CHP AB Temsilcisi Sevinç'ten AB'ye Üyelik Yorumu

CHP Avrupa Birliği (AB) Temsilcisi Kader Sevinç, Türkiye’nin AB’ye üyelik süreci ile ilgili, “Yeter ki Türkiye kendi ayağına kurşun sıkmasın, yeter ki Türkiye kendi içinde kavgalı olmasın. Kavgalı eve kız vermezler” dedi. Sevinç, Türk vatandaşlarının Avrupa’ya seyahatlerinde vize serbestisinin haziranda uygulanmaya başlanmasını ise gerçekçi görmediğini belirtti.

CHP AB Temsilcisi Sevinç'ten AB'ye Üyelik Yorumu
İzmir Ticaret Odası (İTO) Meclis Toplantısı, CHP Avrupa Birliği Temsilcisi ve Avrupalı Sosyal Demokrat Partileri’nin (PES) Yönetim Kurulu Üyesi Kader Sevinç’in katılımıyla yapıldı. Toplantıda AB-Türkiye ilişkilerinde mevcut durum, fırsatlar, riskler ve gelecek için yönelimler konusunda bir konuşma yapan Sevinç, Meclis üyelerinin “AB’ye girer miyiz?” sorusu üzerine, “Bu işin lokomotifi reformlar. Türkiye ilerici gündeme, ilerici iktidara, özgürlükçü anlayışa ne zaman hakim olacak, kapıda beklemek yerine kapıyı ne zaman açacak; Türkiye bu politikaları hayata geçirdiği, kendi ayağına kurşun sıkmadığı vakit AB sürecinde hızla ilerleyecektir. Küresel göstergeler Türkiye’nin önünü açmak yönünde. Ortam çok uygun. Yeter ki Türkiye kendi ayağına kurşun sıkmasın, yeter ki Türkiye kendi içinde kavgalı olmasın. Kavgalı eve kız vermezler. İçeride kavgalı ev olmamak gerekiyor” dedi.

Sevinç, Türk vatandaşlarının Avrupa’ya seyahatlerinde haziran ayında uygulamaya geçmesi beklenen vize serbestisi hakkında da haziran döneminde uygulanmasını gerçekçi görmediğini belirterek, “Vize konusu herhangi mesele değil, toplumsal onur meselesidir. Vize serbestisi ancak mülteci krizi ile gündeme geliyor” yorumunda bulundu.

“VİZE KONUSU TOPLUMSAL ONUR MESELESİDİR”

Sevinç, vize serbestesi konusunda ise şunları söyledi:

“4 Mayıs’ta Türkiye’nin vize serbestisi görüşmelerinin ilerleme raporu yayınlayacak. Şimdiden hükümet yüzde 50’den fazlasını yaptığını, AB yarısından azını yaptığını söylüyor. 72 tane kriter var. Bu alanda hükümet çok daha kapsayıcı, katılımcı olan süreci harekete geçirmeli. Vize konusu herhangi mesele değil, toplumsal onur meselesidir. Kendi ülke vatandaşları başka ülkenin konsolosluklarının kapısında iş insanlarımızın gördüğü muameleyi görüyorken, bunun birinci dış politika gündem maddesi yapılmamasını tahayyül edemiyorum fakat bunu yıllardır yaşıyoruz. Vize serbestisi ancak mülteci krizi ile gündeme geliyor. Bu meseleyi çok önceden çözmeliydi.”

“HAZİRAN AYINI GERÇEKÇİ GÖRMÜYORUM”

Vize serbestisi konusunun meşakkatli olduğunu, Türkiye’nin elinin güçlü olması için kendi üzerine düşeni yapması ve uluslararası alanda yumuşak gücünü kaybetmemesi gerektiğini ifade eden Sevinç, "Türkiye demokrasisiyle, uluslararası algısı ve itibarıyla gücünü ortaya koyarsa ilerlemesi kolay. İyi çalışılırsa fırsat olduğunu düşünüyorum. Haziran ayı gerçekçi görünmüyor. Olursa aşamalı olma ihtimali var” dedi.

Sevinç, meclis üyelerinin “Avrupa yan çizer mi?” sorusuna ise, “Avrupa’ya yan çizme alanı bırakmazsanız yan çizemez.

Avrupa ilkesellik üzerinden sıkıştırılırsa yapabileceği bir şey kalmaz” cevabını verdi.

“GÖZDEN IRAK ÜÇ BAŞLIK VAR”

AB sürecinde gözden ırak tutulan önemli üç başlık olduğunu kaydeden Sevinç, “Bu başlıklardan biri sosyal politika ve istihdam. Bu başlık daha iyi sosyal standartları, daha iyi çalışma standartlarını sağlar. Bunlar olmadığı için iş kazaları, kadın hakları alanında eksikler, çalışma yaşamının kredisi bakımından sorunlar yaşıyoruz. Diğer başlık kamu alımlarıdır. Devlet İhaleleri Yasası AB standartlarına uygun olmayınca işinizi hakkaniyetle yapmamanız demek. Aynı zamanda kamu kaynaklarının doğru kullanılmaması anlamına geliyor. Vergilerin iyi yönetilmemesi, adam kayırmacılık gibi sonuçlara yol açıyor. Kamu alımları başlığının açılması lazım. Önünde hiçbir engel yok. Üçüncü başlık, rekabet politikası başlığıdır. Bunun için demokrasiyle doğrudan bağlantı meseleleri Devlet Yargıları Yasası’nda AB standardı gerekiyor. Bunun olmaması, demokrasinin zemin kaybetmesi anlamına geliyor” dedi.

