Sakıncalı Piyade

1994 yılında askerlik yaparken PKK ile girdiği çatışmada yaralanan Yakup Vurhan (42), devletin kendisine sunduğu istihdam imkanından yararlanmak için İstanbul Tersanesi Komutanlığına başvurdu, sınavda başarılı oldu ancak işe girişi kabul edilmedi. Bunun üzerine dava açan Vurhan, “güvenlik soruşturmasının olumsuz olması nedeniyle” işe alınmadığı belirtilerek davayı kaybetti. PKK’lılar tarafından kaçırılan kardeşi yüzünden kendisine iş verilmediğini öne süren Vurhan, “Sakıncalı bulunmuşum. Suç bireyseldir ama onun cezası şuanda bana kesiliyor” dedi.

Sakıncalı Piyade
İzmir’de yaşayan 42 yaşındaki Mardinli Yakup Vurhan, 1994 yılında Kars 14. Mekanize Piyade Tugayı Komutanlığında piyade er olarak askerlik yaparken PKK ile girdiği silahlı çatışmada sağ ayağından yaralandı. Kendisiyle birlikte 11 kişinin yaralandığı olay sonrası Erzurum Mareşal Fevzi Çakmak Askeri Hastanesinde tedavi olan Vurhan, hastaneden çıktıktan sonra vatani görevini yapmaya devam etti. Olay sonrası yaralanan askerlere gazi unvanı verilmedi ancak Terörle Mücadele Kanunu Kapsamında Kamu Kurum ve Kuruluşlarında İstihdam Edilecekler Hakkında Yönetmelik’in yürürlüğe konulmasıyla istihdam olanağı sunuldu. Bu hakkından yararlanmak isteyen Vurhan, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı İstanbul Tersanesi Komutanlığına iş başvurusunda bulundu ve başvurusu kabul edildi. Vurhan yapılan sınavda başarılı oldu ancak daha sonra gelen yazıda "Komutanlığımız terörle mücadelede malul sayılmayacak şekilde yaralananlardan işçi alımı kapsamında iş yerimize işçi adayı olarak başvurunuzun değerlendirilmesi sonucunda işe başlatılmanız uygun görülmediğinden işe giriş iptal edilmiştir" ifadeleri kullanıldı. Vurhan, bunun üzerine Deniz Kuvvetleri Komutanlığı İstanbul Tersanesi Komutanlığı’na dava açtı ancak bu davayı kaybetti. Kararda, “29 Nisan 2014 tarihinde yapılan sınava katılarak başarılı olduğu, ancak buna rağmen işe başlatılması uygun görülmediğinden işe giriş işlemlerinin iptali üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu olan olayda dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden davacının askeri birimde çalışacak olması nedeniyle hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz olması nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmış olup bu durumda personel istihdamı noktasında davalı idarenin takdir yetkisinin bulunduğu ve bu takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanılması ile sınırlı olduğu açık olduğundan davacının görev yaptığı birim ve birimin özelliği dikkate alındığında takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna ulaşılmakla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir” denildi. Kendisiyle birlikte yaralanan arkadaşlarının çeşitli kurumlara istihdam edildiğini, bir tek kendisine iş verilmediğini belirten Vurhan, 1993 yılında henüz 12 yaşındayken bir anda kaybolan ve PKK tarafından kaçırıldığını duydukları kardeşi Edip Vurhan nedeniyle kendisine iş verilmediğini öne sürdü.

“AĞABEYİMİ PKK’LILAR KAÇIRMIŞTI”

Çatışmada yaralandıkları için devletin kendilerine iş imkanı sunduğunu, bu imkandan yararlanmak için iş başvurusunda bulunduğunu ifade eden Vurhan, “Başvuru kabul edildi, sınavda da başarılı oldum ama belli bir süre sonra ret geldi. Sonra güvenlik soruşturmasından dolayı sakıncalı bulunmuşum. 1993 yılında ağabeyimi PKK’lılar kaçırmıştı. Biz gereken mercilere müracaatta bulunmuştuk. Beni sakıncalı bulmalarını bu olaya bağlıyorum. Benim ailemden beş asker var. Bir tanesi de günü gelince askere gidecek. Babam emniyetten emekli” dedi.

“ATILAN KURŞUN DEĞİL, BU YAPILAN ACITIYOR"

Açtıkları davayı kaybettiklerini belirten Vurhan, şunları söyledi: “Davayı kaybettik, şimdi temyize gönderdik. Resmen fişlemişler bizi. Yine de mücadelemize devam edeceğiz. Davayı kaybettiğim için bir de üstüne 750 lira ödeyeceğim. Şuan bir ayakkabıcıda çalışıyorum. 1 kilometre bile yürüyemem. Atılan kurşun acıtmıyor, bu yapılan acıtıyor. Adli sicilim temiz. Ben ne yaptım, vatani görevimi yaptım. Suç bireyseldir ama onun cezası şuanda bana kesiliyor.”
Kaynak: İHA