Müslüman Kadınlar Zirvesi Hazırlık Toplantısı
TASAM Başkanı Şensoy: 'Bugün İslam dünyasında yaşadığımız kaos, fitne ve iç savaşın temeli, aslında mikro milliyetçilik. Mikro milliyetçilik, her türlü farklılığın derinleştirilmesi ve ortaya çıkarılmasıdır. Bu, mezhep, etnik köken ya da daha farklı yapılar olabilir. Mikro milliyetçilik konusunda Türkiye'nin de çok büyük riskleri var' 'Mikro milliyetçiliğin yıkıcı etkilerinin azaltılması ve hayatın yönetilebilir olması açısından da kadınlara ve onların kurumsal çalışmalarına çok büyük ihtiyacımız var'
Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) Başkanı Süleyman Şensoy, bugün İslam dünyasında yaşanan kaos, fitne ve iç savaşın temelinin mikro milliyetçilik olduğunu belirterek, 'Mikro milliyetçilik, her türlü farklılığın derinleştirilmesi ve ortaya çıkarılmasıdır. Bu, mezhep, etnik köken ya da daha farklı yapılar olabilir. Mikro milliyetçilik konusunda Türkiye'nin de çok büyük riskleri var' dedi.
Şensoy, Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da 25-27 Mart tarihlerinde gerçekleştirilecek 'Uluslararası Müslüman Kadınlar Zirvesi'nin hazırlık toplantısında yaptığı konuşmada, zirvenin, küresel öncelikte büyük bir organizasyon olmasının öngörüldüğünü söyledi.
Etkinliğe 5 bin kişinin katılmasının beklendiğini ifade eden Şensoy, zirve konusunda birtakım endişelerinin bulunduğunu, bunlardan birisinin kapsayıcılık olduğunu aktardı.
Süleyman Şensoy, konuşmasını şöyle sürdürdü:
'Siyasi ya da ideolojik açmaza girmeden İslam'ın temel değerleriyle uyumlu ve mümkün olan en kapsayıcı şekilde insanların bir araya gelmesi önceleniyor. İkincisi, sürdürülebilirlik, üçüncüsü stratejik vizyon. Yani ne tür önceliklerle yapılacağı ve stratejik vizyon içerisinde bugün İslam dünyasının içerisinde bulunduğu kaos ve fitne ortamı başta olmak üzere İslam dünyasının refah ve zenginliğiyle entegrasyonu için kadın eliyle neler yapılabileceği noktasında, bir stratejik vizyon geliştirmeye olan ihtiyacın altını çiziyoruz. Dördüncüsü, yüksek temsil. Burada hem kendi aramızda hem İslam dünyasında hem de dünyanın geri kalanında saygı uyandıracak, yüksek birliktelik beklentisi içerisinde hareket edilmesi. Beşincisi, siyaset üstü kalınması, altıncısı güçlü bir içerik ve kurumsallaşma, yedincisi ise ortaklıklar.'
Zirveye ilk yıl için güçlü bir katılım olmasının yararlı olacağını dile getiren Şensoy, Doğu ile Batı arasındaki rekabetin çok sofistike araçlarla yürüdüğünü anlattı.
Son 8 yıldır mikro milliyetçilik, entegrasyon ve öngörülemezlik parametrelerinin dünyayı savurduğu bir dönemde olduklarını dile getiren Şensoy, mikro milliyetçiliğin sonuçlarının hep İslam dünyasında başladığını aktardı.
Yaşanan ulus devletleşme süreciyle 20. yüzyılın başında dünyada yaklaşık 20 devlet bulunurken, bugün Birleşmiş Milletler'de (BM) 194 üyenin olduğunu kaydeden Şensoy, bunların çoğunun yüzyılın ilk yarısında gerçekleştiğini bildirdi.
