”

Duygusal değişikliklerle baş etmenin 11 altın kuralı

Sorunlarla baş etmenin yollarından bahseden Öziçi açıklamasını şöyle tamamladı: “Doğum sonrası duygusal değişikliklerle baş edebilmek için 11 altın kuralı şöyle: Bazı günler iyi bazı günler kötü olabileceğinizin farkında olun, yakınlarınızdan yardım isteyin ve diğerlerine size nasıl yardımcı olabileceklerini iletin. Kendiniz ve bebeğiniz için beklentilerinizde gerçekçi olun. Kendinizi izole etmeyin aile ve arkadaşlarınızla iletişimde olun. Eşinizle birbirinize az ama öz vakit ayırmaya çalışın. Eskiden size iyi gelen şeyleri zamanınızı planlayarak yeniden yavaş yavaş uygulamaya başlayın. Bebeğiniz uyuduğunda siz de uyuyun ve dinlenmeye çalışın. Muhakkak beslenmenize dikkat edin. Kafeinden ve alkolden uzak durun. Dışarıya çıkıp yürüyüşler yapın, hava alın ve egzersizler yapın. Geçmişte ya da gelecekte olmayın; ‘şimdi ve burada’ olun. Yani o an neler yapıyorsanız sadece ona odaklanın. Jill Churcchıll’in müthiş sözü ‘Mükemmel bir anne olmak imkansızdır ancak iyi bir anne olmanın milyonlarca yolu vardır.’Sevgiyle kalın.”
Kaynak: İHA