“TÜRKİYE AVRUPA’YI KRİZDEN ÇIKARACAK AKTÖR OLURDU”

Türkiye’deki iş dünyasının, yurttaşların, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının AB standartlarını fazlasıyla hak ettiğini söyleyen Sevinç, “O yüzden AB standartları bizim için minimum standart olmalı. Onların ötesine geçmemiz gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa’nın parlayan yıldızı olmalı. Bu mümkün. Türkiye Cumhuriyeti bugün içine düştüğü zorluklara düşmüş olmasa Avrupa’nın yaşadığı krizlerde onu krizden çıkaracak bir güç, oyunu değiştirecek bir aktör olurdu” diye konuştu.

“YENİ BİR AVRUPA’DAN BAHSEDİYORUZ”

AB sürecinde fırsatlar ve risklerin bulunduğunu, eğer süreç iyi yönetilirse her alanda Türkiye’nin kazanacağını kaydeden Sevinç, şöyle devam etti:

Türkiye henüz AB kriterlerini yerine getirmiş değil, hazır değil. Belki önümüzde başka bir Avrupa’ya entegrasyonla karşı karşıyayız. İkinci bir çemberin olacağı yeni bir Avrupa’dan bahsediyoruz. Bu, değişken bir geometrinin etkin yapısını iyi anlamamızı gerektiriyor. Bunlar soru işaretleri. Soru işareti olmayan gerçek; daha güçlü bir AB’yi gerekli kılıyor. AB güçlü olabilmek için daha geniş olabilmeli. Daha geniş bir AB; küresel rekabet ortamında geniş bir demokrasi, hukuk, pazar, sosyal standart, enerji ve güvenlikli bir alana sahip anlamına geliyor.”

“TÜRKİYE ARKASINDAN İTİLECEK BİR ÜLKE DEĞİL”

Kıbrıs konusunda barışçıl bir çözüm olursa Türkiye’nin AB sürecinde önemli bir yol katedeceğini de sözlerine ekleyen Sevinç, AB için Türkiye’nin önemiyle ilgili şöyle konuştu:

“AB tarafı son zamanlarda Türkiye’nin dışarıda kalmasının bedelini çeşitli şekillerde ödüyor. Türkiye arkasından itilecek bir ülke değil. Kapıyı çalmaktan vazgeçip kapıyı açıp içeri girmek, anahtarları saklamamak lazım. Türkiye kendi potansiyelinin farkında olarak bunun sorumluluğunu taşıyarak hareket etmelidir.”

TÜRKİYE KARŞITI LOBİLERİN YAPTIĞI PROPAGANDALAR

Türkiye’nin mevcut müzakere yönetim modeli ile bir yere gelemeyeceğini savunan Sevinç, bu modelin fazlasıyla merkezi, tek taraflı ve katılımcılığa açık olamayan bir yönetim modeli olduğunu ifade etti.

Meclis üyelerinin “AB olmazsa olmaz mı?” sorusuna Sevinç, “AB kendi iç sıkıntılarını aşamaz, daha iyi bir Avrupa olmaz, çıkış yolu bulamazsa öyle bir Avrupa’da işimiz yok. Biz güçlü Avrupa’nın üyesi olmak istiyoruz” cevabını verirken, “AB Hristiyan kulübü mü?” sorusuna karşılık da, hiçbir AB belgesinde bununla ilgili bir referans olmadığını, bunun Türkiye karşıtı lobilerin yaptığı propagandalar olduğunu söyledi.



“AB’NİN ÇÖKECEĞİ FİLAN YOK”

Soruları yanıtlamaya devam eden Sevinç, “AB’nin çökeceği filan yok. Önemli krizlerden güçlenerek çıkmayı başardı. Kedini de sorgulayıp dönüştürüyor” derken, “Türkiye’yi İzmirlileştirdikçe Türkiye AB sürecinde bir adım daha, hatta çok adım daha ilerlemiş olacak” ifadelerini kullandı.

“YAKLAŞIK 60 BİN KİŞİ İŞSİZ KALACAK”

Meclis toplantısında konuşan İTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş da, oda olarak ticaret, sanayi, turizm ve eğitim kenti İzmir için çaba gösterdiklerini belirtti.

Sanayi ile ilgili olarak yeni organize sanayi bölgesi yapacaklarını kaydeden Demirtaş, organize bölge için kültür balıkçılığı, hayvancılık organize bölgeleri kuracaklarını söyledi.

Türkiye ekonomisinin kesintisiz 25 çeyrektir büyüdüğünü hatırlatan Demirtaş, 2016 büyüme tahmininin yüzde 3,2’den yüzde 3,8’e yükseldiğini kaydetti.

Taşeron işçilerle ilgili de konuşan Demirtaş, "Taşeron işçilerin özel sözleşmeli personel olarak kamuda istihdam edilmesini sağlayacak düzenlemeye karşı değiliz ama diğer yandan kamuya bu hizmetleri veren özel sektör firmaları var. Bu işletmeler önemli makine ve ekipman yatırımları yapmış, bu nedenle kredi kullanmış, borçlanmış durumdalar. Birçok firma kapanacak. Firmaların merkezlerinde idari görevlerde çalışan yaklaşık 60 bin kişi işsiz kalacak. Çok yakında birçok firmanın iflas haberini duyacağız” uyarısında bulundu.
Kaynak: İHA