Gelinen noktada 3 temel rekabet enstrümanından birisinin mikro milliyetçilik olduğunu vurgulayan Şensoy, 'Bugün İslam dünyasında yaşadığımız kaos, fitne ve iç savaşın temeli, aslında mikro milliyetçilik. Mikro milliyetçilik, her türlü farklılığın derinleştirilmesi ve ortaya çıkarılmasıdır. Bu, mezhep, etnik köken ya da daha farklı yapılar olabilir. Mikro milliyetçilik konusunda Türkiye'nin de çok büyük riskleri var. Şu anda yaşadığımız olayları biliyorsunuz. Bazı sıcak çatışma olan, her gün asker ve polis şehit verdiğimiz olaylar yaşıyoruz' diye konuştu.
TASAM Başkanı Şensoy, Türkiye'nin güçlü altyapısıyla bunların üstesinden gelmeye çalıştığını ancak altyapısı Türkiye kadar güçlü olmayan birçok ülkenin bu süreçte savrulduğunu anlatarak, sözlerine şöyle devam etti:
'Mikro milliyetçiliğin yıkıcı etkilerinin azaltılması ve hayatın yönetilebilir olması açısından da kadınlara ve onların kurumsal çalışmalarına çok büyük ihtiyacımız var. Önümüzdeki 10 yılda yapacaklarımız, yüzyılın kalanında nerede olacağımızı belirleyecek. Dolayısıyla biraz daha kıpırdanmaya ve daha kapsayıcılığa ihtiyacımız olduğu bir dönemdeyiz. Hem ülkeler arasında hem de İslam dünyasında sağlanacak entegrasyonun, ekonomik, sosyal, kültürel, güvenlik, savunma ve birçok açıdan geri dönüşü olacak. Bir de soğuk savaş döneminden kalma kalıplara takılmamamız gerekiyor. Yani hiçbir ülkeyle ilişkilerin siyah ve beyaz olmasını ya da düşmanlık veya dostluk olmasını beklemek gibi bir lüksümüz yok. Çünkü her ülkenin öncelikleri ve hayatta kalmak için önceleme oldukları konular var. Örneğin İran-Türkiye ilişkileri mutlaka yüksek rekabet ve iş birliği içinde yürümek zorunda.'
Toplantıya, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürü Gülser Ustaoğlu'nun yanı sıra akademisyenler, gazeteciler, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da 25-27 Mart'ta yapılacak Uluslararası Müslüman Kadınlar Zirvesi'nde kadınların inisiyatif kazanması ve güçlenmesi adına dünyada öne çıkan Müslüman kadınları bir araya getirerek, deneyimlerini ve fikirlerini paylaşmaları için bir platform oluşturulması amaçlanıyor.
Kaynak: AA
Şensoy, Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da 25-27 Mart tarihlerinde gerçekleştirilecek 'Uluslararası Müslüman Kadınlar Zirvesi'nin hazırlık toplantısında yaptığı konuşmada, zirvenin, küresel öncelikte büyük bir organizasyon olmasının öngörüldüğünü söyledi.
Etkinliğe 5 bin kişinin katılmasının beklendiğini ifade eden Şensoy, zirve konusunda birtakım endişelerinin bulunduğunu, bunlardan birisinin kapsayıcılık olduğunu aktardı.
Süleyman Şensoy, konuşmasını şöyle sürdürdü:
'Siyasi ya da ideolojik açmaza girmeden İslam'ın temel değerleriyle uyumlu ve mümkün olan en kapsayıcı şekilde insanların bir araya gelmesi önceleniyor. İkincisi, sürdürülebilirlik, üçüncüsü stratejik vizyon. Yani ne tür önceliklerle yapılacağı ve stratejik vizyon içerisinde bugün İslam dünyasının içerisinde bulunduğu kaos ve fitne ortamı başta olmak üzere İslam dünyasının refah ve zenginliğiyle entegrasyonu için kadın eliyle neler yapılabileceği noktasında, bir stratejik vizyon geliştirmeye olan ihtiyacın altını çiziyoruz. Dördüncüsü, yüksek temsil. Burada hem kendi aramızda hem İslam dünyasında hem de dünyanın geri kalanında saygı uyandıracak, yüksek birliktelik beklentisi içerisinde hareket edilmesi. Beşincisi, siyaset üstü kalınması, altıncısı güçlü bir içerik ve kurumsallaşma, yedincisi ise ortaklıklar.'
