Başbakan Davutoğlu Açıklaması (6)
"Önemli olan halkımızın bütün bu zorlu süreçte kendisine güvenmesi ve komşusunu, eşini, dostunu kucaklayarak sokaklarda birbirine selam vererek, hiçbir şekilde provokasyona kapılmadan milli birliğimizi, kardeşliğimizi tahkim etmesi"
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Önemli olan halkımızın bütün bu zorlu süreçte kendisine güvenmesi ve komşusunu, eşini, dostunu kucaklayarak sokaklarda birbirine selam vererek, hiçbir şekilde provokasyona kapılmadan milli birliğimizi, kardeşliğimizi tahkim etmesi" dedi.
A Haber'de "Gündem Özel" programında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Davutoğlu, "Suriye'de güvenli bölge veya temizlenmiş bölge terminolojisi söz konusuydu, bu konuda bir gelişme var mı? İngiltere Başbakanı gerekirse oraya asker göndermekten bahsetti. Bunu nasıl değerlendirdiniz? Suriye bağlamında bu bölge ne zaman gerçekleşecek?" sorusu üzerine, "güvenli bölge" kavramını savaşın başlarında mülteci akımını engelleyecek bir tedbir olarak gündeme getirdiklerini anlattı.
Güvenli bölgenin, Suriye halkının barış içinde yaşamasını sağlayacağını, mülteci akımlarını engelleyeceğini ve zamanla da çatışmalar durdukça Suriye halkının kendi köylerini, sokaklarını sahiplenmesini mümkün kılacağını aktaran Davutoğlu, şöyle devam etti:
"DAEŞ bir yeri nasıl ele geçiriyor? Bir kasaba rejim saldırılarından, yaptığı etkiden kaçıp tamamen boşalıyor yani Türkiye'ye geliyor bir mülteci grup olarak. Boşalan yere de DAEŞ geliyor. Eğer halk orada yaşıyor olsa kendi köyüne, kasabasına sahip çıkacak. İşte böyle bir alanın oluşması Türkiye sınırlarının DAEŞ tehdidinden tümüyle uzaklaştırılması için Azez-Cerablus arasında özgür Suriye ordusu ve ılımlı muhalefet unsurları tarafından denetim altında olacak bir bölgenin mecburiyeti birçok açılardan fayda sağlar ama yetmez. Bunun mümkün olan en geniş alanda uygulanması lazım. Şu anda o bölgedeki DAEŞ'e yapılan hava harekatlarında bu neticenin alınacağını ümit ediyoruz."
Bunun kısa vadede hayata geçirilecek bir şey olmadığını dile getiren Davutoğlu, "Çetin bir iş bu, kolay değil. Sürekli olarak hava harekatıyla oranın korunmasının sağlanması lazım ama üzerinde çalışmalar devam ediyor" diye konuştu.
- "Çözüm Süreci kamu düzeninin alternatifi değil"
MHP'nin çözüm sürecini başlatanlar hakkında suç duyurusunda bulunacağına dair haberlere, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çözüm sürecini "buzdolabında" olarak değerlendirmesine ve kısa vadede çözüm sürecinin yeniden başlamasının mümkün olup olmadığına dair de Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Çözüm süreci 2012 yılı Aralık ayı ve 2013 yılı Ocak ayı gibi başladı. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi 2009 yılında Demokratik Açılım ise 2005 yılında başladı. Bunların her biri bir diğerinin önünü açan çalışmalardı ve şu temel varsayıma dayanıyordu, 'Türkiye'de demokratik alan genişlerse terör alanı daralır. Özgürlüklerin genişlemesi güvenlik alanını da tahkim eder' bunların yanlış olduğu kanaatinde değilim. Uzun dönemli barış ancak demokrasiyle gelir. Uzun dönemli kamu düzeni ve istikrarı ancak demokrasiyle sağlanır.
