Türkiye'de Yılda 700 Bin Ton 'E-Atık' Oluşuyor

Bölgesel Çevre Merkezi Türkiye Direktörü Sayman: 'REC Türkiye'nin hesaplamalarına göre, Türkiye'de yaklaşık olarak yıllık 700 bin ton eatık oluşuyor. Her yıl kişi başı 9 kilogram, yaşantımız boyunca ise yarım tondan fazla elektronik atık üretmiş oluyoruz' 'eatıklar insan sağlığı ve çevre için zararlı kurşun, cıva, kadmiyum gibi ağır metaller ve çeşitli sera gazları içermektedir' 'Söz konusu atıklar, doğru biçimde toplanmadığı, geri kazanılmadığı ya da bertaraf edilmediği takdirde, içerdikleri tehlikeli maddeler toprak ve yer altı sularına karışarak doğal kaynakların yapısını bozmakta, eko sistemlerin doğal işleyişini tehdit etmekte ve çevreye geri döndürülemez zararlar vermektedir' 'Tesisler tarafından 2013'te toplam 9 bin 500 ton eatık işlenmiş. Bu rakam ülkemizde oluşan eatığın yaklaşık yüzde 2'sine denk geliyor. Geriye kalan yüzde 98'lik kısım ise kayıt dışı şekilde toplanıyor ve çoğunlukla AB standartlarının altında bertaraf ediliyor'

YILDIZ NEVİN GÜNDOĞMUŞ - Bölgesel Çevre Merkezi (REC) Türkiye Direktörü Rifat Ünal Sayman, Türkiye'de yılda yaklaşık 700 bin ton Atık Elektrikli ve Elektronik Eşya (AEEE) oluştuğunu bildirdi.

Sayman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, AEEE'lerin elektronik atık (e-atık) olarak da adlandırıldığını belirtti. Türkiye'de ve dünyada e-atıkların yaklaşık yüzde 60'ını çamaşır, bulaşık makineleri ile klima ve buzdolabı gibi sıcaklık kontrol cihazlarının oluşturduğuna dikkati çeken Sayman, bunların dışında televizyon, bilgisayar monitörleri, küçük ev aletleri, cep telefonu, diz üstü bilgisayar gibi bilişim ekipmanları ve aydınlatma ürünlerinin de e-atıklarda önemli yer tuttuğunu söyledi.

Sayman, 'REC Türkiye'nin hesaplamalarına göre Türkiye'de yaklaşık olarak yıllık 700 bin ton e-atık oluşuyor. Her yıl, kişi başı 9 kilogram, yaşantımız boyunca ise yarım tondan fazla AEEE üretmiş oluyoruz.' dedi.

İstanbul ve Ankara gibi gelişmiş şehirlerde bu rakamın çok daha yüksek olduğunu ifade eden Sayman, atık miktarının, nüfus ve milli gelire paralel olarak sürekli arttığına işaret etti.

- 'e-atıkların yüzde 98'i kayıtdışı toplanıyor'

Türkiye'de e-atıkların değerlendirilmesi için 2014 itibariyle faaliyet gösteren 41 lisanslı işleme tesisi bulunduğunu anlatan Sayman, 'Bu tesisler tarafından 2013'te toplam 9 bin 500 ton e-atık işlenmiş. Bu rakam ülkemizde oluşan e-atığın yaklaşık yüzde 2'sine denk geliyor. Geriye kalan yüzde 98'lik kısım ise kayıt dışı şekilde toplanıyor ve çoğunlukla AB standartlarının altında bertaraf ediliyor' diye konuştu.

Sokak toplayıcılarının, e-atıkların büyük bir bölümünü topladıklarına işaret eden Sayman, 'Sokak toplayıcılarından AEEE satın alan lisanssız tesisler (ardiyeler ve hurdacılar) de kayıt dışı işleme gerçekleştiriyor. Bu durum AEEE yönetim sisteminin düzgün çalışmamasına sebep oluyor' dedi.

Sayman, kayıt dışı ile etkin bir mücadele için e-atık yönetiminin bütün aşamalarında ilgili paydaşların hesap verebilir ve şeffaf hale getirilmesini, kayıt dışı tesisler üzerinde denetim ve yaptırımlar ile kamu yönetiminde ilgili personel sayısının artırılmasını istedi.

