HDP Adana Milletvekili Turan Açıklaması
"Aziz Güler'in cenazesinin Türkiye'ye alınmaması Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı"
HDP Adana Milletvekili Rıdvan Turan, 21 Eylül'de Suriye'de yaşamını yitiren Aziz Güler'in cenazesinin Türkiye'ye alınmamasının Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu söyledi.
Turan, Güler ailesi ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, Aziz Güler'in cenazesinin sınırdan geçirilmediğini, yapılan başvurulara muhatap bulamadıklarını kaydetti. Konuyla ilgili olarak 22 Eylül'de yapılan ilk başvuruya, Kaymakamlığın "Bakanlar Kurulu kararı nedeniyle Rojava'dan Türkiye'ye cenazelerin kabul edilemeyeceği" yanıtını verdiğini ifade ettiğini anlatan Turan, ancak yapılan araştırmada Bakanlar Kurulu tarafından alınmış herhangi bir karar bulunmadığını öğrendiklerini belirtti.
"En tabii hakkımız olan, kardeşimizin cenazesini kendi doğup büyüdüğü topraklarda defnetme hakkını elde edemedik" diyen Turan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının en temel hakkının memleketinde, doğup büyüdüğü yere defnedilmesi olduğunu söyledi.
Turan, "Ne kanun ne vicdan ne inanç bu yapılanları asla ve asla haklı çıkartamaz. Cenazenin sınırdan içeriye alınmaması Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin toptan inkar ve ihlal niteliğine sahiptir. Kimsenin bunu yapmaya hakkı yok; ne devletin ne AKP Hükümeti'nin... Bilinmelidir ki vicdan ve din özgürlüğüne yönelik acımasız saldırı vardır. Bu yapılan ayrımcılıktır. Aziz, bir sosyalist olarak kelle kesmeyi inanç belleyen ve vahşice saldırı politikası içindeki örgüte karşı insanlık görevi nedeniyle hayatını kaybetti. Cumhurbaşkanı ve Başbakan defaatle IŞİD'in terör örgütü olduğunu söyledi. Güler'in cenazesini bir an evvel bize verin, biz onu kendi ritüel ve inancına göre doğduğu topraklara defnedelim" diye konuştu.
Aziz Güler'in annesi Elif Güler, "Bir anne olarak 21 Eylül'de oğlumu kaybettim; o günden beri yanıyorum tutuşuyorum. Bir insani durum olarak bütün yetkililere, Emine Erdoğan ve Davutoğlu'nun eşine sesleniyorum; vicdanınız varsa, siz de benim gibi bir anneyseniz, bu acıları yaşamanızı istemiyorum. Oğlumun ölüsünün getirilmesi için en azından eşinizle konuşun. Oğlumun cenazesinin Türkiye'ye gelmesini istiyorum. Bu bir insani durum. Eğer bu insanların başları secdeye değiyorsa düşünsünler, sesimi duysunlar. Bu konu artık benim meselem olmaktan çıktı, Türkiye ve insanlık meselesi oldu. Herkesi duyarlı olmaya çağırıyorum" dedi.
Kaynak: AA
Turan, Güler ailesi ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, Aziz Güler'in cenazesinin sınırdan geçirilmediğini, yapılan başvurulara muhatap bulamadıklarını kaydetti. Konuyla ilgili olarak 22 Eylül'de yapılan ilk başvuruya, Kaymakamlığın "Bakanlar Kurulu kararı nedeniyle Rojava'dan Türkiye'ye cenazelerin kabul edilemeyeceği" yanıtını verdiğini ifade ettiğini anlatan Turan, ancak yapılan araştırmada Bakanlar Kurulu tarafından alınmış herhangi bir karar bulunmadığını öğrendiklerini belirtti.
"En tabii hakkımız olan, kardeşimizin cenazesini kendi doğup büyüdüğü topraklarda defnetme hakkını elde edemedik" diyen Turan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının en temel hakkının memleketinde, doğup büyüdüğü yere defnedilmesi olduğunu söyledi.
Turan, "Ne kanun ne vicdan ne inanç bu yapılanları asla ve asla haklı çıkartamaz. Cenazenin sınırdan içeriye alınmaması Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin toptan inkar ve ihlal niteliğine sahiptir. Kimsenin bunu yapmaya hakkı yok; ne devletin ne AKP Hükümeti'nin... Bilinmelidir ki vicdan ve din özgürlüğüne yönelik acımasız saldırı vardır. Bu yapılan ayrımcılıktır. Aziz, bir sosyalist olarak kelle kesmeyi inanç belleyen ve vahşice saldırı politikası içindeki örgüte karşı insanlık görevi nedeniyle hayatını kaybetti. Cumhurbaşkanı ve Başbakan defaatle IŞİD'in terör örgütü olduğunu söyledi. Güler'in cenazesini bir an evvel bize verin, biz onu kendi ritüel ve inancına göre doğduğu topraklara defnedelim" diye konuştu.
Aziz Güler'in annesi Elif Güler, "Bir anne olarak 21 Eylül'de oğlumu kaybettim; o günden beri yanıyorum tutuşuyorum. Bir insani durum olarak bütün yetkililere, Emine Erdoğan ve Davutoğlu'nun eşine sesleniyorum; vicdanınız varsa, siz de benim gibi bir anneyseniz, bu acıları yaşamanızı istemiyorum. Oğlumun ölüsünün getirilmesi için en azından eşinizle konuşun. Oğlumun cenazesinin Türkiye'ye gelmesini istiyorum. Bu bir insani durum. Eğer bu insanların başları secdeye değiyorsa düşünsünler, sesimi duysunlar. Bu konu artık benim meselem olmaktan çıktı, Türkiye ve insanlık meselesi oldu. Herkesi duyarlı olmaya çağırıyorum" dedi.