Otoriter eğilimlerde uzun dönemli bir barışı, uzun dönemli bir demokrasiyi teminat altına almak mümkün değil. Yani bu bir 12 Eylül mantığı. Bizim 12 Eylül ve 28 Şubat mantığına, yasaklayıcı zihniyete karşı Çözüm Süreci'nde de gündeme gelen en önemli hususumuz herkesin kendi örfünü, dilini, kendi inandığı düşünceleri istediği gibi yaşayabilmesini sağlayacak demokratikleşmenin önünü açmak. Yoksa Çözüm Süreci kamu düzeninin alternatifi değil. Çözüm Süreci 'şurada silahlar stoklansın, başka bir yerde şöyle bir yapılanma olsun' buna izin veren, cevaz veren bir süreç değil ama Çözüm Süreci'nin iyi niyetli oluşturduğu demokratik ortamı istismar eden bölücü terör örgütü unsurları var. Bu istismar bittiğinde ve kamu düzeni gerçek anlamıyla hayata geçirildiğinde hiç merak edilmesin, Türkiye'de demokratikleşme çabaları hiç durmadan, eskiden olduğu gibi devam eder ve Türkiye nihai olarak bütün bu sorunlarına ancak ve ancak demokratik araçlarla, karşılıklı olarak konuşarak ve ülkenin ekonomik ve sosyal anlamda refahını arttırarak sağlar."
"HDP o süreç içinde muhatap olarak alınabilir mi?" sorusuna Davutoğlu, "HDP demokrasi muhatabı olarak alındığında, işte ben 14 Temmuz'da kendilerini ziyaret ettim. Yani seçim sonrasında. Daha önce de görüştüm. HDP nihayet yüzde 13,5 oyu bizim vatandaşlarımızdan aldı. Biz her zaman söyleriz, kim hangi vatandaş gurubumuz hangi partiye oy vermiş olursa olsun vatandaşımızın oyu saygındır ama bu HDP'nin 80 milletvekili Meclis'e soktuktan sonra ortaya koyduğu antidemokratik ve terörü cevaz veren yaklaşımını onaylamak anlamına gelmez" şeklinde cevap verdi.
- "Biz her zaman meşruiyetin, hukuk düzeninin yanında yer aldık"
"Türkiye seçimlere gidiyor, siz seçimlerin güven içinde yapılacağını belirttiniz. Seçimlerle ilgili anket sonuçlarınız var mı?" sorusu üzerinde de Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Tabiki sürekli bu anketler yapılıyor. Bu anlamda Türkiye'de seçime giderken genel temayül oyların büyük partilere doğru, yani istikrara doğru yönelmesi yani genel eğilimi söylüyorum. Bu anlamda da Türkiye'de 12 yıllık bir istikrarı gerçekleştiren parti olarak, AK Parti'ye dönük olarak anketlerde bir artış trendi var ama biz bunun daha da tek parti iktidara gidecek şekilde güçlendirilmesi için de elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz. Onun için seçim güvenliğinin teminat altına alınması önemli. Biz her zaman meşruiyetin, hukuk düzeninin yanında yer aldık, inşallah kongremizde de erken seçim startını da bir anlamda vermiş olacağız.
Bir demokrasi şöleni demek istiyorum ama tabiki ağır başlı bir kongre olacak. Şehitlerimizin ve yürüttüğümüz mücadelenin doğal bir sonucu olarak, inşallah kongremizi yaptıktan sonra erken seçim süreci etrafında hem parti olarak çalışmalarımızı arttıracağız hem de hükümet olarak seçim güvenliğini sağlayacak şekilde ve bütün partilere propaganda imkanı ve vatandaşlarımıza oy kullanma imkanı en güvenli şartta verecek şekilde sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. Hiç kimsenin tereddüdü olmasın. Türkiye çok zor şartlarda geçmişte seçim gerçekleştirmiştir. Türkiye'de, Türk demokrasisi kuvvetli, güçlü bir demokrasidir."
Geceyi gündüze katarak, sürekli bir takip içinde olduklarını belirten Davutoğlu, "Önemli olan halkımızın bütün bu zorlu süreçte kendisine güvenmesi ve komşusunu, eşini, dostunu kucaklayarak sokaklarda birbirine selam vererek, hiçbir şekilde provokasyona kapılmadan milli birliğimizi, kardeşliğimizi tahkim etmesi. Bu anlamda da onu temsil eden AK Parti'ye, anayasal bir sorumluluk yürüten hükümetimize ve bu çerçevede görev ifa eden güvenlik birimlerimize güven duymalarıdır" değerlendirmesinde bulundu.