Zirveye ilk yıl için güçlü bir katılım olmasının yararlı olacağını dile getiren Şensoy, Doğu ile Batı arasındaki rekabetin çok sofistike araçlarla yürüdüğünü anlattı.
Son 8 yıldır mikro milliyetçilik, entegrasyon ve öngörülemezlik parametrelerinin dünyayı savurduğu bir dönemde olduklarını dile getiren Şensoy, mikro milliyetçiliğin sonuçlarının hep İslam dünyasında başladığını aktardı.
Yaşanan ulus devletleşme süreciyle 20. yüzyılın başında dünyada yaklaşık 20 devlet bulunurken, bugün Birleşmiş Milletler'de (BM) 194 üyenin olduğunu kaydeden Şensoy, bunların çoğunun yüzyılın ilk yarısında gerçekleştiğini bildirdi.
Gelinen noktada 3 temel rekabet enstrümanından birisinin mikro milliyetçilik olduğunu vurgulayan Şensoy, 'Bugün İslam dünyasında yaşadığımız kaos, fitne ve iç savaşın temeli, aslında mikro milliyetçilik. Mikro milliyetçilik, her türlü farklılığın derinleştirilmesi ve ortaya çıkarılmasıdır. Bu, mezhep, etnik köken ya da daha farklı yapılar olabilir. Mikro milliyetçilik konusunda Türkiye'nin de çok büyük riskleri var. Şu anda yaşadığımız olayları biliyorsunuz. Bazı sıcak çatışma olan, her gün asker ve polis şehit verdiğimiz olaylar yaşıyoruz' diye konuştu.
TASAM Başkanı Şensoy, Türkiye'nin güçlü altyapısıyla bunların üstesinden gelmeye çalıştığını ancak altyapısı Türkiye kadar güçlü olmayan birçok ülkenin bu süreçte savrulduğunu anlatarak, sözlerine şöyle devam etti:
'Mikro milliyetçiliğin yıkıcı etkilerinin azaltılması ve hayatın yönetilebilir olması açısından da kadınlara ve onların kurumsal çalışmalarına çok büyük ihtiyacımız var. Önümüzdeki 10 yılda yapacaklarımız, yüzyılın kalanında nerede olacağımızı belirleyecek. Dolayısıyla biraz daha kıpırdanmaya ve daha kapsayıcılığa ihtiyacımız olduğu bir dönemdeyiz. Hem ülkeler arasında hem de İslam dünyasında sağlanacak entegrasyonun, ekonomik, sosyal, kültürel, güvenlik, savunma ve birçok açıdan geri dönüşü olacak. Bir de soğuk savaş döneminden kalma kalıplara takılmamamız gerekiyor. Yani hiçbir ülkeyle ilişkilerin siyah ve beyaz olmasını ya da düşmanlık veya dostluk olmasını beklemek gibi bir lüksümüz yok. Çünkü her ülkenin öncelikleri ve hayatta kalmak için önceleme oldukları konular var. Örneğin İran-Türkiye ilişkileri mutlaka yüksek rekabet ve iş birliği içinde yürümek zorunda.'
Toplantıya, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürü Gülser Ustaoğlu'nun yanı sıra akademisyenler, gazeteciler, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da 25-27 Mart'ta yapılacak Uluslararası Müslüman Kadınlar Zirvesi'nde kadınların inisiyatif kazanması ve güçlenmesi adına dünyada öne çıkan Müslüman kadınları bir araya getirerek, deneyimlerini ve fikirlerini paylaşmaları için bir platform oluşturulması amaçlanıyor.