- 'Eko sistemlerin doğal işleyişini tehdit ediyor'

Sayman, e-atıkların insan sağlığı ve çevre için zararlı kurşun, cıva, kadmiyum gibi ağır metaller ve çeşitli sera gazları içerdiğini aktararak şöyle devam etti:

'Söz konusu atıklar, doğru biçimde toplanmadığı, geri kazanılmadığı ya da bertaraf edilmediği takdirde, içerdikleri tehlikeli maddeler toprak ve yer altı sularına karışarak, doğal kaynakların yapısını bozmakta, eko sistemlerin doğal işleyişini tehdit etmekte ve çevreye geri döndürülemez zararlar vermektedir. Standart altı gerçekleştirilen geri dönüşüm işlemleri sırasında ortaya çıkan uçucu maddelerin solunması bu işlemleri gerçekleştiren çalışanların sağlığını doğrudan, genel insan sağlığını ise dolaylı olarak etkilemektedir. e-atıklar, AB standartlarında geri kazanılırsa çevreye ve insan sağlığına yönelik riskler asgariye indirilebilir. Bu yüzden üreticilerin, tüketicilerin ve ilgili tüm paydaşların e-atıkların etkili ve sürdürülebilir yönetimi için üzerilerine düşen sorumlulukları yerine getirmeleri önemli.'

Sayman, ayrıca geri dönüştürülen e-atıklardan elde edilen ikincil ham maddelerin üretimde tekrar kullanılmasının ve doğadan yeni ham madde çıkartılma ihtiyacını azalttığını, döngüsel ekonomiye geçişe katkı sağlayacağını vurguladı.

- 'AEEE Kontrolü Yönetmeliği'

AB uyum süreci kapsamında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, 2012'de AEEE Kontrolü Yönetmeliği'nin yayımlandığını hatırlatan Sayman, Avrupa Birliği'nin AEEE direktifini yeni hedeflerle revize ettiğini ve güncellenen direktifin yeni dönem başlangıcının 2016 olduğunu aktardı. Sayman, 'Buna göre, üye devletler piyasaya sürülen elektrikli ve elektronik eşyanın (EEE) yüzde 45'inin toplanmasını sağlamakla yükümlü. Bu hedef 2019 yılında yüzde 65'e yükselecek. Türkiye'nin de politikalarının orta vadede buna uyumlu hale getirilmesini, bu kapsamda yönetmeliğin 2016 yılında gözden geçirilmesini bekliyoruz.' diye konuştu.

- 'Koordinasyon Merkezi kurulsun'

Bu konuda Türkiye'nin yapması ve alması gereken önlemlere ilişkin önerilerini dile getiren Sayman, EEE tasarımı ve AEEE geri dönüşümüne ilişkin AR-GE çalışmalarına fon ayrılması, yeni yatırımların teşvik edilmesi, yetkilendirilmiş kuruluş çalışmalarının tamamlanması ve bu kuruluşların atığa erişimini yönetecek Koordinasyon Merkezi kurulmasının yeniden gündeme alınması gerektiğini söyledi.

Oluşan AEEE ile geçmiş yılların piyasaya sürülen EEE miktarı dikkate alınarak her yıl bir hesap yapılmasının da gerekli olduğunu ifade eden Sayman, bunun için de kayıt sisteminin güçlendirilmesini, sistemin şeffaf hale getirilerek piyasaya sürülenlerin tamamının sisteme dahil edilmesi gerektiğini anlattı.

Belediyelerin atık getirme merkezleri kurması ve toplanan e-atıkları yetkilendirilmiş kuruluşlara belli bir tarife üzerinden teslim ekmesi gerektiğini vurgulayan Sayman, tüketicilerin ağır AEEE'lerini evlerinden ücretsiz teslim edebilmesi gerektiğine de işaret etti.

Sayman, e-atıkların, evsel atıklara karışarak düzenli depolamaya gitmesinin kesin olarak engellenmesi ve servislerin sürece dahil edilmesi gerektiğini de kaydetti.
Kaynak: AA