(Bitti)
Kaynak: AA
A Haber'de "Gündem Özel" programında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Davutoğlu, "Suriye'de güvenli bölge veya temizlenmiş bölge terminolojisi söz konusuydu, bu konuda bir gelişme var mı? İngiltere Başbakanı gerekirse oraya asker göndermekten bahsetti. Bunu nasıl değerlendirdiniz? Suriye bağlamında bu bölge ne zaman gerçekleşecek?" sorusu üzerine, "güvenli bölge" kavramını savaşın başlarında mülteci akımını engelleyecek bir tedbir olarak gündeme getirdiklerini anlattı.
Güvenli bölgenin, Suriye halkının barış içinde yaşamasını sağlayacağını, mülteci akımlarını engelleyeceğini ve zamanla da çatışmalar durdukça Suriye halkının kendi köylerini, sokaklarını sahiplenmesini mümkün kılacağını aktaran Davutoğlu, şöyle devam etti:
"DAEŞ bir yeri nasıl ele geçiriyor? Bir kasaba rejim saldırılarından, yaptığı etkiden kaçıp tamamen boşalıyor yani Türkiye'ye geliyor bir mülteci grup olarak. Boşalan yere de DAEŞ geliyor. Eğer halk orada yaşıyor olsa kendi köyüne, kasabasına sahip çıkacak. İşte böyle bir alanın oluşması Türkiye sınırlarının DAEŞ tehdidinden tümüyle uzaklaştırılması için Azez-Cerablus arasında özgür Suriye ordusu ve ılımlı muhalefet unsurları tarafından denetim altında olacak bir bölgenin mecburiyeti birçok açılardan fayda sağlar ama yetmez. Bunun mümkün olan en geniş alanda uygulanması lazım. Şu anda o bölgedeki DAEŞ'e yapılan hava harekatlarında bu neticenin alınacağını ümit ediyoruz."
Bunun kısa vadede hayata geçirilecek bir şey olmadığını dile getiren Davutoğlu, "Çetin bir iş bu, kolay değil. Sürekli olarak hava harekatıyla oranın korunmasının sağlanması lazım ama üzerinde çalışmalar devam ediyor" diye konuştu.
- "Çözüm Süreci kamu düzeninin alternatifi değil"
MHP'nin çözüm sürecini başlatanlar hakkında suç duyurusunda bulunacağına dair haberlere, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çözüm sürecini "buzdolabında" olarak değerlendirmesine ve kısa vadede çözüm sürecinin yeniden başlamasının mümkün olup olmadığına dair de Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Çözüm süreci 2012 yılı Aralık ayı ve 2013 yılı Ocak ayı gibi başladı. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi 2009 yılında Demokratik Açılım ise 2005 yılında başladı. Bunların her biri bir diğerinin önünü açan çalışmalardı ve şu temel varsayıma dayanıyordu, 'Türkiye'de demokratik alan genişlerse terör alanı daralır. Özgürlüklerin genişlemesi güvenlik alanını da tahkim eder' bunların yanlış olduğu kanaatinde değilim. Uzun dönemli barış ancak demokrasiyle gelir. Uzun dönemli kamu düzeni ve istikrarı ancak demokrasiyle sağlanır.
