Davutoğlu Bilim İnsanlarına Seslendi
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dolmabahçe Ofisi’nde yurtdışındaki Türk bilim adamları adına düzenlenen yemekte yaptığı konuşmada, "Eğer biz Türkiye’yi dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına sokacaksak, eğer biz Türkiye’yi dünyanın yükselen güçleri arasında hakkettiği yere getireceksek bunun olmazsa olmaz şartı bilim insanlarının buraya doğru yönlerini dönmesidir. Bizim görevimiz sizlere bu imkanı sağlamak" dedi.

"Coğrafi olarak merkezi bir coğrafyadayız" diyen Davutoğlu, "Dolayısıyla bilimsel akışların ve bilim adamı akışının doğal olarak bu merkezi bölgeden istifade etmesini bekleriz. Ve yine ekonomik olarak son derece önemli bir coğrafyadayız. Etrafınızdaki şehirlere baktığınızda bu şehirler ya ekonomik sıkıntılar sebebiyle ya da siyasi çalkantılarla düşüş göstermektedirler. Çok iddialı bir şekilde söylüyorum Asya ve Avrasya kıtası içinde son 15 yıl içerisinde en hızlı yükselen ve işte neden dünyanın en büyük 3. havalimanına ihtiyaç hissediyorsak bunu altyapısını geliştiren şehir İstanbul’dur. Bu bizim ülkemizin ekonomik, kültürel, entelektüel bir dinamizmi gösteren bir varlıktır. O zaman bizim planlamamızı yaparken ait olduğumuz bu ülke ile bağlarımızı hiç koparmadan şahsi bilimsel faaliyetlerimizle ülkemizin makro stratejik planda sahip olduğu yeni konum arasında irtibat kurmak gibi hani bilimsel olmak yanında ahlaki bir sorumluluğumuz da var" şeklinde konuştu.
Davutoğlu, salondakilere hitaben “Ben böyle güzide bir topluluğun bu topraklardan yetişmiş olmasından dolayı büyük bir mutluluk diliyorum. Anadolu’nun hemen hemen her yerinde doğmuş olan arkadaşımız var. Belki çok zor şartlarda Aziz Sancar hocamız gibi eğitimini almış, Türkiye ölçeğinde bir bilim adamı olmayı planlarken dünya ölçeğinde bir bilim adamı olmaya doğru büyük bir ufka yolculuğa çıkmış çok sayıda arkadaşımız var aramızda. Eminim bu topluluk içerisinde daha nice Nobel ödülü alacak olanlar çıkacak. Eğer bir toplum, bir havza bilgi paradigmasında bir sıçrama yapmamışa siyasal bir sıçrama imkanı yoktur. Yapsa bile bunu sürdürülebilir bir imkanı yoktur. Hangi büyük siyasi düzene bakarsanız bakın bir önceki dönemde çok büyük bir entelektüel uyanışı görürsünüz. Ne kadar büyük ordulara sahip olursak olalım, ne kadar güçlü ekonomimiz olursa olsun arkasında entelektüel ve zihni bir plan yoksa hiçbir devlet baki olamaz. Arkasında bir değer boyutu olarak ahlak yoksa hiçbir bilimsel gelişme insanlığa huzur sağlayamaz. 1347-1351 arasında veba salgını dolayısıyla Avrupa’nın 3’te 1’i nüfusu kırılmıştır. Yaklaşık 75 milyon insan ölmüştür. Çünkü bilim gelişmediği için vebanın bir tedavisi yoktu. Şimdi vebadan ölen yok çünkü bilim gelişti. Ama ahlak aynı ölçüde derinleşemediği için yine 4 yıl içinde ikinci dünya savaşında atom bombası dahil bilim kullanılarak bilimsel gelişme kullanılarak 45 milyon insan ölmüştür. Dolayısıyla bilimin ahlaki ve felsefi arka planında denetlenmesi bilimsel gelişme kadar önemlidir” ifadelerini kullandı.
"Eğer biz Türkiye’yi dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına sokacaksak, eğer biz Türkiye’yi dünyanın yükselen güçleri arasında hakkettiği yere getireceksek bunun olmazsa olmaz şartı bilim insanlarının buraya doğru yönlerini dönmesidir. Bizim görevimiz sizlere bu imkanı sağlamak" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bizim görevimiz sadece sizlere değil, Avrupalı, Amerikalı, Ortadoğu’da kriz yaşayan önemli bilim insanlarının da ülkemize gelmesidir. Eğer bulunduğunuz yerde çok hayati sizin bilimsel gelişmeleriniz için Türkiye’de aktaracak çok önemli büyük proje yürütmüyorsanız veya en azından bir dönem buna ara verebilecekseniz ne olur ülkenize geri dönün. Yani bulunduğunuz yerde büyük bir araştırma yapıyorsanız bunu söylemeye hakkımda yok doğruda değil. Ama ola ki bir yıl ara verebilecekseniz biz size Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde nasıl imkan verilecekse bunu sağlayalım gelin Türkiye’de yapın."