Otoriter eğilimlerde uzun dönemli bir barışı, uzun dönemli bir demokrasiyi teminat altına almak mümkün değil. Yani bu bir 12 Eylül mantığı. Bizim 12 Eylül ve 28 Şubat mantığına, yasaklayıcı zihniyete karşı Çözüm Süreci'nde de gündeme gelen en önemli hususumuz herkesin kendi örfünü, dilini, kendi inandığı düşünceleri istediği gibi yaşayabilmesini sağlayacak demokratikleşmenin önünü açmak. Yoksa Çözüm Süreci kamu düzeninin alternatifi değil. Çözüm Süreci 'şurada silahlar stoklansın, başka bir yerde şöyle bir yapılanma olsun' buna izin veren, cevaz veren bir süreç değil ama Çözüm Süreci'nin iyi niyetli oluşturduğu demokratik ortamı istismar eden bölücü terör örgütü unsurları var. Bu istismar bittiğinde ve kamu düzeni gerçek anlamıyla hayata geçirildiğinde hiç merak edilmesin, Türkiye'de demokratikleşme çabaları hiç durmadan, eskiden olduğu gibi devam eder ve Türkiye nihai olarak bütün bu sorunlarına ancak ve ancak demokratik araçlarla, karşılıklı olarak konuşarak ve ülkenin ekonomik ve sosyal anlamda refahını arttırarak sağlar."
"HDP o süreç içinde muhatap olarak alınabilir mi?" sorusuna Davutoğlu, "HDP demokrasi muhatabı olarak alındığında, işte ben 14 Temmuz'da kendilerini ziyaret ettim. Yani seçim sonrasında. Daha önce de görüştüm. HDP nihayet yüzde 13,5 oyu bizim vatandaşlarımızdan aldı. Biz her zaman söyleriz, kim hangi vatandaş gurubumuz hangi partiye oy vermiş olursa olsun vatandaşımızın oyu saygındır ama bu HDP'nin 80 milletvekili Meclis'e soktuktan sonra ortaya koyduğu antidemokratik ve terörü cevaz veren yaklaşımını onaylamak anlamına gelmez" şeklinde cevap verdi.
- "Biz her zaman meşruiyetin, hukuk düzeninin yanında yer aldık"
"Türkiye seçimlere gidiyor, siz seçimlerin güven içinde yapılacağını belirttiniz. Seçimlerle ilgili anket sonuçlarınız var mı?" sorusu üzerinde de Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Tabiki sürekli bu anketler yapılıyor. Bu anlamda Türkiye'de seçime giderken genel temayül oyların büyük partilere doğru, yani istikrara doğru yönelmesi yani genel eğilimi söylüyorum. Bu anlamda da Türkiye'de 12 yıllık bir istikrarı gerçekleştiren parti olarak, AK Parti'ye dönük olarak anketlerde bir artış trendi var ama biz bunun daha da tek parti iktidara gidecek şekilde güçlendirilmesi için de elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz. Onun için seçim güvenliğinin teminat altına alınması önemli. Biz her zaman meşruiyetin, hukuk düzeninin yanında yer aldık, inşallah kongremizde de erken seçim startını da bir anlamda vermiş olacağız.
Bir demokrasi şöleni demek istiyorum ama tabiki ağır başlı bir kongre olacak. Şehitlerimizin ve yürüttüğümüz mücadelenin doğal bir sonucu olarak, inşallah kongremizi yaptıktan sonra erken seçim süreci etrafında hem parti olarak çalışmalarımızı arttıracağız hem de hükümet olarak seçim güvenliğini sağlayacak şekilde ve bütün partilere propaganda imkanı ve vatandaşlarımıza oy kullanma imkanı en güvenli şartta verecek şekilde sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. Hiç kimsenin tereddüdü olmasın. Türkiye çok zor şartlarda geçmişte seçim gerçekleştirmiştir. Türkiye'de, Türk demokrasisi kuvvetli, güçlü bir demokrasidir."
Geceyi gündüze katarak, sürekli bir takip içinde olduklarını belirten Davutoğlu, "Önemli olan halkımızın bütün bu zorlu süreçte kendisine güvenmesi ve komşusunu, eşini, dostunu kucaklayarak sokaklarda birbirine selam vererek, hiçbir şekilde provokasyona kapılmadan milli birliğimizi, kardeşliğimizi tahkim etmesi. Bu anlamda da onu temsil eden AK Parti'ye, anayasal bir sorumluluk yürüten hükümetimize ve bu çerçevede görev ifa eden güvenlik birimlerimize güven duymalarıdır" değerlendirmesinde bulundu.
(Bitti)
